Neler Yeni

Hoşgeldiniz İslami Forum Sayfası

Tüm özelliklerimize erişmek için şimdi bize katılın. Kaydolduktan ve oturum açtıktan sonra, konular oluşturabilir, mevcut konulara yanıtlar gönderebilir, diğer üyelerinize itibar kazandırabilir, kendi özel mesajınızı edinebilir ve çok daha fazlasını yapabilirsiniz. Ayrıca hızlı ve tamamen ücretsizdir, peki ne bekliyorsunuz?
Blue
Red
Green
Orange
Voilet
Slate
Dark

Yıldız Vakitleri (1 Kullanıcı)

dinci

Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
27 Ara 2006
Mesajlar
2,686
Tepki puanı
1
Puanları
0
Günün, gece yarısından sonraki saatlerinin hoşuna gittiği zamanlardı. Çoluk çocuk uyuduğunda sessizce yattığı yerden kalkar, oturma odasına geçmeden önce mutfağa girip kendisine bir kahve hazırlar, sigara paketini de alıp odaya öyle geçerdi. Işıkları açmasına gerek yoktu; sokak lambası hemen kapılarının önündeydi ve hoş bir gece lambası gibi odayı aydınlatıyordu. O, Pencerenin önündeki kanepeye oturur, önce sokağa ve karşıdaki evlere bakar, sonra çatıların üstünden görünen karanlık gökyüzünü seyrederdi; bir iki yıldız görmeyi umarak.Gün; o zamanlar daha uzun ve hareketliydi. Ev işleriyse bitmek bilmeyecek kadar yoğun. Çamaşır, bulaşık, öğünlerinin atlatılmaması gereken gelişme çağındaki çocuklar… Onların okul görüşmeleri, kızın okula götürülüp, okuldan alınması, araya giren komşu, arkadaş ziyaretleri, alışveriş, akşam yemeğinden sonra ders çalış diye uyarılan çocukların kontrolü ve çocukların birbiri ile kavgaları…—Anne şuna bak, bana ne diyor.— Deme kardeşine öyle, dersine bak sen.— Ben, film seyredecem.— Olmaz! Önce ders, sonra bakarız, duruma göre…— Sen en iyisi bir tatlı yapsana anne!...Uzun yıllar, ana - kız olarak sürdürdükleri iki kişilik, tenha yaşantıları, evlendiği gün sonrası sona ermiş ve birdenbire başlamıştı tüm bu yoğunluk. Koca ve kocanın kalabalık ailesi, ardından iki çocuğun aralarına katılması ile yaşamı bir anda değişmişti, bambaşka bir boyuta geçmiş gibi gelirdi ona. Gece yarısı uykusunun kaçması, sessizce yerinden kalkıp sokağın durgunluğunu seyre dalması bahaneydi. Düşünceleri ile baş başa kalabileceği eşsiz saatleri keşfetmişti. Günün bu zamanını giderek daha çok sever oldu. Gece yarısından sonra, daracık bir sokağı, karşıda hareketsiz duran, karanlık, eski yüzlü apartmanları ve çatıların biraz ilersinde görünen siyah boşluğu seyrederek yıldız aramak, giderek zevk veriyordu. Oysa yeni bir şey yoktu seyredecek o kara boşlukta. Belli bir düzende, seyir halindeydi her şey. Yine de “Nasıl duruyoruz ya?” diye şaşardı o boşluğa bakıp. İçinde tuhaf bir ürperme duyardı ara sıra, “Düşünsene” derdi kendi kendine, “Uzayın orta yerinde, boşlukta dönen bir kürenin üstünde yaşamak zorundayım”, lunaparkta korkudan binemediği, binenlere de şaştığı dönme dolabı düşünürdü. “Dünya üzerinde yaşıyorum ve dönme dolaba binmeğe korkuyorum, çelişkiye bak ” derdi. Yenemediği garip bir yükseklik korkusu vardı, Dünya üzerinde olduğunu hatırlatıyordu yıldızlar ona. Yine de her gece yıldız aramaktan vaz geçmiyordu. Karanlığın yoğun olduğu bir esnada, aniden bir yıldızcık görünüverirdi. Kısa bir süre kırpıştırır ışığını, sonra kaybolurdu. Çok güzel bir andı bu. Bilirdi o esnada bir bulutun yıldızı görünmez