Blue
Red
Green
Orange
Voilet
Slate
Dark
  • Değerli Kullanıcılarımız,
    İslami Sayfa, yenilen altyapısı ve tasarımı ile sizlere çok daha iyi hizmet sunabilmek adına büyük bir değişim ve yenilenme içerisindedir.
    Bu süreç içerisinde sizlerden ayrı kalacağımız kısa aralıklar olabilir, ek olarak kullanıcılarımız sitemizde mevcut üyeliklerine giriş yapmak istediklerinde "Şifre Sıfırlama"bağlantısını kullanarak mevcut e postaları ile bu süreci kolayca tamamlayabilirler.

26 Şubat 1992 Hocalı Katliamı

melankolik5288

Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
24 Nis 2009
Mesajlar
1,465
Tepki puanı
1
Puanları
38
Yaş
32
Azerbaycan’ın Yukarı Karabağ bölgesindeki Hocalı kasabasında 26 Şubat 1992 yılında Ermenistan ordusu sivil, kadın, çocuk, yaşlı ayırımı yapmadan 613 kişiyi en ağır işkenceler uygulayarak soykırıma tabi tutmuştur. Katledilenlerin 83’ü çocuk, 106’sı kadın ve 70’i ise yaşlıydı. 8 Aile tamamen yok edilmiştir. Bu katliamdan toplam 487 kişi ağır yaralı olarak kurtulmuştur. 1275 kişi ise rehin alınmış, 150 kişi ise kaybolmuştur. Cesetler üzerinde yapılan incelemelerde cesetlerin yakıldığı, birçoğunun kafa derilerinin yüzüldüğü, gözlerinin oyulduğu, kulakları, burunları ve kafaları ile vücutlarının çeşitli uzuvlarının kesildiği görülmüştür. Aynı vahşetten hamile kadınlar ve çocuklar bile nasibini almıştır. Ermeniler tarafından Hocalı’da gerçekleştirilen bu vahşet, uluslararası camianın suç olarak kabul ettiği soykırım ve insanlığa karşı suçlar kapsamındaki tanımlamalarla birebir örtüşmektedir.

Hocalı soykırımına katılmış Ermenilerin yaptıkları uluslararası hukuki antlaşmaların - Cenevre Sözleşmesi, İnsan Hakları Beyannamesi, Vatandaş ve Siyasi Haklar Konusunda Uluslararası Sözleşme, Ateşkes Zamanında ve Askeri Çatışmalar Zamanı Kadın ve Çocukların Korunması Beyannamesi ve BM’nin 'Soykırım Suçunun Önlenmesine ve Cezalandırılmasına İlişkin Sözleşmesi' 2. Maddesinde yer alan “milli, etnik, ırkı veya dini bir grubu kısmen veya tamamen imha etme” biçiminde tanımlanan Jenosit/Soykırım kavramı ile tamamen örtüşmektedir. Ermenilerin Hocalı’da yaptıkları toplu katliam BM Soykırım Anlaşmasında Soykırımı düzenleyen 2. maddenin a) bendinde yer alan “bir grubun üyelerinin katledilmesi” ve b) bendinde yer alan “grup üyelerinin bedeni ve akli açıdan ciddi biçimde zarar verilmesi” koşulları ile birebir uyuşmaktadır.
 

melankolik5288

Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
24 Nis 2009
Mesajlar
1,465
Tepki puanı
1
Puanları
38
Yaş
32
Resmi Bilgilere Göre Hocalı Katliamının Bilançosu



Hocalı kasabasını tamamen yakan Ermenilerin katlettiği Azerbaycan Türklerinin sayısı, resmi bilgilere göre, 613.

Bunlardan 106’sı kadın, 63’ü çocuk 70’i de yaşlı…. Cesetlerin çoğu da yakıldı…

76’sı çocuk 487 kişi de ağır yaralandı…

Olmadık işkenceler uygulanan bin 275 kişi de esir alındı.

Bunlardan 800’ü daha sonra serbest bırakıldı. Ancak, 500’e yakın Azerbaycan Türkü hala kayıp..



