Neler Yeni

Hoşgeldiniz İslami Forum Sayfası

Tüm özelliklerimize erişmek için şimdi bize katılın. Kaydolduktan ve oturum açtıktan sonra, konular oluşturabilir, mevcut konulara yanıtlar gönderebilir, diğer üyelerinize itibar kazandırabilir, kendi özel mesajınızı edinebilir ve çok daha fazlasını yapabilirsiniz. Ayrıca hızlı ve tamamen ücretsizdir, peki ne bekliyorsunuz?
Blue
Red
Green
Orange
Voilet
Slate
Dark

İlk şehit (1 Kullanıcı)

namerve

Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
3 Ara 2007
Mesajlar
205
Tepki puanı
0
Puanları
0
Yaş
60
En mutlu insan kimdir bilir misiniz, sevgili arkadaşlar?

Evet, kimdir en mutlu insan? "Müslüman olan insan" diye sevinçle cevap verdiğinizi duyar gibi oluyoruz.

Gerçekten de en büyük mutluluk, "müslümanlıktır" sevgili arkadaşlar.

Mutlulukların en büyüğü Yüce Rabbimizin buyruk ve yasaklarına uymak, yüceler yücesi Rabbimizin bildirdiği gibi yaşamaktır. Zaten bu yüzden mutludur ya müslümanlar!.. Acı çekseler bile, mutludur onlar. Tıpkı Hazreti Yasir ve ailesi gibi. Neler mi çekmişler Hazreti Yasir ve ailesi?

Hazreti Yasir, bütün köleler gibi kimsesiz, yoksul bir kişiydi. Karısı Sümeyye ile çocukları Ammar ve Abdullah'la birlikte kö*tü kalpli bir adamın hizmetinde çalışıyorlardı.

Yakıcı çöl sıcağında bütün gün çalışıp didiniyorlar; buna karşı*lık da kendilerine, bir kuru ekmek parçası veriliyordu.

Ama Hazreti Ammar halinden şikayetçi değildi. Onu üzen tek şey insanların putlara tapmaları, kendi öz çocuklarını diri diri kız*gın kumlara gömmeleriydi. Geceleri zaman zaman yıldızlı gökyüzüne dalar, "Bu yıldızların, bu sonsuz gökyüzünün bir yaratıcısı olsa gerek!” diye düşünürdü. Evet, herşeyi yoktan var eden bir yaratıcının varlığına inanıyor, ama O'nun hakkında hiçbir şey bilmiyordu.

Sevgili Peygamberimizin insanları Yüce Allah'ın varlığına, birliğine inanmaya davet ettiğini duyan Hazreti Yasir hemen müslü*man oldu. O'nunla birlikte karısı ve çocukları da müslüman olarak sonsuz mutluluğa kavuştular.

Çocukları Ammar ve Abdullah'ın öyle ki: "Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhü ve rasûluh" derken sevinçten gözlerinin içi gülüyordu.

Ebû Cehil ve arkadaşları kimsesiz müslümanlara işkence etmeye karar verdiklerinde önce Hazreti Ammar ve ailesini çağırdılar. Ebû Cehil öfkeyle çıkıştı:

“Müslüman olduğunuzu işittik doğru mu?”

Ammar’la Abdullah sevinç içinde bağrıştılar:

“Yalnız annemizle babamız değil, biz de müslüman olduk!”

Ebû Cehil eline kırbacını aldı:

"Sizi gidi pis köleler" diye haykırdı..., "Demek müslüman oldu*ğunuz için sevinç duyuyorsunuz ha!"

Hazreti Yasir: "Evet" dedi. "Hem sevinçli hem de çok mutluyuz.." Daha sözünü tamamlamamıştı ki, Ebû Cehil'in kırbacı Hazreti Yasir'in yüzünde şakladı.

Ardından da diğer Allah düşmanları kamçılarıyla saldırıya geçtiler. Bu kutlu aileyi acımasızca kırbaçlıyor kırbaçlıyorlardı. Hazreti Yasir’le, Hazreti Sümeyye bir yandan çocuklarını korumaya çalışıyor bir yandan da:

"Öldürseniz de inancımızdan dönmeyiz" diye inliyorlardı. Onların bu sözleri Allah düşmanlarını çılgına döndürmüştü. Bu kutlu aileyi kızgın kumlara yatırarak üzerlerine kızgın taşlar yığdılar. Günlerce ne yiyecek, ne içecek verdiler.

Hazreti Yasir’in, karısının ve çocuklarının susuzluktan dudakla*rı kurumuş, çatlamıştı.

Yüzleri çöl sıcağında öyle yanmış, öyle kavrulmuştu ki tanın*maz hale gelmişlerdi

Arasıra dudakları kıpırdıyordu,

Ve kıpırdayan dudaklarından şu sözler dökülüyordu. Yalnızca şu sözler:

"Eşhedü enlâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhü ve rasûluh."

Hazreti Yasir yaşlı bir kişiydi. Bu ağır işkencelere dayanamamış bir kaç hafta sonra şehit olmuştu. Hemen ardından da Hazreti Sümeyye Ebû Cehi’in mızrağıyla şehadet şerbetini içmişti. Dünyanın çileleri bitmiş cennete uçmuşlardı. Böylece onlar İslâm’ın ilk şehidi olmuşlardı.
 

Bu konuyu görüntüleyen kişiler

Üst Alt