Neler Yeni

Hoşgeldiniz İslami Forum Sayfası

Tüm özelliklerimize erişmek için şimdi bize katılın. Kaydolduktan ve oturum açtıktan sonra, konular oluşturabilir, mevcut konulara yanıtlar gönderebilir, diğer üyelerinize itibar kazandırabilir, kendi özel mesajınızı edinebilir ve çok daha fazlasını yapabilirsiniz. Ayrıca hızlı ve tamamen ücretsizdir, peki ne bekliyorsunuz?
Blue
Red
Green
Orange
Voilet
Slate
Dark

Halife seçiminde şu'ra ve tayin usulü (1 Kullanıcı)

erzsalih

Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
22 Ocak 2009
Mesajlar
967
Tepki puanı
0
Puanları
0
Yaş
34
Sual: Osmanlılarda halife seçimi dine aykırı değil mi idi? Halifenin oğlunu tayin etmesi saltanat değil midir? Niye Hazret-i Ömer gibi şu'raya havale edilmemiştir?
CEVAP
Osmanlıların halife seçme usulü, Hazret-i Ebu Bekir'in ictihadına göre idi. O tayinle yerine halife seçmiştir. (Yerime Ömer halife olsun) demiştir. Hazret-i Ömer de, yerine tek kişiyi seçmek istemiştir; (Eğer Ebu Ubeyde bin Cerrah hayatta olaydı, onu halife tayin ederdim. Çünkü Resulullah ona “Ümmetin emini” buyurmuştu) demiştir. Bu da gösteriyor ki, halife kendisinden sonrakini tayin edebilir. Yine Hazret-i Ömer’e, oğlunu halife bırakmasını istediklerinde Hazret-i Ömer, (Halifelik ağır bir yüktür. Bir aileden bir kurban yeter. Oğlumun da kurban gitmesine razı olamam) buyurmuştur. Oğuldan halife olmaz veya tayinle halife olmaz dememiştir. Zaten böyle bir şey uygun olmasaydı, her biri bir Müctehid olan eshab-ı kiram, yerine oğlunu halife yap diye teklif etmezlerdi.

Eshab-ı kiramın tamamının Cennetlik olduğu âyet-i kerime ve hadis-i şeriflerde açıkça bildiriliyor. Peygamber efendimiz ayrıca bazılarına (Sen Cennetliksin) diye ikramda da bulunmuştur. Aşere-i mübeşşere denilen on zatın da, ikram olarak ismen Cennetlik olduğu bildirilmiştir. Hazret-i Ömer, şu’raya Cennetle müjdelenenleri seçmiştir. Şu’raya seçilenler şunlar idi:
1- Osman bin Affan,
2- Ali bin Ebi Talib,
3- Talha bin Ubeydullah,
4- Zübeyr bin Avvam,
5- Sad bin Ebi Vakkas,
6- Abdurrahman bin Avf.

Aşere-i mübeşşereden ikisi (Hazret-i Ebu Bekir ile Ebu Ubeyde bin Cerrah hazretleri) vefat etmişti. Biri kendisi, öteki de Said bin Zeyd idi. Hazret-i Ömer, bu zatı, amcasının oğlu olduğu için şu'raya dahil etmemişti. Hatta kendi oğlunu, halife olmamak şartı ile, şu’rada oy kullanmak için seçmişti.

Hazret-i Ömer, ictihadına göre aranılan şartlara haiz birini tam seçemediği için halife işini şu'raya havale etmiştir. İctihadında aradığı şartlar tam yerine gelse idi, Hazret-i Ebu Bekir gibi o da birisini tayin ederdi. Nitekim hayatta olsaydı bu ümmetin emini Ebu Ubeyde bin Cerrah hazretlerini halife tayin edeceğini bildirmişti.

Peygamberlerden sonra insanların en üstünü olan Hazret-i Ebu Bekir'in ictihadına uyup, onun tayin usulünü kabul eden Osmanlı sultanlarına dil uzatmak doğru olmaz. Osmanlı sultanları şehzadeleri özel eğitimle yetiştiriyorlardı. Rast gele bir oğlunu yerine tayin etmiyordu.

