HUSEYIN SASMAZ
Kayıtlı Kullanıcı
- Katılım
- 11 Eyl 2009
- Mesajlar
- 1,204
- Tepki puanı
- 0
- Puanları
- 0
- Yaş
- 61
SÜNNET, KUR'AN GİBİ ŞERİ KAYNAKTIR
Kur’anı Kerim’de Kur’anla birlikte Hikmete tabi olmamızı istiyor ve Hikmetin Sünnet olduğunu gösteriyor.
Allahu Teala şöyle buyurdu:
ربنا وابعث فيهم رسولا منهم يتلو عليهم آياتك ويعلمهم الكتاب والحكمة ويزكيهم “Ey Rabbimiz! Onlara, içlerinden senin âyetlerini kendilerine okuyacak, onlara kitap ve hikmeti öğretecek, onları temizleyecek bir peygamber gönder.” (Bakara 129)
كما أرسلنا فيكم رسولا منكم يتلو عليكم آياتنا ويزكيكم ويعلمكم الكتاب والحكمة ويعلمكم ما لم تكونوا تعلمون “Nitekim kendi içinizden size âyetlerimizi okuyan, sizi kötülüklerden arındıran, size Kitab'ı ve hikmeti talim edip bilmediklerinizi size öğreten bir Resûl gönderdik.” (Bakara 151)
واذكروا نعمة الله عليكم وما أنزل عليكم من الكتاب والحكمة يعظكم به “Allah'ın sizin üzerinizdeki nimetini, (size verdiği hidayeti), size öğüt vermek üzere indirdiği Kitab'ı ve hikmeti hatırlayın.” (Bakara 231)
لقد من الله على المؤمنين إذ بعث فيهم رسولا من أنفسهم يتلوا عليهم آياته ويزكيهم ويعلمهم الكتاب والحكمة وإن كانوا من قبل لفي ضلال مبين “Andolsun ki içlerinden, kendilerine Allah'ın âyetlerini okuyan, (kötülüklerden ve inkardan) kendilerini temizleyen, kendilerine Kitap ve hikmeti öğreten bir Peygamber göndermekle Allah, müminlere büyük bir lütufta bulunmuştur. Halbuki daha önce onlar apaçık bir sapıklık içinde idiler.” (Al-i İmran 164)
هو الذي بعث في الأميين رسولا منهم يتلو عليهم آياته ويزكيهم ويعلمهم الكتاب والحكمة وإن كانوا من قبل لفي ضلال مبين “Çünkü ümmîlere içlerinden, kendilerine âyetlerini okuyan, onları temizleyen, onlara Kitab'ı ve hikmeti öğreten bir peygamber gönderen O'dur. Kuşkusuz onlar önceden apaçık bir sapıklık içindeydiler.” (Cuma 2)
Rasulullah Salallahu Aleyhi ve Selem insanlara hem Kitabı öğretiyor hemde Hikmeti öğretiyordu. Hikmetten kasıtsa Sünnetin kendisidir.
Alahu Teala Şöyle buyurdu:
وأنزل الله عليك الكتاب والحكمة وعلمك ما لم تكن تعلم “Allah sana Kitab'ı ve hikmeti indirmiş ve sana bilmediğini öğretmiştir.” (Nisa 113)
Ayrıca Allahu Teala Rasulün hanımlarına şöyle hitap ediyor:
واذكرن ما يتلى في بيوتكن من آيات الله والحكمة إن الله كان لطيفا خبيرا “Evlerinizde okunan Allah'ın âyetlerini ve hikmeti hatırlayın. Şüphesiz Allah, her şeyin iç yüzünü bilendir ve her şeyden haberi olandır.” (Ahzab 34)
Buna göre Kitapla veya ayetle birlikte hikmet sözcüğü geçtiği takdirde bundan kasıt Sünnettir. Buda Sünnetin Allahu Tealadan geldiğine dair bir delildir.
