Neler Yeni

Hoşgeldiniz İslami Forum Sayfası

Tüm özelliklerimize erişmek için şimdi bize katılın. Kaydolduktan ve oturum açtıktan sonra, konular oluşturabilir, mevcut konulara yanıtlar gönderebilir, diğer üyelerinize itibar kazandırabilir, kendi özel mesajınızı edinebilir ve çok daha fazlasını yapabilirsiniz. Ayrıca hızlı ve tamamen ücretsizdir, peki ne bekliyorsunuz?
Blue
Red
Green
Orange
Voilet
Slate
Dark

Resulullah Çanakkale’de (1 Kullanıcı)

NUHALI06

Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
25 Tem 2006
Mesajlar
74
Tepki puanı
0
Puanları
0
B)B)B)B)B)B)B)B)B)B)

Resûlullah Çanakkale'deki asker evlâtlarının yardımına gitmişti

Tarihler 1928 yılını göstermektedir. Osmanlının son devir âlimlerinden, ilmi ile amil Alasonyalı Cemal Öğüt Hocaefendi hacca gider. Cumhuriyet yeni kurulmuş, hızlı bir değişim yaşanıyor, Çanakkale savaşının üzerinden de on yılı aşkın bir zaman geçmiştir.

Cemal Öğüt Hocaefendi Mekke'deki vazifesinin tamamladıktan sonra Medine'ye gider. Medine'de her zamankinden fazla kalır. Bu esnada Osmanlı coğrafyasının değişik bölgelerinden gelen hacılarla istişarelerde bulunur. Osmanlı devleti yıkılmıştır, Osmanlı'dan geri kalan toprakların büyük çoğunluğu ya işgal altındadır ya da sömürge durumuna düşmüştür.

Cemal Öğüt Hocaefendi vaktinin çoğunluğunu Mescid–i Nebevî'de geçirir. Bu arada Efendimizin türbesindeki görevlilerle yakınlık hâsıl olur. Hiçbir dünyalık beklemeden, sadece Resûlullah'a sevgi ve muhabbetinden dolayı türbeye hizmet eden bu güzel insan da Cemal Öğüt Hocaefendiye yakınlıkduyar ve güzel bir dostluk kurulmuş olur.

Cemal Öğüt Hocaefendi türbedarla yaptığı sohbetlerde bir şey dikkatini çeker. Türbedar Osmanlı devletine son derece bağlıdır, hatta o kadar ki Osmanlı adı geçtiği yerde muhakkak bir hürmet ifadesi belirtisi gösteriyordu. Bu nuranî ihtiyarın Osmanlı'ya bu derece bağlı ve hürmetli olması Cemal Öğüt Hocaefendinin merakımı celbeder, bir gün sorar:

"Sizde Osmanlı'ya karşı derin bir sevgi ve muhabbet görüyorum, bunun özel bir sebebi var mı?" Nurani ihtiyar derin bir düşünceye daldı, kısa süre sonra başını kaldırdı ve şöyle dedi:

"Allah ve Resûl'ünün muhabbeti, Osmanlı'yı sevmemi gerektirir." Cemal Öğüt Hocaefendi bu açıklamadan pek bir şey anlamaz. Anlamadığı da zaten yüz hatlarından anlaşılmıştır. Türbedar pek fazla bilgi vermek niyetinde değildir, ancak Cemal Öğüt Hocaefendi bir şeylerin olduğunu anlar ve ısrar eder. Nur yüzlü ihtiyar anlatmaya devam eder:

"Osmanlı'yı sevmem için şu anlatacağım hâdise yeter de artar bile."

1915 senesinde Medine'de başından geçen bir hâdiseyi şöyle anlatır.