Hocalı Katliamında Yaşanan Gerçek Olaylardan 2 tanesi

Elleri bir ağaca arkadan bağlanan hamile bir kadının başına dikilmiş olan iki Ermeni yazı tura atıyordu. Bu kanlı kumarı yaklaşık 100 yıl önce Anadolu toprağında Kars'ta Ağrı'da Van'da Erzurum'da da ataları oynamıştı. Onlardan duymuşlardı.



Karnı burnunda çaresiz bir Azeri kadının doğumu oldukça yakın görünüyordu. Çaresiz kadın bir hazan yaprağı gibi titriyordu. Elbiseleri yırtık, ayakları çıplaktı... Ermenilerin uzun boylu olanı elindeki AK-47 model Rus yapımı otomatik tüfeğinin namlusuna monte edilen seyyar kasaturayı çıkartırken, diğeri elindeki demir parayı havaya attı: -Akçik, manç?.. (Kız mı, oğlan mı?) -Akçik... (Kız) Bu cevap üzerine 'oğlan' diyerek bahse giren Ermeni, elindeki kasatura ile hamile kadının karnını bir hamlede yarıp çocuğu çıkarttı. Kan bürülü gözleri bebeğin kasıklarına kilitlendi. -Tun şahetsar, ınger... (Sen kazandın, yoldaş) -Yes şahetsapayts ays bubrikı inç bes bidigişdana... (Ben kazandım ama bu bebek nasıl beslenecek?) -Mayrigı bedge gişdatsine. (Annesi besleyecek elbette) Bunun üzerine daha kısa boylu olan Ermeni, bir hamlede kasaturaya geçirdiği bebeği annesinin göğsüne yapıştırdı: -Mayrig yerahayin zizdur. (Çocuğa meme ver) Aynı dakikalarda Hocalı'nın başka bir semtinde tek kale futbol maçı hazırlığı vardı.



İki kesik Azeri kadın başını kale direği yapmışlar, top arayışına girmişlerdi. Başı tıraşlı bir çocuk bulup getirdiklerinde ise Ermeni çeteci sevinçle bağırdı: -Asixn ma/, çimi yev bızdıge, aveg gındırnadabidi. Gıdıresek... (Bu hem saçsız hem de küçük, iyi yuvarlanır. Kopartın...) Aynı anda çocuğun gövdesi bir tarafa, başı da orta yere düşmüştü...



Ermeniler zafer naraları atarak, kanlı postalları ile kesik çocuk başına vurarak kanlı bir kaleye gol atmaya çalışıyordu. Bu iki olay Hocalı'da bundan çok değil yalnızca 14 yıl önce yaşandı. Her iki olay da ermeni çetecilerin katliamlarına bizzat şahit olan görgü tanıklarının anlatımlarıdır. Ne yazık ki 26 Şubat 1992 günü binlerce Azeri türlü yöntemlerle vahşice katledilmiştir.



Hocalı Katliamında Bulunan Ermeni Köpeklerinin Söylediklerinden Bir Kaçı



Eski ASALA eylemcilerinden Monte Melkonyan, Hocalıya yakın bölgede Ermeni askeri birliklere komutanlık yapmış ve katliamdan bir gün sonra Hocalı çevresinde gördüklerini günlüğünde anlatmıştır. Melkonyan'ın olümünden sonra, Markar Melkonyan kardeşinin günlüğünü Benim Kadeşimin Yolu (My Brother's Road) başlığıyla ABD'de çikardığı kitapta Hocalı katliamını şöyle tasvir ediyor [10]:



Bir gece önce akşam 11 civarında, 2.000 Ermeni savaşçısı, Hocalı'nın üç tarafındaki yüksekliklerden ilerleyerek, kasaba sakinlerini doğudakı açılışa doğru sıkıştırmışlar. 26 Şubat sabahına kadar mülteciler Dağlık Karabağın doğu yüksekliklerine ulaşmış ve aşağıdakı Azeri kenti olan Ağdam'a doğru inmeye başlamışlar. Burdaki tepeciklerde yerleşen sivilleri güvenli arazide takip eden Dağlık Karabağ askerleri onlara ulaşmışlar. Mülteci kadın Reise Aslanova İnsan Hakları İzleme Örgütüne verdiği açıklamada "Onlar sürekli ateş ediyorlardı" diye konuşmuştu. Arabo'nun savaşçıları daha sonra uzun zaman kalçalarında taşıdıkları bıçakları kınlarından çıkarakak bıçaklamaya başlamışlar.