Yukarıda geçen deliller, kati olarak Sünnet'in Kur'an gibi teşri (Şeriatın bir kaynağı) olduğunu gösterir. Buna muhalefet edenler elemli bir azabla karşılaşacaklardır. O halde, nizamlar Kur'an'dan çıkartıldığı gibi Sünnet'ten de çıkartılmalıdır. Fikirler ve görüşler Kur'an'dan alındığı gibi Sünnet'ten de alınmalıdır. Çünkü, Kur'an ve Sünnet, teşri için birer kaynak olduğu gibi fikirler için de birer kaynaktır. Özel ve genel hayat Kur'an ve Sünnet'e göre düzenlenmelidir. Siyasi ve İslâmi hizibler/kitleler bu iki kaynağa göre kurulmalıdır. İslâm Devleti de bu iki kaynak üzerine bina edilecek, dayandırılacak ve yürütülecektir. Nitekim İslam ümmetinin devleti olan Hilafet 1338 sene bounca yalnızca bu iki kaynağa dayalı kaldı ve kanunları bu kaynaklardan çıkarttı. Bu ümmetin idrakine bir delildir. Her şeyde esas olan bu iki kaynaktır. Çünkü bunlar Allah'tan birer vahydir. Allah'a kulluksa, O'nun emirlerine uymayı gerektirir. Müslümanlar, bundan başka bir şeyi asla kabul edemezler.
Sünnet, sahih rivayetler yoluyla alınmalıdır. Rivayet, sağlam olmayınca veya Kur'an'a ters düşerse o reddedilir. Bu usule büyük itina ve özen gösterilmelidir. Zayıf veya yalan rivayeti kabul etmemek gerekir. Çünkü, yukarıda değinildiği gibi Sünnet inananlar için bir kaynaktır.
Keyfi, menfaat elde etmek amacıyla, bir görüş uydurup, onu desteklemek için Rasûlullah Sallallahu Aleyhi Vesellem'in söylemediği halde hadis uydurmak asla caiz değildir. Hayır/hasene kastıyla da olsa böylesi bir hak hiçbir kimseye verilmemiştir. Çünkü bu iş, Rasûlullah Sallallahu Aleyhi Vesellem'e iftira sayılır ve söyleyen kişi de cehennemlik olur.
Bu hususta Rasûlullah Sallallahu Aleyhi Vesellem şöyle buyurdu: "Kim benim ağzımdan bilerek hadis uydurursa, Cehennemdeki yerini hazırlasın.” (Buhari, Müslim, Ebu Davud)
“Her kim yalan olduğunu bildiği bir söz, benim hadisim olmak üzere rivayet ederse, yalancılardan biriside kendisidir.” (Müslim)
Kur’anı Kerim’de Kur’anla birlikte Hikmete tabi olmamızı istiyor ve Hikmetin Sünnet olduğunu gösteriyor.
Allahu Teala şöyle buyurdu:
ربنا وابعث فيهم رسولا منهم يتلو عليهم آياتك ويعلمهم الكتاب والحكمة ويزكيهم “Ey Rabbimiz! Onlara, içlerinden senin âyetlerini kendilerine okuyacak, onlara kitap ve hikmeti öğretecek, onları temizleyecek bir peygamber gönder.” (Bakara 129)
كما أرسلنا فيكم رسولا منكم يتلو عليكم آياتنا ويزكيكم ويعلمكم الكتاب والحكمة ويعلمكم ما لم تكونوا تعلمون “Nitekim kendi içinizden size âyetlerimizi okuyan, sizi kötülüklerden arındıran, size Kitab'ı ve hikmeti talim edip bilmediklerinizi size öğreten bir Resûl gönderdik.” (Bakara 151)
واذكروا نعمة الله عليكم وما أنزل عليكم من الكتاب والحكمة يعظكم به “Allah'ın sizin üzerinizdeki nimetini, (size verdiği hidayeti), size öğüt vermek üzere indirdiği Kitab'ı ve hikmeti hatırlayın.” (Bakara 231)
لقد من الله على المؤمنين إذ بعث فيهم رسولا من أنفسهم يتلوا عليهم آياته ويزكيهم ويعلمهم الكتاب والحكمة وإن كانوا من قبل لفي ضلال مبين “Andolsun ki içlerinden, kendilerine Allah'ın âyetlerini okuyan, (kötülüklerden ve inkardan) kendilerini temizleyen, kendilerine Kitap ve hikmeti öğreten bir Peygamber göndermekle Allah, müminlere büyük bir lütufta bulunmuştur. Halbuki daha önce onlar apaçık bir sapıklık içinde idiler.” (Al-i İmran 164)
هو الذي بعث في الأميين رسولا منهم يتلو عليهم آياته ويزكيهم ويعلمهم الكتاب والحكمة وإن كانوا من قبل لفي ضلال مبين “Çünkü ümmîlere içlerinden, kendilerine âyetlerini okuyan, onları temizleyen, onlara Kitab'ı ve hikmeti öğreten bir peygamber gönderen O'dur. Kuşkusuz onlar önceden apaçık bir sapıklık içindeydiler.” (Cuma 2)
Rasulullah Salallahu Aleyhi ve Selem insanlara hem Kitabı öğretiyor hemde Hikmeti öğretiyordu. Hikmetten kasıtsa Sünnetin kendisidir.
