Neler Yeni

Hoşgeldiniz İslami Forum Sayfası

Tüm özelliklerimize erişmek için şimdi bize katılın. Kaydolduktan ve oturum açtıktan sonra, konular oluşturabilir, mevcut konulara yanıtlar gönderebilir, diğer üyelerinize itibar kazandırabilir, kendi özel mesajınızı edinebilir ve çok daha fazlasını yapabilirsiniz. Ayrıca hızlı ve tamamen ücretsizdir, peki ne bekliyorsunuz?
Blue
Red
Green
Orange
Voilet
Slate
Dark

Necip FAZILDAN DÜNYAYA EĞİTİM TEKLİFİ (1 Kullanıcı)

mürmüdük

Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
7 Tem 2009
Mesajlar
6,973
Tepki puanı
1
Puanları
0
Yaş
51
Web Sitesi
anadoluhaber.blogcu.com
medrese.jpg



BÜYÜK DOĞU MİMARINDAN DÜNYAYA EĞİTİM TEKLİFİ


Mustafa Seçkiner




Bu makaleyi okuyan kişi şunu peşinen kabullenmeli ki, felsefi bir eğitim sistemini bile tüm özellikleriyle bir makalede anlatabilmenin imkanı yoktur. Böyle bir makalede bazı gerçeklere işaret edebilirsiniz. Hatta bir gerçeği tam olarak işaret bile edemeyebilirsiniz. Büyük Doğu Mimarının dünya görüşünden bir parça olan eğitim mevzuunu işaretlerken; parçanın bütün içinde gerçek ifadesini bulduğunu belirtmekte fayda var.


Süleymaniye Camiini işaret ederken, esasta Mimar Sinan’ı da işaret ediyor olmamız gibi, bu makalede esas olan unutturulmaya çalışılan Büyük Doğu Mimarı Necip Fazıl Kısakürek’i işaret etmektir.


Büyük Doğu Mimarının eğitim anlayışını işaretlemeden önce eğitimin dünyada nasıl bir anlayışla algılandığını teferruata ve isimlere boğmadan özetleyelim.


Hayatı öğrenmek mi, hayatı yaşamak mı? Düşünürler eğitimin hakikatini bu iki sorunun cevabında aramışlar.


Hayatı öğrenmek gerekir diyenler bunu şöyle gerekçelendirmişler: "İnsanın doğası, tarihi-süreç içinde temel olarak aynı kalmıştır. İnsan doğasının en belirgin özelliği düşünmesidir. Düşünme yeteneğinin geliştirilebilmesi için insan zihnen geliştirilmelidir. İnsan zihnini geliştirecek klasik eserler, eğitim programlarının temelini oluşturmalıdır. Eğitim öğretimi, öğretimde bilgiyi gerektirir. Bu bilgi gerçeğin kendisidir ve bu gerçek her yerde aynı olmalıdır. İnsan değişmez olan iyi hayat şartlarına uyum sağlamalı­dır." Zorunluluğu temel alan sistem görüntüsüne bu görüşler hakim.


Hayatı yaşamak gerekir diyenlerin ise gerekçelendirmeleri şöyledir: "Eğitim sürecinde doğaya uyulması ve çocuğun ferdi özelliklerine saygı gösterilmesi önemlidir. Çocuğun gelişim özelliklerini inceleyerek, çocuğu öğretim yöntemlerine göre değil, öğretim yöntemlerini çocuğa uydurmak gereklidir." Hürriyeti temel alan sistem görüntüsün de ise bu görüşler hakim.


Tarihi süreç içinde ortaya çıkan bir çok eğitim sistemi sadece isim olarak farklılık göstermiş, ana fikir olarak yukarıda belirttiğimiz görüşlerden birini benimsemişlerdir.


Temeli zorunluluk veya hürriyet olan eğitim sistemleri hakkında ki hüküm İbda mimarının dilinden şöyledir: “Birbirine zıt hakikatlerden birinden birine reddetme, veya birini merkezileştirerek diğerine bağlama veya birbirine geçmiş bir sentezi sağlama, isterse “çözümsüz” hükmüyle dağlama şeklinde olsun, neticede; red biçiminde, bağlama şeklinde, sağlama niteliğinde, “çözümsüz” izahında, sayısız ifadeye mevzudur…”


Bu iki ana eğitim sisteminin dışında kalan, henüz uygulama alanına konmamış, Büyük Doğu-İbda külliyesinin içine serpiştirilmiş bir eğitim sistemi daha var. Uygulama alanına konmaması uygulanamaz olmasından değil, teklif ettiği Başyücelik Devletinin henüz olmadığındandır.

