Yarinin ertesi
Yarinin ertesi
(Depremden bir gün önce)
–Ne oldu, yatsana?
–Yıldızlara bakıyorum. Yanıp sönüyorlar.
–Yıldız bu, tabii ki yanıp söner.
–Bu gece bir başka yanıp sönüyorlar. Birer tesbih tanesi gibi dökülecekler sanki. Güneş de battı.
–Güneş akşam olunca batar.
–Bu batış çok garip. Bir daha doğmayacak sanki.
–Doğar, doğar inşallah. Yat artık.
–Gözü yaşlı nazlı kulları haber veriyorlar sanki.
–Neden.
–Yaralı yarınlardan.
–Yat artık. Bırak ağlayıp sızlanmayı.
–Kardeşim ve anam kalabalık bir rüya görmüşler. Kardeşim benim kaza geçirdiğimi görmüş.
–Hayra yor. Uyu artık.
–Ben acıların kazasını mı geçireceğim yoksa.
–Yat artık. İçecek suyun varsa bir şey olmaz.
–Susuzların içinde suyun tadını unutacakmışım sanki. Hava çok karardı. Ay dahi ışığından hüzünler saçıyor.
–Nereden çıkardın, Ay daha yeni hilal oldu.
–Bu hilal Hz. Muhammed’in (sav) Cennet tebessümüne davetiye saçıyor sanki.
–Uykusuz kalacaksın yat.
–Evet evet uykusuz kalacağım sanki. Rüzgarlar bir yerlere koşuşuyorlar gibi.
–Nereye koşuyorlar.
–Göremiyorum ama, bu koşuşun arkasında ilahi izler var sanki.
–Bulutlara da bir şey diyeceksin sandım.
–Padişahın emrini kapı eşiğinde bekleyen itaatkar asker gibi el pençe emir bekliyorlar sanki.
–Yat artık.
–Kuşlar cıvıl cıvıldı buralarda. Bu gece hiç ötmediler. Yoksa bir yere mi gittiler; Tesbih için zikir için.
–Sabahın seherinde öterler yat artık.
–Şu havlayan köpek çok garip inliyor bugün. Kum yığınının üstünde durmadan acı acı inliyor. Dönüp duruyor.
–Onlar gece uyumazlar. Sen artık yat.
–Karıncaların seslerini de duyamıyorum sanki.
–Onların ayak sesi zaten duyulmaz.
–Biliyorum da onların sesini duyacakmışız gibi geliyor bana. Atların kişnemelerini duyuyorsun değil mi?
–Yat artık.
–Bu kişnemeler çok farklı bu gece. Yarın yaylara koşamayacaklar sanki.
–Yat artık yarının ertesi ahrettir.
Yarinin ertesi
(Depremden bir gün önce)
–Ne oldu, yatsana?
–Yıldızlara bakıyorum. Yanıp sönüyorlar.
–Yıldız bu, tabii ki yanıp söner.
–Bu gece bir başka yanıp sönüyorlar. Birer tesbih tanesi gibi dökülecekler sanki. Güneş de battı.
–Güneş akşam olunca batar.
–Bu batış çok garip. Bir daha doğmayacak sanki.
–Doğar, doğar inşallah. Yat artık.
–Gözü yaşlı nazlı kulları haber veriyorlar sanki.
–Neden.
–Yaralı yarınlardan.
–Yat artık. Bırak ağlayıp sızlanmayı.
–Kardeşim ve anam kalabalık bir rüya görmüşler. Kardeşim benim kaza geçirdiğimi görmüş.
–Hayra yor. Uyu artık.
–Ben acıların kazasını mı geçireceğim yoksa.
–Yat artık. İçecek suyun varsa bir şey olmaz.
–Susuzların içinde suyun tadını unutacakmışım sanki. Hava çok karardı. Ay dahi ışığından hüzünler saçıyor.
–Nereden çıkardın, Ay daha yeni hilal oldu.
–Bu hilal Hz. Muhammed’in (sav) Cennet tebessümüne davetiye saçıyor sanki.
–Uykusuz kalacaksın yat.
–Evet evet uykusuz kalacağım sanki. Rüzgarlar bir yerlere koşuşuyorlar gibi.
–Nereye koşuyorlar.
–Göremiyorum ama, bu koşuşun arkasında ilahi izler var sanki.
–Bulutlara da bir şey diyeceksin sandım.
–Padişahın emrini kapı eşiğinde bekleyen itaatkar asker gibi el pençe emir bekliyorlar sanki.
–Yat artık.
–Kuşlar cıvıl cıvıldı buralarda. Bu gece hiç ötmediler. Yoksa bir yere mi gittiler; Tesbih için zikir için.
–Sabahın seherinde öterler yat artık.
–Şu havlayan köpek çok garip inliyor bugün. Kum yığınının üstünde durmadan acı acı inliyor. Dönüp duruyor.
–Onlar gece uyumazlar. Sen artık yat.
–Karıncaların seslerini de duyamıyorum sanki.
–Onların ayak sesi zaten duyulmaz.
–Biliyorum da onların sesini duyacakmışız gibi geliyor bana. Atların kişnemelerini duyuyorsun değil mi?
–Yat artık.
–Bu kişnemeler çok farklı bu gece. Yarın yaylara koşamayacaklar sanki.
–Yat artık yarının ertesi ahrettir.