1915 yılının hac mevsimi idi. Her hac mevsiminde olduğu gibi, dört bir yandan mü'minler geliyordu, bu gelenlerin içinde Hindistan ulemâsından, âlim, zahit, keşfi açık gerçek bir Allah dostu da bulunuyordu. Bu Allah dostu ile sizinle olduğu gibi yakınlık oluştu, sohbetine katıldık. O kadar güzel sohbetleri oluyordu ki, kendi ağlıyordu, dinleyenleri de ağlatıyordu. O zamanlar Osmanlı'nın çok sıkıntıda olduğu zamanlardı, ehl–i küffar, İslâm'a karşı saldırıya geçmiş, Payitahtta Çanakkale Boğazı'nda büyük savaş oluyordu.

Hindistanlı âlimde bir şey dikkatimi çekmişti, sohbetlerinde ağlıyor, namazlarında ağlıyor, yolda yürürken bile gözünden yaş eksik olmuyordu. Ağlamadığı zamanlar bile devamlı hüzünlü idi. Merakım artıkça artı ve bir gün kendisine bunun sebebini sordum:

"Efendi! Bu mübarek yerdesin, gözün gönlün açılacağı yerde devamlı ağlıyorsun, ağlamadığın zamanlarda yüzünde hüzün var, bunun sebebi, hikmeti nedir?" Beni yayına oturttu, gözlerindeki yaş damlaları daha da hızlanarak akmaya başladı. Sonra yaşlarını sildikten sonra bana dedi ki:

"Ben uzun yılların hasreti ile çok uzaklardan buralara geldim. Ben Kâinatın Efendisi'nin kokusunu, ruhaniyetini Hindistan'dan alırdım. Şimdi buralara geldim, Efendimin kabr–i şerifi başındayım, ama Hindistan'da aldığım feyiz ve nuranîliği burada bulamadım. Bu ne hâldir diye düşünüyorum, acaba bir günah mı işledim, bir suçum mu var? Efendim benim üzerimden himmetini çekti mi? Ya da Efendim, burada değil, burada olsa onu hisseder, onun ruhaniyetinden bereketlenirdim. Bu hâl beni perişan etti… Ağlamamın sebebi budur."

Türbedar bu Allah dostunu dikkatle dinledi, ancak o da bu işe ne bir yorum getirebildi, ne de bir şey diyebildi. Ancak nur yüzlü türbedarın da kafası karışmıştı. Bu Hindistanlı âlimin, yalan söyleme, abartı yapma gibi bir durumu söz konusunu değildi. Son derece samimî bir hâl içindedir. Hindistanlı âlimin söylediklerine yabancı değildi. Her hac mevsiminde değişik bölgelerden gelen Allah dostları ile karşılaşır, onları Allah Resûlü'nün ruhaniyeti ile nasıl bağlantılar kurduklarını bilirdi. Bu Hindli âlim de onlardan biri idi, türbedarın bunda zerre şüphesi yoktu. Peki, bu âlimin söyledikleri nasıl açıklanacaktı?

Yaşlı türbedar gündüz dinlediklerinin etkisinde kalmıştı, gece yatağına yattığında da kafasındaki soru işaretleri gitmemişti.

Sabah namazına kalkmadan önce türbedar bir rüya görür. Rüyasında Kâinatın Efendisini görür. Nur yüzlü türbedar, edebinden Efendimize bir şey soramaz. Dün yaşananlar aklına gelir, bir şey diyemez. Türbedarın düşüncelerine Kâinatın Efendisi cevap verir:

"O kardeşimin hissettiği doğrudur. Ben her zamanki makamımda değilim, birkaç zamandır Çanakkale'deyim… Çok zor durumda bulunan kardeşlerimi yalnız bırakmaya gönlüm razı olmadı. Onlara yardım ediyorum…"

Hindistanlı âlim, Allah dostunun vaziyeti anlaşılmıştı. Burada akla şöyle bir soru gelebilir: Efendimiz bulunduğu makam itibariyle, bir anda birden çok yerde bulunamaz mı? Elbette bulunur, başta Hızır Aleyhisselâm'ın ve Allah'ın veli kullarının bulunduğu gibi. Buradaki, hâdise birine gösterirler, ondan da herkese duyururlar mahiyetindedir.


