Neler Yeni

Hoşgeldiniz İslami Forum Sayfası

Tüm özelliklerimize erişmek için şimdi bize katılın. Kaydolduktan ve oturum açtıktan sonra, konular oluşturabilir, mevcut konulara yanıtlar gönderebilir, diğer üyelerinize itibar kazandırabilir, kendi özel mesajınızı edinebilir ve çok daha fazlasını yapabilirsiniz. Ayrıca hızlı ve tamamen ücretsizdir, peki ne bekliyorsunuz?
Blue
Red
Green
Orange
Voilet
Slate
Dark

Onlarin ogretmeni Efendimiz'di (1 Kullanıcı)

medine_asıgı_ebr

Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
27 Ağu 2009
Mesajlar
110
Tepki puanı
0
Puanları
0
Yaş
31
Onlarin ogretmeni Efendimiz'di

Sahabe-i Kiram devrinde Allah'in rizasini kazanma en birinci esasti. Allah'in rizasi karsisinda bir muminin, Allah ve Rasûlu'ne tercih edecegi hicbir sey yoktu.

Hatta onlar, sevgi ve alakasindan az kuskulandiklari zaman kendilerine munafik nazariyla bakiyorlardi. Imam Kastalani'nin ifadesiyle, icinde Hazreti Omer ve Hazreti Aise Validemizin de bulundugu yirmi kadar sahabi, kendilerinde nifak sifati var endisesini tasiyorlar ve korkuyorlardi. Âkibetinden endise edilen insan, emin olan, "Her seyim yerinde ve cennetin en guzel yerine girecegim" dusuncesinde olan, yani korkmayan insandir. Onlar devamli korkuyorlardi ve iclerinde derin bir endise vardi. Sahabenin, Allah'a fevkalade bir bagliligi vardi. Onlar, kufre ve nifaka goturen seylerden, yilandan ciyandan korkar gibi korkuyorlardi. Allah rizasindan baska hicbir sey dusunmuyorlardi. Onlar, din adina, dinin bir tek meselesini terk etmekten endise ediyorlardi.

Sahabe-i Kiram, butun guclerini imanlarindan aliyorlardi

Sahabe-i Kiram efendilerimiz guc ve kaynaklarini imanlarindan aliyorlardi. Insan, imani nispetinde guclu ve heyecanli olur. Onlarin hayatlarinda bu imana besiklik yapmasi itibariyla bir kisim ayri faktorler de vardir.

Birincisi, Sahabe-i Kiram bir kufur devri idrak etmisti. Onlar, kufru butun urpeticiligiyle gormusler ve butun parlakligi ve nuruyla Efendimiz'i (sallallâhu aleyhi ve sellem) ve Islam'i gorunce birdenbire yer degistirivermislerdir. Onlar, inancsizliga ait her seyi cok cirkin, imana ait her seyi ise cok ic acici ve insirah verici gormusler ve Islam'i orijinalitesiyle idrak edip yasamislardir. O donemde her sey ter u taze idi. Her gun sahabinin iman ve amel sofrasina yeni yeni turfanda meyveler getiriliyor ve bunlar birbirine benzemiyordu. Her gun yeni bir sey tadiyorlardi.

Ikincisi, bu orijinalite ve yeniligin verdigi bir sevk vardi ki, hic kimse bu noktada Sahabe-i Kiram'a kavusamaz. Onlar, Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem)'i bizzat goruyorlardi. Sahabe-i Kiram, Allah Rasulu'nun arkasinda namaz kilarken, O'nun hickiriklarini duyuyor, namaza giderken iki buklum olduguna sahit oluyorlardi.

Evet, o devir bir iman devri ve iman devraniydi. Butun bunlara sahit olan sahabe dogrudan dogruya Efendimiz'in nurundan istifade ediyorlardi ki, bu noktada sahabeye yetismek mumkun degildir.

Sahabe-i Kiram, mutlak fazilette herkesten ustundur. Mutlak ustunluk onlara aittir. Onlar kufur batakligindan cikip iman dairesine girmisler, yalani ellerinin tersiyle itip dogruyla yuz yuze gelmisler ve her turlu iffetsizlik, camur ve bataktan cikip gulistana girivermislerdir. Sahabe-i Kiram'in iman oncesi ve sonrasi hayatlari arasinda birdenbire buyuk bir mesafe meydana gelmistir. Bu hayatlarin biri alabildigine cirkin, digeri ise alabildigine guzel ve ic acicidir.

