Karanlık yüreğime sızan bir ışık vardı tıpkı pencereleri ve perdeleri kapalı bir odaya
sabahın ilk ışıkları nasılda kıyıdan köşeden bir delik bulurda usulca sızarsa ve odadaki kişi dayanamaz kalkıp pencereyi açarda güneşin sıcaklığı ile nasıl kucaklaşırsa ve o sıcaklığı tek solukta içine çekmek isterse bende yüreğime sızan o ışığın öyle farkına vardım.
Önce bir korkuyorsunuz, zifiri karanlık yüreğinize sızan bu ışığı tüketmekten ama o ışığın kaynağının gücünü fark ettiğinizde başlıyorsunuz yüreğinizin pencerelerini açmaya ,o ilahi ışık başlıyor kalbinizin tüm karelerini sarmaya sardıkca sarsın istiyorsunuz bitmek tükenmek bilmeyen bir teslimiyet arzusu alıyor dört bir yanınızı .
Sizce hangi suçlu, kendi rızasıyla teslim olsa dahi o teslimiyetten zevk alır? Tabi ki Rabbine teslim olan. yani onu yaratana, ona sahip olana, onu sevene ,onu varlıkların en kıymetlisi olarak yaratana,onu rahmetiyle sarıp sarmalayana ,ona cennetini vaat edene,ona resullerin en güzelini ve onun için ille de ümmeti ümmeti diyen bir resul gönderene .
O hazzı yaşamakta ve fark etmekte biraz geç kalmıştım. yüreğime sızan o ışığı fark etmemiştim uzun süre, onun üzüntüsü hala burkar yüreğimi.İşte ben o günlere yüreğimin işgal günleri diyorum . Nefis almış başını yürümüş yüreğimde alabildiğine, maddeden manaya inememişim, gurur desen o biçim tutmuş kapılarını yüreğimin.Gözlerim kör adeta görmüyor nesneden başka bir şey.Açsınız ve önünüze koyulandan başka bir şey görmüyorsunuz yiyorsunuz sorgusuz sualsiz size sunulanı, zehirin biri bin para ye yiyebildiğin kadar .
Gözenekleriniz dolmuş son raddesine kadar, kir içinde adeta tüm benliğiniz. yalana doymuşsunuz , sevgiye susamış,bencil duyguların esiri olmuşsunuz ve bu kadar silaha karşı silahsızsınız . Fıtratınızdaki o gücü hissedene kadar her şey, sonra devrim oluyor adeta artık kendi iktidarınızı kurmaya başlıyorsunuz..Birden bire olmuyor hiçbirşey yavaş yavaş sindire sindire ilk özgür alanım özgürlük meydanım seccademdi doyasıya haykırmıştım Allahu ekber diye ,ve sağ elimin sol elimi kavradığı an ve yüreğimin sol elimin altında hissettiğim kanat çırpınışları ve ilk acemi uçuşuydu adeta, özgürlüğüne kavuşmuş, kafesinden çıkmış güvercin misali ve o ayet yüz kere bin kere tekrar etmekten haz duyduğunuz ayet “ iyyakenağ büdü ve iyya kenestain” ardından gelen gönlünüzle ve bedeninizle teslim olduğunuz an secde ve artık hürriyetinizi kendinize ispat etiğiniz andır. Ne kadar ilginç teslimiyetle başlayan özgürlük sizce başka hangi teslimiyet sizi özgürlüğe götürebilir ki ?
İşte kendi zindanlarınızda mahkum olmak ya da olmamak, Rabbim öylesine özgür bırakmış ki…
İnşallah yüreği işgal altında olan bütün kardeşlerim yüreklerine sızan o ilahi ışığı fark edip
Kendi özgürlüklerini her iki cihanda da ilan ederler.
