osmanyusuf
Kayıtlı Kullanıcı
- Katılım
- 18 Ara 2007
- Mesajlar
- 387
- Tepki puanı
- 0
- Puanları
- 0
- Yaş
- 55
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
Türkiye’nin ve dünyanın en büyük iş adamlarına hitap etme imkanını veren Allah’a hamd olsun.
“Elinizin altındakilere yediğinizden yedirin, giydiğinizden giydirin, güçlerinin yetmediği yükü yüklemeyin” (Buhari Itk 15) diyen Rasülüne salât olsun.
Sattığı malları, annesine veya babasına satıyormuş gibi satan, ürettiği eşyayı nişanlısına hazırlıyormuş gibi özen gösteren iş adamlarına selam olsun.
“Dünyanın en zengin on adamı”, diye dünya gazetelerinden ilan edilenlerden daha büyük iş adamı olduğunuzu biliniz.
“Milyarlarca doları var” denilen bu adamın bütün dolarları on tane kavak ağacından meydana gelir. Para ağaçtan yapılır. Sizler milyarlarca parayı terazinin bir kefesine koysalar, öbür kefesine de sevgili hanımınızın gönül telinin birini koysalar, sevgilinizin gönül telini üç kavak ağacından yapılan milyarlarca dolara tercih edecek gönül zenginliğine sahipsiniz.
Zenginler kulübünün üyelerinin kazancı kabire kadar fayda verir. Sizin kazançlarınız iki dünyada da fayda verir. Hatta yalnız dünyayı görenler dünyada kazandıklarından dünyada da yararlanamazlar. Birinde kalp hastalığı var. Doktoru diyor ki “Kadınla yatma. Heyecan kalbini durdurur. Yağlı yeme kollestorelün yükselir.” Buzdolabını üretene “soğuk su içme sana zarrlıdır”. Buyurun her şey var ama bütün delikler kapalı.
Batı kültürü aldıklarından, ahiret inancıda olmadığından “Afiyet olsun yarim, sen yedikçe ben doydum” deyip dağıtamıyorlar da.
İşte siz daha büyük iş adamısınız.
Sizin ticari bağlantı yaptığınız, onları ticari bağlantı yaptığı kişilerden daha büyüktür. Büyün dünyadaki tüccarı ve sanayiciyi ortaya çıkaranla siz ticaret yapıyorsunuz. Allah (c.c.) Kur’anı Keriminde <Allah müminlerin canlarını ve mallarını cennet karşılığında satın aldı.> (Tevbe 111) buyurur.
Allah’a iman ediyorsunuz. Allah yolunda canlarınızı ve mallarınızı veriyor, Allah için ölmeye ve öldürmeye hazırsınız ya işte en büyük Allah (c.c.)’la alış veriş yapıyorsunuz. Burada, yani cennette kazandığınız köşklerin tuğlası bu gün gramı yüz elli dolardan satılan yakuttandır. Çiçekleri solmayan, kuşları ölmeyen, ihtiyarlığın, hastalığın, üzüntünün, kederin, harbin, darbın olmadığı bir cennetten yerler alıyorsunuz. Dünyanın en zengini bütün dolarlarını verse, iman etmedikçe o cennetin bir gülüne gücü yetmez. Siz böyle büyük bir ticaret yapıyorsunuz.
HEDEFİNİZ BÜYÜK OLSUN
İşçisi Kore’den, Kauçuğu Endonezya’dan, petrolü Venezzuelladan, fabrikası Singapur’da yönetimi İstanbul’da, pazarlaması Cenevre’de olan Uluslar üstü sınai ve ticari hareketin içine girerken ufkunuzu yedi kat sema kadar geniş tutunuz.
Siz bütün insanlara ve alemlere rahmet olarak gönderilen Peygamberin ümmetisiniz. Peygamberimiz Medine’deki ashabına doğunun ve batının hazinelerine işaret verirken İstanbul ile Roma’ya özel işaret koymuş ve Ashabının gönül ufkunu dünyaya açmıştır. “Adriyatik den Çin settine” diyerek sınır koymamış. (Bak: Müslim, fiten 19, Ahmet, Müsned 5/278, 284, 4/123 Romanın fethi için bak. Ahmet, Müsned 2/176)
Hedef, hazinelere sahip olmak değil. Allah’ın yeryüzünde yarattığı hazinelerin yönetimini Müslümanların ele alıp, İslam adaleti içinde dağıtmasıdır.
“Dünya tek çarşı olacaktır ve orada bizim mallarımız satılacaktır” diyen çok uluslu şirketlerin başkanına Peygamber Efendimizin <Dünya bana mescit kılındı> (Buhari, teyemmüm 1) sözünü hatırlatınız.