yaptığını. Onların küresel biçimlerde dönen, taş, toprak, ateş, gaz, her ne ise bir şeyler olduğunu bilirdi ama yine de sihirli olduklarını düşünmek hoşuna gidiyordu. Çoğu insanın inandığı gibi; yukarda kendisine ait bir yıldızının olduğuna inanmak güzel bir duyguydu ve seviyordu böyle hissetmeyi. Kendisine ait bir sırrı vardı böylece, kimseyle paylaşmadığı bir sır.Her gece sessiz ve hareketsiz değildi o sokak. Yoldan geçen bir araba, evine geç saatte dönen bir- iki kişinin adım sesleri, ya da hızla karşı yola koşan ürkek bir sokak kedisinin devirdiği çöp tenekesinin gürültüsü ile bölünürdü daldığı düşünceler.Bazı geceler, karşı apartmanın bodrum katında oturan yaşlı teyzenin de perdelerinin kıpırdadığını görürdü “Uykusu kaçmış belli” derdi içinden. Tek başına yaşadığını biliyordu kadının. Kışın sonlarına doğru, güneşli havalarda evinden çıkar, bahçe duvarının üstünde otururdu. Geleni gideni de yoktu. Üst katındaki komşu, bu kadından çok hoşlanmazdı “Oturup duvarda insanları inceliyor, dedikoducunun teki galiba” demişti bir seferinde onun için. Çöp tenekesinin yanına gazete kâğıdı içinde kedilere yemek vermesine de sinirleniyordu, rüzgâr kâğıtları uçurup, bahçeyi kirletebilirmiş. Soğuk bir kış gecesi, o; yine böyle kalkıp sabaha karşı yıldız ararken, yaşlı kadının sessiz adımlarla apartmandan çıktığını gördü. Belinden yukarısı hafifçe eğik, zorlukla adım atıyordu. Üstünde sadece el örgüsü, eski görünüşlü bir hırka vardı. Kadın, Ayağındaki terlikleri sessizce sürüyerek, buzlanmış kaldırımda dikkatle ilerledi. Yan apartmanın önünde duran, akşam saatlerinde getirilip boşaltılmış kömür yığınına yaklaştı. Belli ki taşınması sabaha kalmıştı kömürlerin. Eğilip, elindeki torbaya kömür doldurmaya başladı. Kadının bu davranışına önce canı sıkıldı; başkasına ait kömürleri almaya hakkı olmadığını düşünüyordu. Yaşlı kadın, acele ve sessiz olmaya gayret ederek torbasını doldurmaya devam etti. Ara sıra başını kaldırıp, komşulardan gören olup olmadığını anlamak için sağa sola bakınıyordu. Kimsenin kendisini görmediğinden emin olamadığından, hızlandırmaya çalışarak adımlarını, döndü evine yarım torba kömürle. Onun gibi uykusu kaçanların olabileceğini biliyordu o sokağın kenarında dizili, eskimiş yüzlü, orta halli evlerde. Ama birilerinin yıldız arayacak vakti hiç yoktu. O geceden sonra, kış bitene kadar, her zaman olduğu gibi kimseyi uyandırmadan kalktı her gece yarısı. Sabaha çok yakın saatlerde de kalktığı olurdu bazen. Gündüzden hazırladığı bir torba kömürü alır, içinde yakalanma korkusuyla apartmandan çıkar, karşı kaldırıma geçerdi. Bodrum katta oturan yaşlı teyzenin kapısına bırakırdı kömürleri. Sonra dönerdi heyecan içinde, yüreği çarparak. Kanepesinde oturur, kahvesini yudumlar, sigarasından derin bir nefes alırdı ve hep şaşırmaya devam ederdi, bu koskoca boşlukta, sonsuz yükseklikte dönen mavi bir kürenin mucizesine. Bu mucizenin üzerinde korkmadan nasıl kalabildiğine şaşardı. Savaşlara, haksız ölümlere, üzgün çocuklara ve tüm acıların nasıl olup da öylesine sıradan sayılabildiğine hep şaşardı. Her gece korkuları ile bir- iki saat baş başa kaldığına kimsenin şahit olmadığı birkaç kış geçti o gecenin üstünden. Hep aynı arayışın sürdüğü kış geceleri, yıldız şaşkınlığında…
 