Her ayet nâzil oldugunda, Allah'tan gelen emirler kendilerine gelip ulastiginda, onlarin icinde yeni bir alem, o yeni alemin ufuklarina dogru yeni pencereler aciliyordu. Sahabe-i Kiram, Peygamber Efendimiz'in beseriyetinin ustunde harikulâde hallerine sahit oluyorlar, bizzat Nebi aleyhissalatu vesselamdan ders aliyorlardi. Bu durum onlari erisilmez kiliyordu.

Ashab-i Kiram'in namazi nasildi?

Ashab-i Kiram'in namazinin nasil oldugunun anlasilmasi adina su ornek yeterli olacaktir. Hazreti Cabir anlatiyor: "Zâtu'r-Rika" gazvesine cikilmisti. Musriklerden bir adam, ugradigi zarardan dolayi, "Muhammed'in ashabindan kan dokmeden geri donmeyecegim" diye yemin ederek, evinden cikip Rasulullah'i takibe koyulmustu. Aksam olunca Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) bir yerde konakladi ve dusmani kontrol icin ashabindan iki emin gozcu Abbad bin Bisr ile Ammar bin Yasir'i secti ve bir gecit yerine yerlestirdi.

Onlar, nobette kendi aralarinda anlasmis, biri gece nobet beklerken, digeri de yatip istirahat edecekti. Abbad Ibn-i Bisr, Ammar'a "Sen istirahat et, ben de nobet bekleyeyim, sonra da kalkar sen beklersin." dedi. Ammar, istirahate dalinca da etrafi emin gordugunden, bos durmayayim dusuncesiyle namaz kilmaya basladi. Namazda kendinden gecmis, ask icinde Kehf Sûresi'ni okuyordu. Derken takipci adam oraya gelmis, namazdaki nobetcinin siluetini gorunce bu kisinin askerlerin koruyucusu oldugunu anlamisti. Derhal bir ok atti ve ok, eliyle koymuscasina hedefini buldu. Abbad, oku cikarip namazina devam etti. Musrik isabet ettiremedim dusuncesiyle atmaya devam etti. Oyle ki ucuncu okunu da atti. Abbad da yaraya aldirmadan ayni sekilde namazina devam etti. Neden sonra arkadasi Ammar uyandi. Musrik de bunlarin iki kisi oldugunu gorunce yerinin farkina vardiklarini anladi ve kacti. Ammar, arkadasindaki kani gorunce: "Subhanallah! Sana ilk oku atinca beni niye uyandirmadin?" diye sordu. Abbad bin Bisir ise ona su cevabi verdi: "Oyle bir sûre okuyordum ki, kesmek istemedim."

Iste Ashab-i Kiram, namazlarini Allah'in huzurunda gibi saglam bir kulluk havasi icinde eda ediyorlardi. Cenab-i Hak, boylesi dolu dolu namazlar kilan bir nesli bize de lutfetsin.

Gunumuzun nesli Ashab-i Kiram'i anlamaya baslamistir

Sahabe-i Kiram, Hakk'i goruyor gibi yasiyorlardi. Bizim olculerimiz icinde kiymet atfettigimiz seyler, onlarin nazarinda cok kiymetsiz seylerdi. Onlar, dunyaya, ahiretlerini kazanmak ve Muslumanligin izzeti icin bir derece deger veriyorlardi. Bir yerde Allah ve Peygamber'den bahsedilince, hadisin ifadesiyle dunya, onlarin nazarinda sinek kanadi durumuna dusuyordu.

Gunumuzun nesli Ashab-i Kiram'i anlamaya baslamistir. Yetisen yeni nesil, onlara "yasanmaz bir hayat yasadilar" dememektedirler. Tam tersi onlar, "Allah'in hosnut oldugu bir hayati yasadilar ve o hayat daima yasanabilir bir hayatti. Ayni zamanda o hayat yasandigi muddetce onu yasayan millet dirilecektir." demektedirler. Ne mutlu ki, bu kanaat, her gun biraz daha kuvvet kazanmakta ve neslimiz icinde yayginlasmaktadir.
 

Bu konuyu görüntüleyen kişiler

Üst Alt