Mescid (Cami)’de adam öldürülmez, döğülmez küfredilmez, rahatsız edilmez. Anarşiden, terörden, köşe dönücülerden, mafya babalarından kaçakçılardan kurtulmak isteniyorsa dünyanın ne olduğuna karar vermelerini sağlamalısınız.
EŞYAYA BAĞLANMAYIN
Horasan’da dopan, Endülüs’de okuyan, Bağdat’ta kitap yazan, Mısır’da okutan, Mekke’de ölen ailmlerimiz var.
Çinin kâselerini Bursa’ya getiren, Bursanın ipeğini Yemen’e götüren, Yemen’in kahvesini Hindistan’a taşıyan, Hindistanın çeliğini Viyana’ya ulaştıran, Viyananın kumaşını İstanbula getiren Hassa tacirlerimiz var.
“Birtek hurmanınhaksız yere yutulmasına müsaade edemem, fırat nehrinin üzerindeki köprüde bir koyunun ayağı kırılsa Allah’a hesap veremem” diye tirtir titreyen ve bu korkusunu gidermek için Yemen’in Aden’inden Hadramuta, oradan Buhara’ya, Semerkand’a kadar yürüyüp zalimlerin sulmüne son veren Fatihlerimiz var.
“Göklerin ve yerin sahibi ve hakimi Allah’dır” ayetine “Her yer Allahın il’i herkes Allah’ın kulu” (Ahmet, Müsned 1/166) hadisine dayararak Ecdadımız “vatan, doğduğum yerdir veya doyduğum yerdir” dememiş “Vatan İslamın yaşandığı yerdir” diyerek bir yere bağlanmamış ve dünyayı vatan yapmak için Viyanaya kadar yürümüş.
Dünyayı dolaşın. Ancak kaybolmamak için gönül gözünüzden merkezi hiç kaybetmeyin. Günde beş defa namazla Kâ’beye yönelin.
ÜSTÜN OLAN SİZSİNİZ
İlmi direyete, medeni ceserete sahip olan sizler, İslamın izzetine sahiğsiniz.
İmanın sizi herkesin üstüne çıkarmaktadır. Rabbimiz <Eğer İman ediyorsanız en yüce sizsiniz> buyurur. (ali İmran 139)
Uluslar üstü ticareti yaparken aşağılık kompleksine kapılmayın. Dünya pazarlarında karşınızda dev Amerikan, Avrupa veya Japon şirketleri çıksa mücadele yapmadan pazarı terketmeyin. İyi bilin ki Süleyman Aleyhisselamın fillerini karıncaları mağlup etmiştir.
Her devin bir zayıf tarafı vardır.
Moral çok önemli. Yakın zamana kadar Türk güreşçileri, Rus güreşçileri hiç yıkamazlardı. Rusya dağılınca aynı güreşçileri yenmeye başladılar.
Uluslar üstü t,caretteki bağlantılarınızda müslüğman insanlara öncelik tanıyın.
Peygamber efendimize henüz iman etmeyen Ebu Süfyan’la sahabeden biri geldi “Ya Resulallah Ebu Süfyan’la Aiz b. Amr geldi” denildiğinde efendimiz sahabenin adını öne alarak “Aiz b. Amrla Ebu Süfyan geldi” demiş ve <İslam yücedir> buyurmuş.
Ticarette, siyasette, hürmette, şefkatte Müslümanın önüne kimseyi geçirtmeyin.
“Bugün çarşılarımız onları çarşısı oldu. Ticaretini yaptığımız mallar bile onlara ait. Gencimizin sırtında Blue Jean, elinde Kola, dilinde Maykıl Jaksın, biz bitmişiz” demeyin.
İnsanın bitkinliği içinden gelir. Dışarıdan değil. Bu Ramazan ayında Mc Donald da bir gün batımında sevgilisiyle masaya oturan iki gencin önlerine geleni yemediğini, kolayı içmediğini, Maykıl Caksından birşeyler mırıldanarak beklediklerini gören yetkili, beklemelerinin sebebini sorduğunda “İftar vaktine beş dakika var” diye cevap almıştır.
İşte “yeni dğnya düzeni” sloganıyla dünyaya yön vermeye kalkar. Amerikalıyı çıldırtan ve dış işleri bakanını Türkiye’ye gönderip Şeriatçılar kimler ve onları kimler destekiyor diye rapor hazırlatan bu dış dünyası işgal edilmiş, fakat içi dünyasına girilmemiş insanlarımızdır.