MAZLUMkul

Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
6 Mar 2008
Mesajlar
940
Tepki puanı
0
Puanları
0
Yaş
43
Selamun aleykum değerli ablam , emeğine sağlık, nasılsın iyi misin?

hikayeyi okuyunca bazı bölümlerinde kendimi , bazı bölümlerinde seni gördüm.....hikaye senin mi ablacım, sürükleyici aynı zamanda oldukça gerçekçi bir yazı....
Allah'a emanet ol...
 

dinci

Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
27 Ara 2006
Mesajlar
2,686
Tepki puanı
1
Puanları
0
Selamun aleykum değerli ablam , emeğine sağlık, nasılsın iyi misin?

hikayeyi okuyunca bazı bölümlerinde kendimi , bazı bölümlerinde seni gördüm.....hikaye senin mi ablacım, sürükleyici aynı zamanda oldukça gerçekçi bir yazı....
Allah'a emanet ol...

aleyküm selam iyim canım sen nasılsın incinur nasıl oldu ablam hikayeyi sabah okudum sizlerlede paylaşmak istedim dediyin gibi hepimizden bir parça var içinde canım ALLAHA CC emanet ol
 

MAZLUMkul

Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
6 Mar 2008
Mesajlar
940
Tepki puanı
0
Puanları
0
Yaş
43
s.a. herhalde bir karışıklık oldu ablacım ben MAZLUMkul,
incinur mahsunkul'un kızı ....:) o da değerli ve çok sevdiğim bir kardeşimiz, sadece siz değil genelde karıştırılıyoruz.....bu siteye üye olurken öyle mahsun hissediyordum ki kendimi mahsun kul nickini yazdım ancak varmış bende mazlumkul(kimin mazlum olduğunu ancak Allah cc. bilir) yazdım neyse nasip buymuş Rabbim böyle olmasını istemiş...... sadece bilgi vermek için yazdım nilüfer ablacım.....mahsunkul ve kızı incinurumu da çok seviyorum , tabi ki seni de dualarımdasın ablacım kendine iyi bak
Selam ve dua ile....
 

dinci

Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
27 Ara 2006
Mesajlar
2,686
Tepki puanı
1
Puanları
0
s.a. herhalde bir karışıklık oldu ablacım ben MAZLUMkul,
incinur mahsunkul'un kızı ....:) o da değerli ve çok sevdiğim bir kardeşimiz, sadece siz değil genelde karıştırılıyoruz.....bu siteye üye olurken öyle mahsun hissediyordum ki kendimi mahsun kul nickini yazdım ancak varmış bende mazlumkul(kimin mazlum olduğunu ancak Allah cc. bilir) yazdım neyse nasip buymuş Rabbim böyle olmasını istemiş...... sadece bilgi vermek için yazdım nilüfer ablacım.....mahsunkul ve kızı incinurumu da çok seviyorum , tabi ki seni de dualarımdasın ablacım kendine iyi bak
Selam ve dua ile....

kusura bakma canım ya aslında biliyordum bir anlık dalgınlığıma gelmiş olsun canım hepimiz kardeşiz ALLAHIN CC izniyle ALLAHA CC emanet ol
 

safiye

Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
12 Eki 2006
Mesajlar
1,584
Tepki puanı
0
Puanları
0
şükür ablam az işden yana sikintim var görelim mevlam neyler neylerse güsel eyler
 

dinci

Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
27 Ara 2006
Mesajlar
2,686
Tepki puanı
1
Puanları
0
şükür ablam az işden yana sikintim var görelim mevlam neyler neylerse güsel eyler

canım her gün ya REZZAK ismi şerifini bir tesbih çek ALLAH CC hayırlısını versin inşallah bide perşembe günü başla akşam namazından sonra 206 tane YA REZZAK ismi şerifi çek taki diyer perşembe akşam ezanına kadar hergün aynı saatte çek ALLAH CC kerimdir
 

Bu konuyu görüntüleyen kişiler

Üst Alt