Şu anda yalnız kuru çimenden esen rüzgarın sesi ıslık çalıyordu, ve ceset kokusunu uçurması için bu rüzgar henüz erkendi.

Monte üzerinde kadınların ve çocukların kırılmış kuklalar gibi saçıldığı çimene eğilerek "Disiplin yok" diye fısıldadı. O bu günün önemini anlıyordu: bu gün Sumgayıt Pogromunun dördüncü yıldönümüne yaklaşıyordu. Hocalı stratejik bir amaç olmasından başka aynı zamanda bir öç alma eylemiydi.





Bugünkü Ermenistan cumhurbaşkanı ve savaş süresinde Karabağ'da Ermeni güçlerine kumandanlık yapmış Serj Sarkisyan'ın İngiliz araştırmacısı ve yazarı Thomas De Waal'a söylediklerine göre [9]:



Hocalıdan önce, Azerbaycanlılar bizim şaka yaptığımızı sanıyordu, Ermenilerin sivil topluma karşı el kaldırmayacaklarını sanıyorlardı. Biz bunu [stereotipi] kırmayı başardık. Ve olay işte bu. Ayni zamanda o delikanlıların arasında Bakü'den ve Sumgayıt'tan kaçanlarında olmasını anlamalıyız.





Karabağ hareketi içerisindeki önemli isimlerden biri olan Zori Balayan ise Ruhumuzun Canlanması adlı kitabında o dönemde Azerbaycan Türklerine karşı işlenmiş olan soykırım suçundan şöyle bahsetmektedir:



Biz arkadaşımız Haçatur'la ele geçirdiğimiz eve girerken askerlerimiz 13 yaşında bir Türk çocuğunu pencereye çivilemişlerdi. Türk çocuğunun bağırış çağırışları çok duyulmasın diye, Haçatur çocuğun annesinin kesilmiş memesini çocuğun ağzına soktu. Daha sonra bu 13 yaşındaki Türke onların atalarının bizim çocuklara yaptıklarını yaptım. Başından, sinesinden ve karnından derisini soydum. Saate baktım, Türk çocuğu yedi dakika sonra kan kaybından öldü. İlk mesleğim hekimlik olduğuna göre hümanist idim, bunun için de Türk çocuğuna yaptığım bu işkencelerden dolayı kendimi rahatsız hissetmedim. Ama ruhum halkımın yüzde birinin bile intikamını aldığım için sevinçten gururlanırdı. Haçatur daha sonra ölmüş Türk çocuğunun cesedini parça parça doğradı ve bu Türkle aynı kökten olan köpeklere attı. Akşam aynı şeyi üç Türk çocuğuna daha yaptık. Ben bir Ermeni vatansever olarak görevimi yerine getirdim. Haçatur da çok terlemişti, ama ben onun gözlerinde ve diğer askerlerimizin gözlerinde intikam ve güçlü hümanizmin mücadelesini gördüm. Ertesi gün biz kiliseye giderek 1915'te ölenlerimiz ve ruhumuzun dün gördüğü kirden temizlenmesi için dua ettik. Ancak biz Hocalı'yı ve vatanımızın bir parçasını işgal eden 30 bin kişilik pislikten temizlemeyi başardık.
 

acem_kizi

Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
9 Ağu 2007
Mesajlar
893
Tepki puanı
0
Puanları
0
Yaş
31
Konum
Azerbaycan
bu başlık için ,Allah razı olsun sizden kardeşim.ben de bir video paylaşayım

