Blue
Red
Green
Orange
Voilet
Slate
Dark
  • Değerli Kullanıcılarımız,
    İslami Sayfa, yenilen altyapısı ve tasarımı ile sizlere çok daha iyi hizmet sunabilmek adına büyük bir değişim ve yenilenme içerisindedir.
    Bu süreç içerisinde sizlerden ayrı kalacağımız kısa aralıklar olabilir, ek olarak kullanıcılarımız sitemizde mevcut üyeliklerine giriş yapmak istediklerinde "Şifre Sıfırlama"bağlantısını kullanarak mevcut e postaları ile bu süreci kolayca tamamlayabilirler.

“ŞEHİD Olmak İstiyorum”

mürmüdük

Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
7 Tem 2009
Mesajlar
6,974
Tepki puanı
0
Puanları
0
Yaş
49
Web Sitesi
anadoluhaber.blogcu.com


“Allah yolunda öldürülenlere ‘ölüler’ demeyin. Aksine onlar diridirler ancak siz fark edemiyorsunuz.” (Bakara, 2/154)
 
T

tevbekarım





Furkan


Bismillahirrahmanirrahim

Bir Gemi… Rotası ezelde çizilen ve ebede yol alan kutlu bir gemi… Adıyla, sanıyla ve 9 Şehidiyle Mavi Marmara Gemisi… O gemide bir yiğit… Taşkın ve aşkın imanlı, 19’luk çınar… Henüz lise birinci sınıftayken hocasının; “ilerde ne olmak istiyorsun?” sorusuna: tereddütsüz, “ŞEHİD olmak istiyorum” cevâbını veren, nur yüzlü çocuk… YAŞAYAN ŞEHİD FURKAN DOĞAN…

31 Mayıs 2010 günü, Peygamber katili ceddinden tevârüs eden menfî ve necîs ruh seciyesini, şahsında son haddine kadar tecellî ettiren kuduz “siyonistan”ın, köpek tıynetli askerinin, âdi kurşunlarıyla, Kâinâtın Efendisi’nin (s.a.v) mübârek ağûşlarında yerini aldı Furkan…

Hâdise üzerine tonla demeç, köşe yazısı, röportaj… “Bile bile ölüme gittiler”, “Gitmeselerdi ölmezlerdi”, “Tedbir alınmalıydı”, “Olacağı buydu”, “Otoriteye başkaldırdılar” “Şehid olmaya gidiyoruz diyerek gittikleri için şehid sayılamazlar” meâlinde beyânatların bini bin para… Şimdi; hâdiseye geri dönmek kaydıyla gelin seyr-i rûhânî ile Saadet Asrı’nda bir ufak tenezzühe çıkalım…

Mekke’deyiz… O “kutlu belde”de… Hak Din’in zuhûrunun ilk yılları… İşte Allah’ın Resûlü (s.a.v), Mekke’yi kavuran güneşin gözünü kamaştırıyor… Ve O’nun etrafında halkalanmış, her biri yıldızları kıskandıran Ashâb-ı Kirâm… Soruyor Peygamber (s.a.v); “Kâbe’de kim Kur’ân okur?”… Sıska, zayıf, çelimsiz bir Sahabî şecaâtle atılıyor öne ve “Ben okurum Yâ Rasûlallah!” deyiveriyor… Allah Resul’ü “Sen dur Ey Abdullah!” buyuruyorlar, “Zayıfsın, müşrikler seni darbederler”… Geri çekiliyor Abdullah İbn-i Mes’ud (r.a)… İki kez daha tekrarlanıyor aynı soru ve ikisine de aynı cevap: “Ben okurum Yâ Resûlallah!”… Efendimiz (s.a.v.) ve Sahâbîler tekrar dile getiriyorlar endişelerini… Bunun üzerine “Vallahi” diyor Abdullah (r.a), “Yeryüzündeki tüm kafirlerin, gözümde sinek kadar dahi hükmü yok!”… Ve Kâbe’nin yolunu tutuyor Müslümanların altıncısı… Varıyor Beytullâh’a… Güzel sesiyle besmele çekip başlıyor okumaya “Rahmân Sûresi”ni … Bunu duyan küfür kuduzu Ebu Cehil hiddetle koşuyor Kâbe’ye ve darbediyor o şanlı Sahabeyi… Abdullah (r.a) dönüyor Efendisine (s.a.v.)… Mübarek yüzü kanlar içinde… Allah Resûlü yalnızca tebessüm buyuruyorlar…