Alahu Teala Şöyle buyurdu:
وأنزل الله عليك الكتاب والحكمة وعلمك ما لم تكن تعلم “Allah sana Kitab'ı ve hikmeti indirmiş ve sana bilmediğini öğretmiştir.” (Nisa 113)
Ayrıca Allahu Teala Rasulün hanımlarına şöyle hitap ediyor:
واذكرن ما يتلى في بيوتكن من آيات الله والحكمة إن الله كان لطيفا خبيرا “Evlerinizde okunan Allah'ın âyetlerini ve hikmeti hatırlayın. Şüphesiz Allah, her şeyin iç yüzünü bilendir ve her şeyden haberi olandır.” (Ahzab 34)
Buna göre Kitapla veya ayetle birlikte hikmet sözcüğü geçtiği takdirde bundan kasıt Sünnettir. Buda Sünnetin Allahu Tealadan geldiğine dair bir delildir.
Yukarıda geçen deliller, kati olarak Sünnet'in Kur'an gibi teşri (Şeriatın bir kaynağı) olduğunu gösterir. Buna muhalefet edenler elemli bir azabla karşılaşacaklardır. O halde, nizamlar Kur'an'dan çıkartıldığı gibi Sünnet'ten de çıkartılmalıdır. Fikirler ve görüşler Kur'an'dan alındığı gibi Sünnet'ten de alınmalıdır. Çünkü, Kur'an ve Sünnet, teşri için birer kaynak olduğu gibi fikirler için de birer kaynaktır. Özel ve genel hayat Kur'an ve Sünnet'e göre düzenlenmelidir. Siyasi ve İslâmi hizibler/kitleler bu iki kaynağa göre kurulmalıdır. İslâm Devleti de bu iki kaynak üzerine bina edilecek, dayandırılacak ve yürütülecektir. Nitekim İslam ümmetinin devleti olan Hilafet 1338 sene bounca yalnızca bu iki kaynağa dayalı kaldı ve kanunları bu kaynaklardan çıkarttı. Bu ümmetin idrakine bir delildir. Her şeyde esas olan bu iki kaynaktır. Çünkü bunlar Allah'tan birer vahydir. Allah'a kulluksa, O'nun emirlerine uymayı gerektirir. Müslümanlar, bundan başka bir şeyi asla kabul edemezler.
Sünnet, sahih rivayetler yoluyla alınmalıdır. Rivayet, sağlam olmayınca veya Kur'an'a ters düşerse o reddedilir. Bu usule büyük itina ve özen gösterilmelidir. Zayıf veya yalan rivayeti kabul etmemek gerekir. Çünkü, yukarıda değinildiği gibi Sünnet inananlar için bir kaynaktır.
Keyfi, menfaat elde etmek amacıyla, bir görüş uydurup, onu desteklemek için Rasûlullah Sallallahu Aleyhi Vesellem'in söylemediği halde hadis uydurmak asla caiz değildir. Hayır/hasene kastıyla da olsa böylesi bir hak hiçbir kimseye verilmemiştir. Çünkü bu iş, Rasûlullah Sallallahu Aleyhi Vesellem'e iftira sayılır ve söyleyen kişi de cehennemlik olur.
Bu hususta Rasûlullah Sallallahu Aleyhi Vesellem şöyle buyurdu: "Kim benim ağzımdan bilerek hadis uydurursa, Cehennemdeki yerini hazırlasın.” (Buhari, Müslim, Ebu Davud)
“Her kim yalan olduğunu bildiği bir söz, benim hadisim olmak üzere rivayet ederse, yalancılardan biriside kendisidir.” (Müslim)