 

melankolik5288

Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
24 Nis 2009
Mesajlar
1,465
Tepki puanı
1
Puanları
38
Yaş
32
Rabbim senden de razı olsun kardeşim. Unutmamalı ve de unutturmamalıyız
 

ibra

Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
25 Eyl 2009
Mesajlar
6,123
Tepki puanı
0
Puanları
0
Yaş
26
Konum
Konya
Zalimler için yaşasın Cehennem
 

melankolik5288

Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
24 Nis 2009
Mesajlar
1,465
Tepki puanı
1
Puanları
38
Yaş
32
Azerbaycan Bayrağını KARABAĞA Asacağız İnşallah
 

ibra

Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
25 Eyl 2009
Mesajlar
6,123
Tepki puanı
0
Puanları
0
Yaş
26
Konum
Konya
Karabağ hareketi içerisindeki önemli isimlerden biri olan Zori Balayan ise Ruhumuzun Canlanması adlı kitabında o dönemde Azerbaycan Türklerine karşı işlenmiş olan soykırım suçundan şöyle bahsetmektedir:

Biz arkadaşımız Haçatur'la ele geçirdiğimiz eve girerken askerlerimiz 13 yaşında bir Türk çocuğunu pencereye çivilemişlerdi. Türk çocuğunun bağırış çağırışları çok duyulmasın diye, Haçatur çocuğun annesinin kesilmiş memesini çocuğun ağzına soktu. Daha sonra bu 13 yaşındaki Türke onların atalarının bizim çocuklara yaptıklarını yaptım. Başından, sinesinden ve karnından derisini soydum. Saate baktım, Türk çocuğu yedi dakika sonra kan kaybından öldü. İlk mesleğim hekimlik olduğuna göre hümanist idim, bunun için de Türk çocuğuna yaptığım bu işkencelerden dolayı kendimi rahatsız hissetmedim. Ama ruhum halkımın yüzde birinin bile intikamını aldığım için sevinçten gururlanırdı. Haçatur daha sonra ölmüş Türk çocuğunun cesedini parça parça doğradı ve bu Türkle aynı kökten olan köpeklere attı. Akşam aynı şeyi üç Türk çocuğuna daha yaptık. Ben bir Ermeni vatansever olarak görevimi yerine getirdim. Haçatur da çok terlemişti, ama ben onun gözlerinde ve diğer askerlerimizin gözlerinde intikam ve güçlü hümanizmin mücadelesini gördüm. Ertesi gün biz kiliseye giderek 1915'te ölenlerimiz ve ruhumuzun dün gördüğü kirden temizlenmesi için dua ettik. Ancak biz Hocalı'yı ve vatanımızın bir parçasını işgal eden 30 bin kişilik pislikten temizlemeyi başardık.



Zalimler için yaşasın Cehennem
 

melankolik5288

Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
24 Nis 2009
Mesajlar
1,465
Tepki puanı
1
Puanları
38
Yaş
32
Hocalının, Doğu Türkistanın, Musulun, Kerküğün, Çeçenistanın Filistinin ve bütün mazlum milletlerin intikamını almayı Rabbim bizlere nasip etsin İnşaallah
 

melankolik5288

Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
24 Nis 2009
Mesajlar
1,465
Tepki puanı
1
Puanları
38
Yaş
32
Hocalı Katliamı

Hocalı Katliamı

Hocalı kasabasını bilir misiniz? Hankendi’yle Ağdam’ı birbirine bağlayan yolun üzerinde tek başına bırakılmış ve çocuk kanlarıyla yeşermiş tarlalarıyla bize gülümseyen, iki devletin ortasında kalmış kanlı çığlıklarını siyasi çıkar hesapları uğruna kimselerin duyamadığı garip bir memlekettir ve orda bir köy var uzakta dedikleri yerdir Hocalı.

***

Hocalı katliamı nedir?

Karabağ Savaşı sırasında (1992-1994) Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Dağlık Karabağ bölgesindeki Hocalı kasabasında yaşanan ve Azeri sivillerin Ermenistan’a bağlı kuvvetler tarafından toplu şekilde katledilmesi hadisesidir.

26 Şubat 1992’de Rus desteğiyle Azerbaycan’ın Hocalı kasabasında Ermeni çeteleri suçu sadece Türk olmak olan 613 kişiyi öldürdü. Bunların 63’ü çocuk, 70’i yaşlı. 150 kişi ise hâlâ kayıp.