Yetiş ya Muhammed Kur-an’ın elden gidiyor!

Çanakkale en zorlu günlerinden birini geçiriyor. Küffar ordusunun askerleri ilk defa karaya ayak basmıştır, ellerindeki üstün silah ve teçhizatla saldırıya geçerler. O zamanlar Osmanlı'nın müttefiki olan Almanya ordusuna mensup bazı subaylar da cephede bulunmaktadır. Şimdi bu subaylardan birine kulak verelim.

Alman Subay Sanders anlatıyor:

Çok dehşetli bir saldırı karşısında kalmıştık. Karaya çıkan İngiliz askerlerini gemiden top atışları ve makineli tüfekler destekliyordu. Bulunduğumuz siperlerden değil hareket etmek, en küçük bir hareket belirtisi bile onlarca mermiyi hemen o hareket noktasına çekiyordu.
Mevzilerden elini kaldıranın eli, miğferini kaldıranın miğferi parçalanıyordu. Böyle bir sağanak altında çaresizlik içinde beklemekten başka bir şey yapamıyorduk.

Bu şekilde ne kadar zaman geçti bilmiyorum. Birden bulunduğum yerden yaklaşık on beş metre uzağımızdan korkunç bir ses geldi. Sesle birlikte bir Türk askeri siperden kalktı, düşmana doğru koşmaya başladı. Hem koşuyor hem kollarını sağa sola sallıyor, hem de sesi çıktığı kadar bağırıyordu. Yanımda bulunan tercümanıma dedim ki:

–Şu koşan asker ne diyor?

–Komutanım! "Yetiş ya Muhammed Kitabın elden gidiyor!" diye bağırıyor.

Böyle bir manzarayı tarih görmemiştir. Asker sanki üzüm toplar gibi düşman mermilerini elleriyle topluyordu. Onu gören diğer askerler de siperlerinden hareketlendi ve o anda çok çetin bir savaş başladı. Kısa zaman sonra karaya çıkan İngiliz birliğinden geriye yerde yatan asker cesetlerinden başka bir şey görünmüyordu.

B)B)B)B)B)B)B)B)B)B)B)B)
 

Ahmed_1907

Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
1 Tem 2006
Mesajlar
992
Tepki puanı
0
Puanları
0
Yaş
42
Konum
TOKAT
RE: Resulullah Çanakkale’de

ALLAH RAZI OLSUN KARDEŞİM EMEĞİNE SAĞLIK SELAM VE DUA İLE...B)
 

Aşkâ Mecnun

Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
6 Tem 2006
Mesajlar
3,521
Tepki puanı
2
Puanları
0
Konum
Fatih - İstanbul
RE: Resulullah Çanakkale’de

selam olsun sana faydalı üye nuhali06 kardeş inşallah emeğin boşa gitmezde okurlar bizim insanlar pek okumayı sevmezler. hem de bu kadar uzunsa ama inşallah okurlar çünkü bunu bilmeyenler var ben bunu daha öncede başka bir kitapta okumuştum...türk evladının bu bilgiye çok ihtiyacı vardır eminim bunu okumalarını isterim selametle
 

Siyahgulsevdalisi

Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
20 Haz 2006
Mesajlar
2,046
Tepki puanı
0
Puanları
0
RE: Resulullah Çanakkale’de

Duygulanmamak eldemi kardeşim ne güzel yazmışsın efendimin bile yardıma koştugu bir Milletin torunuyuz onların kanı hala damarımızda ve diyorum biz düşmedik sadece yalpaladık elbet bir anda toparlanıcaz büyümemiz 600 sene sürdü kalkmamız ancak allah c.c. bilir ama elbet kalkıcaz VEDİYORUM Kİ YETİŞ YAAA MUHAMMED YETİŞ YA EFENDİM KUR AN ELDEN GİDİYOR. KİTABIN ELDEN GİDİYOR...
 