Her bir kitabı bin kitap açılımında olan ve yüzlerce kitaptan oluşan Büyük Doğu-İbda külliyesinin eğitim anlayışını bir makaleyle ancak Süleymaniye Camii’nin mimari özelliklerini soran birine işte orada diye eserin yerini parmağıyla işaret etmesi gibi işaret edebiliriz.

İşte o işaretlemeler;

Zorunluluk ve Hürriyet: Eğitimcileri iki farklı sisteme zorlamış bu kavram, “İslam zıt kutuplar arasında muvazenenin dinidir” esasıyla ve bu esasa götüren bir çok usulüyle gerçek yeri, nasıl ve niçini Büyük Doğu-İbda küliyatında izahını bulmuştur.


Eğitim nedir? Sorusu Üstat Necip Fazıl’ın “duygu ve düşünce alışkanlığı kazandırmaktır” esası etrafında kümelenmiş bir çok usul belirtici kavramlar. Not; belirttiğimiz bu tespitlerin havada asılı kalan değil bir hakikat olduğunu psikolojinin üç büyük devinin eğitimde duygu alışkanlığı kazandırmanın önemini eserlerinden inceleyiniz. Bunu söylemekten kastım Üstad’ın doğru söylediğini ispat değil, Psikolojinin üç büyük devinin diğer eğitim sistemlerinde iflas eden fikirlerinin gerçek yerini işaret etmektir.


Öğretmen: “İlkokul öğretmenleri çocuk gibi, öylede olmalı, yalnız kemale erdikten sonra iradeyle kazanılmış çocuk hali olmalı” tespiti Üstada ait. Hem “oluş”un Hem de niçin olamadığımızın izahı. "Oluş"ta; İbda-kendiliğinden benzersiz oluş söz konusu iken, “oluşturma” da yönlendirme-yarım aydın hüviyeti aşikar.


Bilgi: Eğitimde bilgi hangi iş ve yetenekte iseniz o iş ve yetenekte “anlayış” geliştirmek içindir. Ne kadar bilgi? Sorusunun cevabı ise “bilmeyi bilecek kadar.”


Öğrenci: “Öğrenci bilgiyi kuru kuruya ezberlemeye değil onu ruhunda tutturmaya bakmalıdır” ölçüsüne uyduğu kadar tümevarımına giden doğru yolda.


Eğitimde usûl: “Vazifesi talebesine sadece umumi bilgiler vermekten ibaret olmayıp İslâm İnkılâbının en girift insan ve cemiyet politikasının mümessili olan hocalar, ilk tahsil devresinde mimledikleri istidatları, her türlü özürlerine rağmen devlet himayesinde yüksek tahsile ulaştırıcı yolları açmak hususunda vazifeli ve salâhiyetlidirler.” Diyen Üstad eğitimde ki usûlü “ulaştırıcı” olmakla vasfetmiş. Mevcut eğitim sistemlerinin hepsinin direk veya dolaylı yönden “yönlendirici” olmaları: yönlendirmelerde çerçeve program zorunluluğu ve müşahhas çocuğun çerçeve programa sığmama gerçeği, eğitimde “ulaştırıcı” olmayı biricikleştiriyor.


Eğitimde süreç: “çocukları kendi zamanlarına göre değil, onların yaşayacağı zamana göre yetiştirmek” esası ve bu esasa götürücü usul belirten kavramlar.


Eğitimde aile: Başyücelik devletinde aile “zatü’l hareke” diye işaretlenir. Kendinden hareketli. Bu hareketi bünyesinde tutturmuş aile eğitimde çocuğun yetiştirilme sürecinde mesul memur görevindedir.



Eğitimde okul: Eğitimin olmazsa olmazlarından. Talim, terbiye ve telkin ocağı. Okul,her şeyiyle ilk tahsilde istidatı tespit edilmiş ferdin, yüksek tahsili sonunda bilgisinden, kendinden emin ve meslek aşkıyla mezun olmasına kadar yanında. Ferdin tümevarımına ulaştırıcı, güven verici, şahsiyetinin korunduğu ve geliştirildiği yer. İşte batılı sistemleri taklitle varılan eğitimde son nokta: Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi'nin mezuniyet töreninde fakülteden birincilikle mezun olan Dr. Tuğba Akın’ın yaptığı konuşma sadece tıp fakültelerinin değil tüm diğer üniversitelerde hakim olan duyguyu ifade etmesi bakımından mühim; “İnternler arasında yaptığımız ankete göre arkadaşlarımızın sadece yüzde 2.8'i gelecekten umutlu. Geri kalan kısım ise meslek yaşantısı ile ilgili beklentilerinin gerçekleşmesi konusunda umutsuz ve karamsar. Hekimlik gibi prestijli bir mesleğe birkaç adım kala hekimlerin karamsar olmasının nedeni çok açık. Çünkü bizler siyasi dengeleri hâlâ oturmamış, sağlık politikalarının sürekli değişiyor olduğu ve hekimine gereken değer ve imkanın verilmediği bir ülkede yaşıyoruz. Anket sorularından biri de şuydu: 'Kendi döneminizden bir hekim arkadaşınıza anne babanızı emanet eder misiniz?' Çıkan sonuç aslında çok vahim. Sadece yüzde birimiz ailemizi tam güvenerek, aynı dönemde mezun olduğumuz hekim arkadaşına emanet ediyor”


