mürmüdük
Kayıtlı Kullanıcı
- Katılım
- 7 Tem 2009
- Mesajlar
- 6,952
- Tepki puanı
- 1
- Puanları
- 0
- Yaş
- 54
- Web Sitesi
- anadoluhaber.blogcu.com
![]() Bir Batılı, bir de Batılılaşmış sanatçının(!) serencamına bakalım. Akıbetine… İbretlik vesîkalarla dolu tarih. Sanat adına işlenen cinayetlerin yaldızlı kaplamalarla kamufle edilmesi bir şey değiştirmiyor. Sonunda, sonuna kadar ayyaş hâlleri karaya vuruyor. Rezil oluyorlar, yaşayan ölüler hâline dönüyorlar. Ne garibdir ki, halk bunları ekranlarda, sokaklarda, sahnelerde gördüğünde bayılıyorlar. Ayyaştır, İ...dir bakmıyor... Nedir? Sanata saygı! Bir medeniyetin intihar tablosu... Ribbon isimli blogda yazılanlara bakarak, Batı’nın batışını resmeden tabloyu görmek mümkün. Bürokratı rezil, siyasetçisi aşağılık (özellikle sömürdüklerine karşı), sanatçısı çirkefe bulaşmış. Ressam Amedeo Modigliani'nin tanıtımındaki tasvîrin ortaya çıkardığı tabloya bakın: “Çağımızın hüzünlü ressamı Modigliani, kederli portreleri ve çarpıcı nüleri ile belkide günümüzün en popüler sanatçılarından biri... Ne yazık ki, delicesine istediği şöhrete ancak ölümünden sonra ulaşabildi. Paris’te sürdüğü sıra dışı yaşam, tıpkı Van Gogh gibi, bir efsane yarattı. Kısa hayatı bohem ve rengarenkti. 1884 yılında İtalya'da doğdu, 21 yaşında Paris'e geldi ve Ocak 1920'de, 35 yaşında tüberküloz, alkol ve uyuşturucu bağımlılığından öldü. Vazgeçilmez modeli ve sevgilisi Jeanne Hebuterne, Modigliani'nin ardından ikinci bebeğine hamileyken intihar etti.(...) Estetik kaygıları ağır basan eleştirmenlere göre o, uçuk, standardı yüksek, bilgili bir psikologdu. Söylentilere dayanarak biyografisini yazanlara göre ise o; hayatında kadın, alkol ve uyuşturucu olan, özellikle son yıllarında yaşadığı skandal yaratan davranışlarıyla oldukça sıra dışı bir sanatçı. (...) köküne kadar ayyaş, köküne kadar serseri, köküne kadar aç...” Batı' nın “EFSANELERİ” ... Batışın alâmeti efsanler! Gelelim bizden birinin İBRETLİK SON'una. Bir zamanların NEFS ÂBİDESİ hâtun öyle düşmüş ki, düşerken birilerini daha düşürmektebir beis görmüyor. “Yalnız ben mi düştüm” diyor. O kadar sürünen var neden onlara bakmıyorsunuz, diyor. Tuhaf. Onların düşmüşlüğü senin düşmüşlüğünün mazereti olabilir mi? Hâline bakıp “yedik bir b..., düştük bu duruma, nasıl kurtulabilirim” diye düşüneceğine, “niye onlara bakmıyorsunuz” diyor. Felâket ki ne felâket. Bu düşmüş kadın Vatan Gazetesi’ne şöyle konuşmuş: “Şunu söyleyebilirim, bu fotoğraflar, yazılanlar bugün benim ipimi çekti. Bu son nokta, gerçek bir ölüyüm. Herkesin bildiği psikolojik bir rahatsızlığım var zaten. Zaman zaman o depreşiyor. Orada yüzlerce tiyatrocu yerlere yapışıyor, yerlerde sürünüyor. Onların hiçbirini yazmıyorlar, neden ben?” Daha da hüzünlü olanı şu, diyor ki SANATÇI (!); “Kendimi infaz edilmiş hissediyorum. Ne yaptım ben kadın mı sattım uyuşturucu mu?” İlginç! Bu kadın bir zamanlar magazin basını başta olmak üzere boyalı gazeteleri çok meşgul eden bir sahneye imza atmıştı, çırılçıplak yüzüyordu... Bu durumu sanatçı cesareti olarak karşılanmıştı hâliyle... Ne de olsa sanat adına her b... yenirdi. Şimdi de diyor ki; ne yaptım ben kadın mı sattım? Güler misin ağlar mısın... Bu kadına bugün, başını belâya sokup kendisini YAŞAYAN ÖLÜ' ye çeviren içki yasaklansın mı diye sorun bakın ne cevab veriyor... Ölüyorlar ideallerinden vazgeçmiyorlar. Bahsettiği, sürünen, yerlere yapışan yüzlerce sanatçı da her Allah'ın günü ekranlardan bu millete kültür (!) aşılıyor; bu da çabası... KADIN MI SATTIM?.. Hayır RUHUNU SATINCA BEDENİN DE ELDEN GİTTİ... Kendini ruhunla ve bedeninle sattın! Kötü olan şu ki, seni görüp ibret alması gerekenler SANAT uğruna SANAT TAPICILIĞINA devam edecek. Kim demişti; TÜKÜRÜRÜM SİZİN SANATINIZA!... İyi' nin, doğru' nun, güzel'in olmadığı yerde sanat budur, bu kadardır, akıbeti böyledir. |