Aradan seneler geçiyor… Bu kez mekân Bedir… Harbin kızıştığı hengâmede Abdullah İbn-i Mes’ud (r.a), yaralı vaziyette yatan Ebu Cehli gördüğü gibi varıyor yanına ve ayırıyor kellesini gövdesinden… O kadar zayıf ki ancak sürüyerek getirebiliyor “küfrün başı”nı, Efendisinin (s.a.v) huzuruna… O (s.a.v) yine tebessümde… Ashâb merak ediyor ve soruyor bu iki tebessümün hikmetini… Allah Resûlü’nün cevâbı: “O gün bana bu manzara Cebrail (a.s) vasıtasıyla gösterilmiş ve müjdelenmişti!”

Evet, Ebu Cehil o dönemde Mekke’nin “otorite”siydi. Lâkin Abdullah İbn-i Mes’ud (r.a), Kâbe’de Kur’ân okuyarak, “otoriteye başkaldırmış” ve bu sebepten kanını feda etmişti. Çünkü O (r.a.) Allah ve Resûlü’nden başka “otorite” tanımıyor/bilmiyordu! İnanmıştı ve zayıflığına aldırış etmeden girip küfrün ortasına “Er-Rahman” sâdâsını çınlatmıştı mühürlü kulaklarda! Zulme uğrayacağını bile bile gitmişti. Zira imânı durdurmuyordu O’nu (r.a). Silahı da yoktu üstelik. Yanına aldığı tek şey “imân dolu göğsü” idi. Ve yine o “iman dolu göğsün”, küfrü yere sereceğinin müjdesi de o gün verilmişti.

İşte Furkan da bu hislerle bindi o “Şehâdet Gemisi”ne. O da zayıf ve güçsüzdü. Onun da imânından gayrı yoktu silahı. O da bindiği gemiye yön veren rüzgardaki “Allah Bir” sadasını haykırmak için gidiyordu “siyonistan”ın ta içine. O da herkes gibi biliyordu “otoritenin gücü”nü. Lâkin “Allah’ın nuru ile bakan” gözlerinde “sinek kadar hükmü yok”tu bu gücün. Çünkü “Allah’tan başka havl ve kuvvet sahibi yoktur”a tamdı inancı. Bizler de tüm bunlardan hareketle inanıyoruz ki zafer müjdesinin verildiği andır, Furkan’ın şehâdet şerbetini içtiği an. Ve yine İnanıyoruz ki Furkan’ın ruhaniyeti olacaktır hortlayan küfrün kellesini koparan…

Hadiseden süzülen mânâ seziliyor mu? Kardeşlerimizin, “kenefe giderken dahi otoriteye danışangiller familyasınca”; “otoriteden izin almayıp”, “tedbirsizce”, “bile bile ölüme giden âsiler” olarak lanse edilmesiyle, aziz hatıralarına ve ruhâniyetlerine nasıl haince tükürüldüğü görülüyor mu? Eğer hâlen aşkınız, vecdiniz kabuk bağlamamışsa ve zamanüstü tecellileri yakalayacak ferasete sahipseniz muhakkak ki görüyorsunuz. Ama onlar görmezler/anlamazlar…

Onlar kim mi?

ONLAR:

• Hadiselerin kabuğunda ve posasında kalan kışır edebiyatçılarıdır.

• İslâmdaki topluluk (cemaat) hakîkatini zedeleyen şenaat yuvalarıdır.

• Mânâyı dar anlayışlarında hapseden ve nefslerinde kokutan kaba softacıklardır.

• Sır idrâkinden yoksun bîçarelerdir.

• Olayların iç yüzüne nüfuz etme ihtiyacı hissetmeksizin kaba ve kuru akıl çerçevesinde pragmatist ve determinist yaklaşımlarla ahkâm kesici gayretkeşlerdir.