Roma bütün haşmetiyle, Spartaküs’ün iç dünyasını esir alamamıştır. Amerika’nın bu haliyle Müslğümanların iç dünyasına girmesi mümkün değildir.
Körfez harbine katılan Amerikalı bayan bir subay, benim önümde şehadet getirerek Müslüman oldu ve filistinli bir mücahidle evlenen bu subay hanımın nikahını da ben kıyıverdim.
27 Haziran 1993 Pazar günü M. Ali BİRAND, 32. gün programında Somaliye gelen Amerikalı askerlerden Müslüman olanların birkaçını gösterdi ve konuşturdu.
Kültürlü kabul edilen, karnı tok, sırtı pek, cebinde dünyanın putu olan dolarları taşıyan, elinde en öldürücü silahlara sahip olan bu insanların, eti kemiğe yapışmış kara kuru insanlardan alacağı bir şey yok gibidir.
Aklı gözüne inmiş insanlara göre Müslüman olmaması gerekir. Ama Müslüman oluyor.
Sahip olduğunuz iman sizi dünyanın en üstün insanı yapıyor.
YENİLİĞE AÇIK OLUNUZ
“Biz babamızın yolundan yürürüz” diyen kafirler, Kuran-ı Kerimde kötülenmiştir.
Değişmeyen, dinin temel esaslarıdır.Onlara bağlı kalmak şartıyla dünyanın her tarafında yaz, kış, soğuk, sıcak, harp, sulh, zenginlik, fakirlik durumlarına göre tavır alınır. Bölgelere göre örf oluşur örf değişir.
Mesela namaz değişmez. Ama seccadesi değişir. Fildişi sahili’nde kum üzerinde, Himalaya’da kaya üzerinde, İsveçte çelik zemin üzerinde, Erzurum’da post üzerinde namaz kılarsınız.
Kur'an-ı Kerimi eskiden de şimdiki zamanda da hattatlar yazar. Ama compütere de yazdırıp yayınlayabilirsiniz.
Bilgi bankanızda Türkiye’de dansözün zillerinden, fabrikanın millerine kadar nerede kimler tarafından, ne kadar üretildiğini, dünyada iğneden atom bombasına kadar sınai ve zirai ürünlerin nerede ve ne kadar olduğu kayıtlı olsun. Günlük fiyatları ve alıcı satıcıları takip edilsin ve isteyenlere bilgi verilsin
Türkiye’nin ve dünyanın en büyük iş adamlarına hitap etme imkanını veren Allah’a hamd olsun.
“Elinizin altındakilere yediğinizden yedirin, giydiğinizden giydirin, güçlerinin yetmediği yükü yüklemeyin” (Buhari Itk 15) diyen Rasülüne salât olsun.
Sattığı malları, annesine veya babasına satıyormuş gibi satan, ürettiği eşyayı nişanlısına hazırlıyormuş gibi özen gösteren iş adamlarına selam olsun.
“Dünyanın en zengin on adamı”, diye dünya gazetelerinden ilan edilenlerden daha büyük iş adamı olduğunuzu biliniz.
“Milyarlarca doları var” denilen bu adamın bütün dolarları on tane kavak ağacından meydana gelir. Para ağaçtan yapılır. Sizler milyarlarca parayı terazinin bir kefesine koysalar, öbür kefesine de sevgili hanımınızın gönül telinin birini koysalar, sevgilinizin gönül telini üç kavak ağacından yapılan milyarlarca dolara tercih edecek gönül zenginliğine sahipsiniz.
Zenginler kulübünün üyelerinin kazancı kabire kadar fayda verir. Sizin kazançlarınız iki dünyada da fayda verir. Hatta yalnız dünyayı görenler dünyada kazandıklarından dünyada da yararlanamazlar. Birinde kalp hastalığı var. Doktoru diyor ki “Kadınla yatma. Heyecan kalbini durdurur. Yağlı yeme kollestorelün yükselir.” Buzdolabını üretene “soğuk su içme sana zarrlıdır”. Buyurun her şey var ama bütün delikler kapalı.
Batı kültürü aldıklarından, ahiret inancıda olmadığından “Afiyet olsun yarim, sen yedikçe ben doydum” deyip dağıtamıyorlar da.
İşte siz daha büyük iş adamısınız.
Sizin ticari bağlantı yaptığınız, onları ticari bağlantı yaptığı kişilerden daha büyüktür. Büyün dünyadaki tüccarı ve sanayiciyi ortaya çıkaranla siz ticaret yapıyorsunuz. Allah (c.c.) Kur’anı Keriminde <Allah müminlerin canlarını ve mallarını cennet karşılığında satın aldı.> (Tevbe 111) buyurur.