Ermeni çetelerinin büyük Ermenistan hayali için Hocalı, askeri açıdan stratejik öneme sahip. Katliam, 25’ini 26’sına bağlayan soğuk bir Şubat gecesi başladı. Önce Rus tankları, ardından da yüzlerce Ermeni askeri Hocalı’ya girdi. Ağır silahlar kullanıldı. Hastaneler, okullar, camiler bile vuruldu. Hocalı’da Ermeni vahşetinden etkilenmeyen mabet kalmadı. Evler yakıldı, Hocalılar hunharca katledildi.



Meselenin aslı, Ermenistan dünyanın gözü önünde Azerbaycan’a saldırdı ve topraklarının yüzde 25’lik bir bölümünü işgal etti. Savaş şimdi durmuş olsa da diplomatik savaş hâlâ devam ediyor. Rus destekli Ermeni çeteleri işgal ettikleri Azerbaycan yurdundan çekilmedikleri sürece bu savaş devam ediyor demektir.

Karabağ’da, Hocalı’da canlarını vatanları için veren şehitlerimizi rahmetle anıyor, yaralılarımızın acılarını paylaşıyor, vatan toprağının geri alınması için ne gerekiyorsa yapılmasını diliyorum, can-ı gönülden.

Katliamın, o kanlı çığlıkların yıl dönümündeyiz.

Peki ne yapmalı, Hocalı’yı nasıl anmalı?

Geçen yıllardan da biliyoruz, bu vahim hadisenin ülkemizde konuşulmasında ciddi bir sıkıntı var. Hele hele bizim yazarçizerlerin, kanaat önderi kabul edilen zevatın bu meseleye duyarsız kalmasını anlamak zor. Hocalı hiç yaşanmamış sanki. Hocalı’yı zikredenler de “aman milliyetçi görünmeyelim” de işte bir şeyler söyleyelim diyorlar; o kadar.

Yani Hocalı hakkında düşünürken, yazarken veya konuşurken asla müstakil olarak Hocalı demeyelim, dememeliyiz, neme lazım milliyetçi falan görünürüz, bu acının şiirini tek başına anmış olmamak için hemen araya birkaç entelektüel lakırdı sıkıştırmalıyız. Yine geçen zaman içinde şahit olduk, “Hocalı tamam da, Hrant Dink’i unutmayalım” başlıklı yazılara.

Bize dayatılan gündemlerle dolan zihni meşguliyetlerimiz kendi dilini unutan televizyon yorumcularının ve yazarların hiç bitmeyen şu ‘entelektüel sancıları’na emanet artık. Amin diyebilmeyi fiyaka bozan bir şey sanan ki amin diyebilecek dualara değmeyen bir ruhsuzluğa da çoktan gönül indirmişiz biz hep beraber; Allah bizi affetsindir son sözümüz.

***

İnsan hakları muhabbetinde şampiyonluğu kimseye bırakmayan bizim yazarlarımız Hocalı’yı niye ağzına almaz hiç? Niçin aklına bile getirmez? İnsan hakları var, Hocalı yok öyle mi? İnsan hakları var, Hocalı için bir fatiha yok, öyle mi?

Hocalı mazlumlarını anmaya, dünyadaki tüm mazlumları anmaya mecburuz, mecburiyetimiz insan haklarından değil, kardeşlik hukukumuzdan mülhemdir. Yaratılanı sevmek boynumuzun borcudur, ucuz bir hümanizmle değil, en derin kalbi muhabbetlerimizle.

Hocalı’ya ağlayalım, o mazlum kasabaya, orada yalnızca zevk ve intikam uğruna katledilen evlatlarımıza ağlayalım. ‘Ama’sız, ‘şimdi efendim’siz, delikanlı gibi, yaradandan ötürü…

Bekir FUAT Karar Gazetesi
 

Griş Yapın veya Üye Olun

Yanıt için giriş yapmanız veya üye olmanız gerekir.
veya

Yeni hesap oluştur

Topluluğumuzda bir hesap oluşturun. Bu işlem çok kolay!
Üst Alt