Hazret-i Ebu Bekir'in üstünlüğü ile ilgili üç hadis-i şerif meali:
(Ebu Bekir, insanların en üstünüdür. Yalnız Peygamber değildir.) [Deylemi]

(Ebu Bekir’i sevmek ve ona şükretmek her mümine vacibdir.) [Deylemi]

(Cebrail aleyhisselama, Ömer’in üstünlüklerinden sordum. Onun kıymetini, Nuh aleyhisselamın Peygamberlik zamanı kadar [950 yıl] anlatsam, bitiremem. Bununla beraber, Ömer’in bütün kıymetleri, Ebu Bekir’in kıymetlerinden birisidir, dedi.) [Ebu Ya’la]

Böyle bir zatın usulünü uygulayan Osmanlıyı tenkit etmek çok yanlıştır.
 

erzsalih

Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
22 Ocak 2009
Mesajlar
967
Tepki puanı
0
Puanları
0
Yaş
34
Bİz bildik ve öğrendik ki şükür sadece Allah'a yapılır ;
Getirdiğiniz delili yazdığınız kaynağın Hz Ebubekir şükretmek lazım denilmesinden ne olduğu belli ;

ben Allah'ın yarattığı kimseye şükretmem sadece Allah'a şükrederim ;

Allah'ım bu nasıl söz ;
Allah'ım şahid ol ;
Dİnini bu hale getirenlerden sana sığınıyorum ;

Degerli kardeşim koskoca hadis ve kaynagıda belli niye simdi uydurma hadismiş gibi gösteriyorsun. ZAten Hz Ebu Bekire düşmalıgın varOnu böyle yücelten hadislerle karşılaşınca ne diyecegini bilmiyorsun seninle yeteri kadar tartıstım daha fazla tartışmak istemiyorum. tonlarca bilgi çıkarttım karşına ama sen dedigim dedik diyorsun. kafana göre yorumlar yapıyorsun ama ortada bir kaynak yok. ben sana kaynagı belli bilgiler veriyorum. otur araştır araştırmadan yorum yapma. kaç tane hadisi şerif ezbere biliyorsun ki bunun uydurma oldugunu idda ediyorsun..
 

erzsalih

Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
22 Ocak 2009
Mesajlar
967
Tepki puanı
0
Puanları
0
Yaş
34
sen Allah'ın kullarına şükret o zaman bunuda bir uydurma hadis ile yap ;

Herşeyi siz bilirsiniz ;
en doğru kaynak sizin ki ;

Ben hiç bir Allah'ın kuluna yada herhangi bir sebebe şükretmem Allah'dan başka ;

Bu hadisin uydurma olduğu herşeyden belli kimden rivayet olursa olsun ;

Allahîm daha neler bu nasıl bir ifadedir bu hadis
Hz ALi içinde rüvayet olarak söylenmiş olsaydı yine uydurma derdim ;
Hiç sebebe şükredilir mi ? Allah'ın kulları aklınızı başınıza alın ;

Söyleneni duyun ;

Şükür Nedir?

Şükür, İslâmiyete uymak demektir. Dinimizin emirlerine uyan şükretmiş olur.

Allahü teâlâ, Musa aleyhisselama buyurdu ki: (Bir kimse, kendine verdiğim nimeti benden bilip kendinden bilmezse, nimetlerin şükrünü eda etmiş olur. Bir kimse de, rızkını kendi çalışması ile bilip, benden bilmez ise, nimetin şükrünü eda etmemiş olur.) [İ. Gazalî]

bu nedir bir oku bir anla ? bu en basit manada şükürün tanımı ;

siz nasıl olur da Allah'ın bir kuluna şükredersiniz de bunu da uydurma bir hadise dayandırısınız ;

eger ben uydurma bir hadis yazıyorsam beni bu sitede tutmzlar banlarlardı demekki uydurma bir hadis yazmıyorum ben ne yazarsam yazayım sen hep benim karşımda olacaksın. seninle tartısmaktan bıktım yeter ugraşma benimle...
 

Bu konuyu görüntüleyen kişiler

Üst Alt