• Her oluşu yalnızca madde planında algılayan ve yorumlayan “ruhî çaba” mefhumundan dahi habersiz bigânelerdir.

• Amr Bin Cemûh’un (r.a) “Allah’ım bana şehâdet nasîb et!” duasından habersizlerdir.

Hâsılı; Mavi Marmara’nın bacasından tüten mânâ, tüm mü’minler için bir turnusol kağıdı, değişmez ve şaşmaz bir mizan olmuştur. Hadise üzerine yapılan/verilen tepkileri, demeçleri, röportajları, yorumları vs. bu ölçüye nisbetle değerlendirdiğimizde, kimin neci ve kimin kimden yana olduğu –yani hakikat- tüm çıplaklığıyla ortaya çıkmıştır/çıkacaktır.

Yazımı, “Mutlak Söz Sahibi”nin sözleriyle mühürlüyorum:

“Ey imân edenler! Yolculuğa çıkan veya savaşa giden kardeşleri için ‘yanımızda kalsalardı ölmez ve öldürülmezlerdi’ diyen kâfirler gibi olmayın. Allah, bu tür düşünceleri onların kalplerinde acı bir pişmanlık kaynağı yapacaktır. Yaşatan da öldüren de Allah’tır. Allah, yaptıklarınızı görmektedir.” (Âl-i İmrân: 156)

Ahmet Ümit Bayram







“Ey imân edenler! Yolculuğa çıkan veya savaşa giden kardeşleri için ‘yanımızda kalsalardı ölmez ve öldürülmezlerdi’ diyen kâfirler gibi olmayın. Allah, bu tür düşünceleri onların kalplerinde acı bir pişmanlık kaynağı yapacaktır. Yaşatan da öldüren de Allah’tır. Allah, yaptıklarınızı görmektedir.” (Âl-i İmrân: 156)
 

mürmüdük

Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
7 Tem 2009
Mesajlar
6,974
Tepki puanı
0
Puanları
0
Yaş
49
Web Sitesi
anadoluhaber.blogcu.com



“Ey imân edenler! Yolculuğa çıkan veya savaşa giden kardeşleri için ‘yanımızda kalsalardı ölmez ve öldürülmezlerdi’ diyen kâfirler gibi olmayın. Allah, bu tür düşünceleri onların kalplerinde acı bir pişmanlık kaynağı yapacaktır. Yaşatan da öldüren de Allah’tır. Allah, yaptıklarınızı görmektedir.” (Âl-i İmrân: 156)
Allahcc razı olsun...
İşittik ve itaat ettik...
BESMELE...SELAM...DUA...
 

mürmüdük

Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
7 Tem 2009
Mesajlar
6,974
Tepki puanı
0
Puanları
0
Yaş
49
Web Sitesi
anadoluhaber.blogcu.com
“Yoksa siz; Allah, içinizden cihad edenleri (sınayıp) ayırt etmeden ve yine sabredenleri (sınayıp) ayırt etmeden cennete gireceğinizi mi sandınız?” (Kur’an-ı Kerim, Sure 3. “Ali İmran”, ayet 142)
 

melissa26

Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
29 Ara 2011
Mesajlar
1,865
Tepki puanı
0
Puanları
0
Yaş
47
Ne desek size uymaz... bildiginizle gidin işte
(negatifim )kesin kelleleri deyin Allah için, atın kendinizi uçurumdan, deyin Allah için...
Yüreğime acı katanlar zulmün hiç bitmesini istemeyenler
Zalim korkudan yapıyor, inanan kendini savunamıyor, bazıları böyle atıp duruyor
 

mürmüdük

Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
7 Tem 2009
Mesajlar
6,974
Tepki puanı
0
Puanları
0
Yaş
49
Web Sitesi
anadoluhaber.blogcu.com
GELİYORUZ ! Mavi Marmara "Özgürlük filosu koalisyonu", Gazze'ye yeni bir filonun yakında yola çıkacağını açıkladı.
 

Griş Yapın veya Üye Olun

Yanıt için giriş yapmanız veya üye olmanız gerekir.
veya

Yeni hesap oluştur

Topluluğumuzda bir hesap oluşturun. Bu işlem çok kolay!
Üst Alt