Ve artık ellerime dökülür yıldızlar
Topla toplayabildiğin kadar
Avuçlarım ne kadar küçük
Ya rabbi! Rahmetin ne kadar büyük…
sabahın ilk ışıkları nasılda kıyıdan köşeden bir delik bulurda usulca sızarsa ve odadaki kişi dayanamaz kalkıp pencereyi açarda güneşin sıcaklığı ile nasıl kucaklaşırsa ve o sıcaklığı tek solukta içine çekmek isterse bende yüreğime sızan o ışığın öyle farkına vardım.
Önce bir korkuyorsunuz, zifiri karanlık yüreğinize sızan bu ışığı tüketmekten ama o ışığın kaynağının gücünü fark ettiğinizde başlıyorsunuz yüreğinizin pencerelerini açmaya ,o ilahi ışık başlıyor kalbinizin tüm karelerini sarmaya sardıkca sarsın istiyorsunuz bitmek tükenmek bilmeyen bir teslimiyet arzusu alıyor dört bir yanınızı .
Sizce hangi suçlu, kendi rızasıyla teslim olsa dahi o teslimiyetten zevk alır? Tabi ki Rabbine teslim olan. yani onu yaratana, ona sahip olana, onu sevene ,onu varlıkların en kıymetlisi olarak yaratana,onu rahmetiyle sarıp sarmalayana ,ona cennetini vaat edene,ona resullerin en güzelini ve onun için ille de ümmeti ümmeti diyen bir resul gönderene .
O hazzı yaşamakta ve fark etmekte biraz geç kalmıştım. yüreğime sızan o ışığı fark etmemiştim uzun süre, onun üzüntüsü hala burkar yüreğimi.İşte ben o günlere yüreğimin işgal günleri diyorum . Nefis almış başını yürümüş yüreğimde alabildiğine, maddeden manaya inememişim, gurur desen o biçim tutmuş kapılarını yüreğimin.Gözlerim kör adeta görmüyor nesneden başka bir şey.Açsınız ve önünüze koyulandan başka bir şey görmüyorsunuz yiyorsunuz sorgusuz sualsiz size sunulanı, zehirin biri bin para ye yiyebildiğin kadar .
Gözenekleriniz dolmuş son raddesine kadar, kir içinde adeta tüm benliğiniz. yalana doymuşsunuz , sevgiye susamış,bencil duyguların esiri olmuşsunuz ve bu kadar silaha karşı silahsızsınız . Fıtratınızdaki o gücü hissedene kadar her şey, sonra devrim oluyor adeta artık kendi iktidarınızı kurmaya başlıyorsunuz..Birden bire olmuyor hiçbirşey yavaş yavaş sindire sindire ilk özgür alanım özgürlük meydanım seccademdi doyasıya haykırmıştım Allahu ekber diye ,ve sağ elimin sol elimi kavradığı an ve yüreğimin sol elimin altında hissettiğim kanat çırpınışları ve ilk acemi uçuşuydu adeta, özgürlüğüne kavuşmuş, kafesinden çıkmış güvercin misali ve o ayet yüz kere bin kere tekrar etmekten haz duyduğunuz ayet “ iyyakenağ büdü ve iyya kenestain” ardından gelen gönlünüzle ve bedeninizle teslim olduğunuz an secde ve artık hürriyetinizi kendinize ispat etiğiniz andır. Ne kadar ilginç teslimiyetle başlayan özgürlük sizce başka hangi teslimiyet sizi özgürlüğe götürebilir ki ?
İşte kendi zindanlarınızda mahkum olmak ya da olmamak, Rabbim öylesine özgür bırakmış ki…
İnşallah yüreği işgal altında olan bütün kardeşlerim yüreklerine sızan o ilahi ışığı fark edip
Kendi özgürlüklerini her iki cihanda da ilan ederler.
Ve artık ellerime dökülür yıldızlar
Topla toplayabildiğin kadar
Avuçlarım ne kadar küçük
Ya rabbi! Rahmetin ne kadar büyük…