Allah’a iman ediyorsunuz. Allah yolunda canlarınızı ve mallarınızı veriyor, Allah için ölmeye ve öldürmeye hazırsınız ya işte en büyük Allah (c.c.)’la alış veriş yapıyorsunuz. Burada, yani cennette kazandığınız köşklerin tuğlası bu gün gramı yüz elli dolardan satılan yakuttandır. Çiçekleri solmayan, kuşları ölmeyen, ihtiyarlığın, hastalığın, üzüntünün, kederin, harbin, darbın olmadığı bir cennetten yerler alıyorsunuz. Dünyanın en zengini bütün dolarlarını verse, iman etmedikçe o cennetin bir gülüne gücü yetmez. Siz böyle büyük bir ticaret yapıyorsunuz.
HEDEFİNİZ BÜYÜK OLSUN
İşçisi Kore’den, Kauçuğu Endonezya’dan, petrolü Venezzuelladan, fabrikası Singapur’da yönetimi İstanbul’da, pazarlaması Cenevre’de olan Uluslar üstü sınai ve ticari hareketin içine girerken ufkunuzu yedi kat sema kadar geniş tutunuz.
Siz bütün insanlara ve alemlere rahmet olarak gönderilen Peygamberin ümmetisiniz. Peygamberimiz Medine’deki ashabına doğunun ve batının hazinelerine işaret verirken İstanbul ile Roma’ya özel işaret koymuş ve Ashabının gönül ufkunu dünyaya açmıştır. “Adriyatik den Çin settine” diyerek sınır koymamış. (Bak: Müslim, fiten 19, Ahmet, Müsned 5/278, 284, 4/123 Romanın fethi için bak. Ahmet, Müsned 2/176)
Hedef, hazinelere sahip olmak değil. Allah’ın yeryüzünde yarattığı hazinelerin yönetimini Müslümanların ele alıp, İslam adaleti içinde dağıtmasıdır.
“Dünya tek çarşı olacaktır ve orada bizim mallarımız satılacaktır” diyen çok uluslu şirketlerin başkanına Peygamber Efendimizin <Dünya bana mescit kılındı> (Buhari, teyemmüm 1) sözünü hatırlatınız.
Mescid (Cami)’de adam öldürülmez, döğülmez küfredilmez, rahatsız edilmez. Anarşiden, terörden, köşe dönücülerden, mafya babalarından kaçakçılardan kurtulmak isteniyorsa dünyanın ne olduğuna karar vermelerini sağlamalısınız.
EŞYAYA BAĞLANMAYIN
Horasan’da dopan, Endülüs’de okuyan, Bağdat’ta kitap yazan, Mısır’da okutan, Mekke’de ölen ailmlerimiz var.
Çinin kâselerini Bursa’ya getiren, Bursanın ipeğini Yemen’e götüren, Yemen’in kahvesini Hindistan’a taşıyan, Hindistanın çeliğini Viyana’ya ulaştıran, Viyananın kumaşını İstanbula getiren Hassa tacirlerimiz var.
“Birtek hurmanınhaksız yere yutulmasına müsaade edemem, fırat nehrinin üzerindeki köprüde bir koyunun ayağı kırılsa Allah’a hesap veremem” diye tirtir titreyen ve bu korkusunu gidermek için Yemen’in Aden’inden Hadramuta, oradan Buhara’ya, Semerkand’a kadar yürüyüp zalimlerin sulmüne son veren Fatihlerimiz var.
“Göklerin ve yerin sahibi ve hakimi Allah’dır” ayetine “Her yer Allahın il’i herkes Allah’ın kulu” (Ahmet, Müsned 1/166) hadisine dayararak Ecdadımız “vatan, doğduğum yerdir veya doyduğum yerdir” dememiş “Vatan İslamın yaşandığı yerdir” diyerek bir yere bağlanmamış ve dünyayı vatan yapmak için Viyanaya kadar yürümüş.
Dünyayı dolaşın. Ancak kaybolmamak için gönül gözünüzden merkezi hiç kaybetmeyin. Günde beş defa namazla Kâ’beye yönelin.
ÜSTÜN OLAN SİZSİNİZ
İlmi direyete, medeni ceserete sahip olan sizler, İslamın izzetine sahiğsiniz.