Tüm bu işaretlemelerden sonra Büyük doğunun tasvip ettiği eğitim şekli nedir diye sorulacak olursa, "İslam’da belirlenmiş bir yönetim şekli yoktur, yönetim ruhu vardır", ifadesinde yerini bulur. Şekil yerinde bir vasıta veya ruhun içine döküldüğü uygun kaptır. Süt ve bardak gibi, süt her zaman süt olma özelliğini korur ve değişmeden kalır, kap ise istenildiğinde değiştirilir.


Eğitimde, “Hürriyet” ve “Zorunluluk” gibi iki zıt kutbun muvazelenmesi, “oluş” sistemi oluşu, ferdi tümevarımına “ulaştırıcı” oluşu, ferde duygu ve öğrenme alışkanlığı kazandırması bu sistemin ruhunu ifade eden işaretlerden.

Bu kavramların eşsizliğinin idraki, bu kavramların ait olduğu bütünü yani Büyük Doğu-İbda fikriyatını anlamaktan geçer. Aydın olduğunuzu iddia ediyorsanız, eğitim diye bir mevzunuz varsa incelersiniz ve sonuçta olumlu veya olumsuz eleştirinizi yaparsınız.


Hiçbir fikrin kendisinde tam olarak yer etmediği yarım aydın hüviyetinde iseniz veya incelemek ve anlamak için çaba sarfetmek size zor geliyorsa, edep olarak yarım şey söylemektense susmanız sizin edebinizdendir. Süleymaniye Camiini işaret ederken, işaret ettiğimize değil de işaret parmağımıza(ifade tarzımıza) bakıp, parmak böyle mi tutulur kabilinden yorumlar sizin ahmak anlayışınıza havale edilir.


Büyük Doğu hayranıysanız ve üstelik eğitimci yönünüz varsa işte size bir fırsat gelin bunu geliştirelim yok eğer Büyük Doğu düşmanıysanız ve eğitimciyseniz işte size bulunmaz fırsat hadi bu fikrin olmazını ve karşıt olarak neyin olacağını ortaya koyun.


Ve son olarak dost-düşman,seven sevmeyen, yetkili-yetkisiz herkese birkaç teklifimiz var. Tekliflerimiz şunlar:


Eğitim sisteminiz iflasın eşiğinde, Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in insanlığı davet ettiği eğitim sistemini uygular mısınız teklifi düzeni tamamen değiştirmeyi içerdiğinden, bunu da kabul edemeyeceğinizden yapabileceğiniz başka bir şey teklif ediyorum; şu anda lise öğrencilerinin bile bildiği bir gerçek var ki içinde olduğumuz düzen bir değişime doğru gidiyor. Bu değişimin iyiye, doğruya ve güzele doğru olabilmesi açısından, şimdiye kadar ezdiğiniz, sömürdüğünüz, ihmal ettiğiniz Anadolu insanını anlayış geliştirsin diye, en azından diyet borcunu ödeme kabilinden, üzerine bir milyon ton sükût külü dökerek unutturmaya çalıştığınız Üstat Necip Fazıl Kısakürek’i şahsiyetiyle ve kitaplarıyla tanıtır mısınız? Bu tanıtım işini Üstattan beslenen bir çok imaj biti yazarcıkları tasfiye demek olacağından, bunu yapabilecek tek kişinin Üstadı hakkıyla tanıdığını eserleriyle ispat eden Salih Mirzabeyoğlu olduğu gerçeğinden hareketle, bu kutsal görevi ona verir misiniz?

“Zamanı gelmiş bir FİKRİ durduracak hiçbir engel yoktur” gerçeğinden hareketle, zamanı gelmiş fikrin tespiti ve ona boşu boşuna engel teşkil etmemek ve o fikre yol verici olabilmek için elinizde bulunan resmi eğitimci akademisyenlerinizle (kabul ederseniz her türlü akademik desteğimizle yanınızdayız) ciddi bir çalışma başlatır mısınız?

www.tipkulturu.com
 

Bu konuyu görüntüleyen kişiler

Üst Alt