hakan162000

Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
10 Kas 2007
Mesajlar
5
Tepki puanı
0
Puanları
0
Yaş
46
Allah Razi Olsun Kardeşim Okurken Duygulanip Gözümden Yaşlar Akti. Emeğine Sağlik
 

Leyla_Ebedi

Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
2 Şub 2008
Mesajlar
331
Tepki puanı
0
Puanları
0
Yaş
17
Allahümme salli ala seyyidina muhammedin adede ma fi ilmillahi selaten daimeten bidevami mülkillah

Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala ali seyyidina Muhammedin fiyl evveliyn vel ahiriyn ve fil meleil ala ila yevmiddiyn.

Allahümme salli ala muhammedin ve enzilhül münzelel mugarrabe minke yevmel kıya-meh.


Rabbim razı olsun kardeşim bizlerle bu kadar önemli bir hadiseyi paylaştıgın okumamıza vesile oldugun için ..
 

Im_muslim

Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
8 Eki 2007
Mesajlar
3,194
Tepki puanı
0
Puanları
0
Yaş
39
ALLAH razı olsun kardeşim...emeğine sağlık çok güzel birpaylaşımdı...RABBİM sevablarınızı artırsın inşaallah

42.jpg
 

semra_06

Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
18 Tem 2007
Mesajlar
84
Tepki puanı
0
Puanları
0
Yaş
36
Allah razı olsun tüylerim diken diken oldu.Şehitlerimiz nur içinde yatsın
 

volkaneren78

Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
17 Tem 2008
Mesajlar
19
Tepki puanı
0
Puanları
0
Yaş
46
Emeğine sağlık bizler sizin okudukça Allah c.c sizlerden razı olsun.
 

aykut16

Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
20 Tem 2008
Mesajlar
1
Tepki puanı
0
Puanları
0
Yaş
32
hayırlı günler tüm müslüman alemi ilk baştaki metin çok güzel öyle bir metini bu sitede görmekten mutluluk duydum
 

hakaNet

Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
17 Ağu 2008
Mesajlar
301
Tepki puanı
0
Puanları
0
Yaş
32
Allah razı olsun sağol paylaşım için...duygulanmamak elde değil..Şehitlerimiz nur içinde yatsın..selametle
 

SEMA BENLİ

Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
16 Eki 2008
Mesajlar
17
Tepki puanı
0
Puanları
0
Yaş
40
Daha öncede duymuştum ama şimdi çok güzel bir akiş içinde okudum. Allah senden razi olsun kardeşim. Ne güzel bir olay. Ellerin dert görmesin.
 

tuğba:)

Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
17 Tem 2008
Mesajlar
4
Tepki puanı
0
Puanları
0
Yaş
38
Allah ım biz burada anlatılan değerli insanların neresindeyiz acaba!!!!!!
 

nurışığı

Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
24 Eki 2008
Mesajlar
479
Tepki puanı
0
Puanları
0
Yaş
36
Allah ım biz burada anlatılan değerli insanların neresindeyiz acaba!!!!!!

çok doğru söylüyosun kardeşim "yetiş ya MUHAMMED KUR-AN gidiyor" denmiş bunun için candan maldan evlattan geçilmiş. Biz bu rahatlıkla nelerden hangi boş seebeplerle neleri terk diyoruz. Korkarım silahla yapılamayan modayla trendle yapılacak. MALUM ÇAĞIMIZIN GEREKLERİ
 

hk8506

Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
2 Eyl 2008
Mesajlar
229
Tepki puanı
0
Puanları
0
Yaş
39
Allah razı olsun emeğinize sağlık..

:a09::a09::a09:
 

hasgül

Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
16 Mar 2009
Mesajlar
1,965
Tepki puanı
0
Puanları
0
Yaş
44
Tüylerim ürperdi, gözlerimden yaşlar taştı. Rabbim bizi de habibinin (s.a.s.) yanında olmakla şeferlendirir inşallah.
 

Bu konuyu görüntüleyen kişiler

Üst Alt