Muhtazaf
Kayıtlı Kullanıcı
- Katılım
- 30 Mar 2008
- Mesajlar
- 9,624
- Tepki puanı
- 989
- Puanları
- 113
- Yaş
- 66
- Web Sitesi
- www.aydin-aydin.com
Sırr-ı Sakatî -kuddise sirruh-, dersinde talebelerine; “Mü’minlerin dertleriyle dertlenmeyen, onlardan değildir.” (Hâkim, Müstedrek, IV, 352; Heysemî, Mecmau’z-Zevâid, I, 87) hadîsini îzâh ederken, bir talebesi heyecanla içeri girer ve:
“–Üstadım! Sizin mahalle yandı, kül oldu. Yalnız sizin ev kurtuldu.” der.
Sırr-ı Sakatî sevinç içinde “Elhamdülillâh!..” der.
Otuz sene sonra bir dostuna:
“–Ben o vakit, «Elhamdülillâh!..» demekle, bir anlık da olsa sırf kendimi düşünmüş, felâkete uğrayanların ızdırâbından uzak kalmış oldum. İşte, otuz senedir o hâlimin tevbesi içindeyim!..” der.
“–Üstadım! Sizin mahalle yandı, kül oldu. Yalnız sizin ev kurtuldu.” der.
Sırr-ı Sakatî sevinç içinde “Elhamdülillâh!..” der.
Otuz sene sonra bir dostuna:
“–Ben o vakit, «Elhamdülillâh!..» demekle, bir anlık da olsa sırf kendimi düşünmüş, felâkete uğrayanların ızdırâbından uzak kalmış oldum. İşte, otuz senedir o hâlimin tevbesi içindeyim!..” der.