nihalim
Kayıtlı Kullanıcı
- Katılım
- 3 Eki 2006
- Mesajlar
- 2,593
- Tepki puanı
- 2
- Puanları
- 0
- Yaş
- 45
- Konum
- *meftun*
- Web Sitesi
- www.hatim-online.com
ZAMANIN YİTİK YARISI
“Zamana yemin olsun ki, şüphesiz insan hüsrandadır.”
( ASR:1–2)
Ne yaptığını bilmez insanoğlu!
Bazen hayat ağacının en ince dalından asılıyorsun yaşama, bazen müsrifsin hesapsız yaşarsın, bazen cimrisin sevdiklerini paylaşamazsın, bazen maymun iştahlısın ne istediğini sen bile bilmezsin…
Zaman hayatın ta kendisi değil midir aslında. Zamanı hüsran olanın, hayatı da hüsran olur. Hayatı hüsran içinde olanın sonundan hayır beklenir mi? Gün gelir dünyanın en mutlu insanı oluruz hani derler ya, “yıkılsa umurum da değil”, kimimiz umut yüklü oluruz, sığmaz da yüreğimize, dağıtırız çevremizde kilere, kesitler sunarız onlara hayat tecrübelerimizden. “Yıkılmadım ayaktayım” mesajlarını veririz duruşumuzla… Kimimiz bedbaht, biçaredir, hayattan öyle bir sille yemiştir ki her fırsatta o sillenin sayısız parmak izlerini gösterir insanlara ve o da yıkılmamış, ayaktadır hala(!)
Ne kadar bilmeden yaşıyoruz hayatı-zamanı…
Birileri çıkıp anlatıyor tüm gerçekleri. Anlatılan gerçeklerdir ya, sonra birileri daha çıkıyor “âlemin tek bileni sen misin?” diyor. Aslında bir fedai bekleniyor hayattan, herkes birileri diyor ama o birileri hiçbir zaman üstüne alınmıyor. Bir olmak fakında olunmayı da beraberinde getiriyor, oysa hiç kimse fark edilmek istemiyor. Farkında olmak sorumlu olmayı baştan kabul etmektir. Hüsran içinde olan insan ise sorumluluk altına girmeyi, ateşe girmekle bir tutuyor. Ateşin sıcaklığı bile onu korkutuyor…
İşte bu vurdumduymazlık maalesef başkalarının hayatına mal oluyor. Yanlış yerinden tutuyoruz Hayat ağacının dallarını. Ya da Nasrettin Hoca misali kesmek midir amacımız bindiğimiz dalı, yoksa emin mi olduk düştüğümüzde bir yerimizin kırılmayacağından. Neye güveniyoruz, ya da kime güveniyoruz. Dostumuz ALLAH ise sorun yok, hem de hiç yok ama değilse O’nun terk ettiğine kim sahip çıkar varın gerisini de siz hesap edin. İşte o zaman güleriz ağlanacak halimize!!
alıntı(yazan kardeşimizin emeğine sağlık)
“Zamana yemin olsun ki, şüphesiz insan hüsrandadır.”
( ASR:1–2)
Ne yaptığını bilmez insanoğlu!
Bazen hayat ağacının en ince dalından asılıyorsun yaşama, bazen müsrifsin hesapsız yaşarsın, bazen cimrisin sevdiklerini paylaşamazsın, bazen maymun iştahlısın ne istediğini sen bile bilmezsin…
Zaman hayatın ta kendisi değil midir aslında. Zamanı hüsran olanın, hayatı da hüsran olur. Hayatı hüsran içinde olanın sonundan hayır beklenir mi? Gün gelir dünyanın en mutlu insanı oluruz hani derler ya, “yıkılsa umurum da değil”, kimimiz umut yüklü oluruz, sığmaz da yüreğimize, dağıtırız çevremizde kilere, kesitler sunarız onlara hayat tecrübelerimizden. “Yıkılmadım ayaktayım” mesajlarını veririz duruşumuzla… Kimimiz bedbaht, biçaredir, hayattan öyle bir sille yemiştir ki her fırsatta o sillenin sayısız parmak izlerini gösterir insanlara ve o da yıkılmamış, ayaktadır hala(!)
Ne kadar bilmeden yaşıyoruz hayatı-zamanı…
Birileri çıkıp anlatıyor tüm gerçekleri. Anlatılan gerçeklerdir ya, sonra birileri daha çıkıyor “âlemin tek bileni sen misin?” diyor. Aslında bir fedai bekleniyor hayattan, herkes birileri diyor ama o birileri hiçbir zaman üstüne alınmıyor. Bir olmak fakında olunmayı da beraberinde getiriyor, oysa hiç kimse fark edilmek istemiyor. Farkında olmak sorumlu olmayı baştan kabul etmektir. Hüsran içinde olan insan ise sorumluluk altına girmeyi, ateşe girmekle bir tutuyor. Ateşin sıcaklığı bile onu korkutuyor…
İşte bu vurdumduymazlık maalesef başkalarının hayatına mal oluyor. Yanlış yerinden tutuyoruz Hayat ağacının dallarını. Ya da Nasrettin Hoca misali kesmek midir amacımız bindiğimiz dalı, yoksa emin mi olduk düştüğümüzde bir yerimizin kırılmayacağından. Neye güveniyoruz, ya da kime güveniyoruz. Dostumuz ALLAH ise sorun yok, hem de hiç yok ama değilse O’nun terk ettiğine kim sahip çıkar varın gerisini de siz hesap edin. İşte o zaman güleriz ağlanacak halimize!!
alıntı(yazan kardeşimizin emeğine sağlık)