İmanın sizi herkesin üstüne çıkarmaktadır. Rabbimiz <Eğer İman ediyorsanız en yüce sizsiniz> buyurur. (ali İmran 139)
Uluslar üstü ticareti yaparken aşağılık kompleksine kapılmayın. Dünya pazarlarında karşınızda dev Amerikan, Avrupa veya Japon şirketleri çıksa mücadele yapmadan pazarı terketmeyin. İyi bilin ki Süleyman Aleyhisselamın fillerini karıncaları mağlup etmiştir.
Her devin bir zayıf tarafı vardır.
Moral çok önemli. Yakın zamana kadar Türk güreşçileri, Rus güreşçileri hiç yıkamazlardı. Rusya dağılınca aynı güreşçileri yenmeye başladılar.
Uluslar üstü t,caretteki bağlantılarınızda müslüğman insanlara öncelik tanıyın.
Peygamber efendimize henüz iman etmeyen Ebu Süfyan’la sahabeden biri geldi “Ya Resulallah Ebu Süfyan’la Aiz b. Amr geldi” denildiğinde efendimiz sahabenin adını öne alarak “Aiz b. Amrla Ebu Süfyan geldi” demiş ve <İslam yücedir> buyurmuş.
Ticarette, siyasette, hürmette, şefkatte Müslümanın önüne kimseyi geçirtmeyin.
“Bugün çarşılarımız onları çarşısı oldu. Ticaretini yaptığımız mallar bile onlara ait. Gencimizin sırtında Blue Jean, elinde Kola, dilinde Maykıl Jaksın, biz bitmişiz” demeyin.
İnsanın bitkinliği içinden gelir. Dışarıdan değil. Bu Ramazan ayında Mc Donald da bir gün batımında sevgilisiyle masaya oturan iki gencin önlerine geleni yemediğini, kolayı içmediğini, Maykıl Caksından birşeyler mırıldanarak beklediklerini gören yetkili, beklemelerinin sebebini sorduğunda “İftar vaktine beş dakika var” diye cevap almıştır.
İşte “yeni dğnya düzeni” sloganıyla dünyaya yön vermeye kalkar. Amerikalıyı çıldırtan ve dış işleri bakanını Türkiye’ye gönderip Şeriatçılar kimler ve onları kimler destekiyor diye rapor hazırlatan bu dış dünyası işgal edilmiş, fakat içi dünyasına girilmemiş insanlarımızdır.
Roma bütün haşmetiyle, Spartaküs’ün iç dünyasını esir alamamıştır. Amerika’nın bu haliyle Müslğümanların iç dünyasına girmesi mümkün değildir.
Körfez harbine katılan Amerikalı bayan bir subay, benim önümde şehadet getirerek Müslüman oldu ve filistinli bir mücahidle evlenen bu subay hanımın nikahını da ben kıyıverdim.
27 Haziran 1993 Pazar günü M. Ali BİRAND, 32. gün programında Somaliye gelen Amerikalı askerlerden Müslüman olanların birkaçını gösterdi ve konuşturdu.
Kültürlü kabul edilen, karnı tok, sırtı pek, cebinde dünyanın putu olan dolarları taşıyan, elinde en öldürücü silahlara sahip olan bu insanların, eti kemiğe yapışmış kara kuru insanlardan alacağı bir şey yok gibidir.
Aklı gözüne inmiş insanlara göre Müslüman olmaması gerekir. Ama Müslüman oluyor.
Sahip olduğunuz iman sizi dünyanın en üstün insanı yapıyor.
YENİLİĞE AÇIK OLUNUZ
“Biz babamızın yolundan yürürüz” diyen kafirler, Kuran-ı Kerimde kötülenmiştir.
Değişmeyen, dinin temel esaslarıdır.Onlara bağlı kalmak şartıyla dünyanın her tarafında yaz, kış, soğuk, sıcak, harp, sulh, zenginlik, fakirlik durumlarına göre tavır alınır. Bölgelere göre örf oluşur örf değişir.
Mesela namaz değişmez. Ama seccadesi değişir. Fildişi sahili’nde kum üzerinde, Himalaya’da kaya üzerinde, İsveçte çelik zemin üzerinde, Erzurum’da post üzerinde namaz kılarsınız.
Kur'an-ı Kerimi eskiden de şimdiki zamanda da hattatlar yazar. Ama compütere de yazdırıp yayınlayabilirsiniz.
Bilgi bankanızda Türkiye’de dansözün zillerinden, fabrikanın millerine kadar nerede kimler tarafından, ne kadar üretildiğini, dünyada iğneden atom bombasına kadar sınai ve zirai ürünlerin nerede ve ne kadar olduğu kayıtlı olsun. Günlük fiyatları ve alıcı satıcıları takip edilsin ve isteyenlere bilgi verilsin