Blue
Red
Green
Orange
Voilet
Slate
Dark
  • Değerli Kullanıcılarımız,
    İslami Sayfa, yenilen altyapısı ve tasarımı ile sizlere çok daha iyi hizmet sunabilmek adına büyük bir değişim ve yenilenme içerisindedir.
    Bu süreç içerisinde sizlerden ayrı kalacağımız kısa aralıklar olabilir, ek olarak kullanıcılarımız sitemizde mevcut üyeliklerine giriş yapmak istediklerinde "Şifre Sıfırlama"bağlantısını kullanarak mevcut e postaları ile bu süreci kolayca tamamlayabilirler.

Osmanlı İmparatorluğu'ndan; “Bir Demet Hatıra”...

Muhtazaf

Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
30 Mar 2008
Mesajlar
9,278
Tepki puanı
26
Puanları
48
Yaş
63
Web Sitesi
www.aydin-aydin.com
arma..1.JPG

Osmanlı İmparatorluğu'ndan; “Bir Demet Hatıra”...

fetih.jpg


29 Mayıs Sabahı...

İstanbul fethedildiği gün günlerden Cuma... Fatih Sultan Mehmet Ayasofyada Cuma Namazını kıldırarak hakimiyetini ilan edecek. Bütün ordu ardında. Ellerini kaldırıp tekbir alıyor. Herkes ulvi bir sesle tekbir alıp el bağlıyor. Birden selam veriyor. Sonra bir daha tekbir alıyor. Üçyüzbin kişi tekbir alıyor. Sonra yine selam veriyor. Tekrar tekbir alıp namazı kıldırıyor. Hocası Akşemseddin namazdan sonra talebesi sultanı azarlıyor;
-Yazıklar olsun sana! İstanbulu fethettim diye kibre kapılıp bir namazı bile üç tekbirle kıldırırsın...

Fatih gözleri yaşlı hocasına bakıp;

-Hocam eğer bu sitemin olmasaydı asla söylemezdim. Birinci tekbirde aklıma bir şey girdi. Bu kilisenin yönü kıble tarafında değil. Selam verdim. Sonraki tekbirde yine evham geldi. Yine selam verdim. Üçüncü tekbiri alırken Kabe bütün ihtişamıyla önümde belirdi. Rahatlayıp namazı kıldrdım. dedi.

Akşemsettin de Fatih'e :

-Ben de sen bunu anlatmasaydın asla anlatmazdım. Sen birinci tekbiri alınca eyvah buranın yönü kıbleye değil. Yetiş ALLAHım imdada dedim. Selam verince rahatladım. İkinci tekbirde yine ALLAHa yalvardım. Selam verince rahatladım. Sen üçüncü defa tekbir alırken Hızır Aleyhisselam geldi. Parmağını caminin duvarına sokup kıbleye çevirdi. ALLAH bize fethi müyesser eyledi. Buyurdu.

İşte Ayasofyada insanların duvarda görüp de çeşitli anlamlar yükledikleri, Hristiyanların kendilerine mal etmeye çalıştıkları deliğin sırrı budur.

post5010782716942po.jpg


Fatihin Ayasofya Kitabesi (Vasiyet)

"Kim Ayasofyayı Cami olmaktan çıkarıp başka bir şekle koyarsa; Önce Peygamberin ve Ashabının, Ondan sonra Tabiinin, Tebau Tabiinin, Sonra Bana kadar gelen tüm ecdadımızın, hulasa benim ve benden sonra gelen bütün nesillerin laneti onların üzerine olsun"
 

Muhtazaf

Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
30 Mar 2008
Mesajlar
9,278
Tepki puanı
26
Puanları
48
Yaş
63
Web Sitesi
www.aydin-aydin.com
Osman Gazi: Osman Gazi`nin Bizans`a karşı yürüttüğü fetih politikasında iki temel prensibi vardır: gaza ve istimalet (meylettirme, gönül kazanma). Burada gaza, düşman ordularını mağlûp ederek yeni topraklar fethedilmesini, istimalet ise bu fethin gönüllerde gerçekleşmesini sağlama çabasıdır.
.
Orhan Gazi: Yetmişli yaşlarına dayandığı bir dönemde çok sevdiği büyük oğlunu kaybeden Orhan Gazi`yi bu haber âdeta yıkar. Devlet işleriyle Şehzade Murad`ın ilgilenmesini isteyerek bir kenara çekilir ve birkaç yıl sonra muhtemelen Bursa`da vefat eder.
.
I. Murad: Kosova Savaşı neticesinde I. Murad`ın şehid olduğu haberi Hristiyan dünyasında büyük bir memnuniyetle karşılanmıştır.Savaş meydanlarının yenilgi tanımayan bu hükümdarının artık kendileri için tehlike olmaktan çıkması Bizans İstanbul`unda, Paris`te büyük sevinç meydana getirmiştir.
.
Çelebi Mehmed: Karakter olarak sakin yaradılışlıydı, öfkesini dizginlemesini bilen, ciddî ve kararlı bir insandı.Sağlam duruşu devlet adamlarına ve ordusuna güven verirdi. Çok iyi silah kullanır, savaşlarda en ön saflara kadar gitmekten çekinmezdi. İştirak ettiği yirmi dört savaştan kalan kırktan fazla yarası olduğu rivayet edilir.
.
II. Murad: 1432`de Edirne`ye gelen Seyyah Broquiere,Le voyage d`outremeraisimli eserinde, padişahın kudretini şöyle tasvir etmektedir: Söylendiğine göre o, savaştan hoşlanmaz. Bana da öyle görünüyor; zira elindeki kuvvetleri ve büyük geliri kullanmak istediği takdirde,Hristiyan âleminden gördüğü az mukavemet göz önüne alınırsa Avrupa`nın büyük bir kısmını fethetmek onun için işten değildir.
.
Fatih Sultan Mehmed: 1444 -1446 arasındaki iki yıllık saltanatı genç sultan için büyük bir tecrübe olmuş, iktidarı elde etme, askere hâkim olma, devlet yönetiminde otorite sağlama gibi pek çok hususta kendini yetiştirmiş ve tahta çıktığı vakit zihnen İstanbul`un fethine yakın bir hükümdar olarak planladığı düşüncelerini hayata geçirmiştir.
.
II. Bayezid: Avrupa`daki bazı sanatçılarla temas kurmuş, Leonardo Da Vinci, padişaha yazdığı ve bugün Topkapı Sarayı Arşivinde bulunan bir mektupta Haliç`e ve Boğaz`a bir köprü yap­maya hazır olduğunu bildirmiş, yine Michelangelo da köprü projesini duyunca bir ara İstanbul`a gelme­yi istemiş, ancak bu projeler

gerçekleşmemiştir.
.
Yavuz Sultan Selim: Kendi için köşk, yalı vs. yaptırmayarak her zaman hazinenin dolu olmasına çalışmıştır. Az konuşur ve az güler, konuşurken bazı kelimeleri birkaç defa tekrar eder. Şiir yazacak derecede Arapça ve Farsçaya hâkimdir. Şair, filozof ve âlim bir padişah olan Yavuz Sultan Selim, Osmanlı padişahları içinde ilim yönünden en ileri padişahlardan sayılır.
.
Kanuni Sultan Süleyman: Vazife taksimatında isabetli kararları, işi ehline vermesi, başarılı bir ekip kurması ve adam yetiştirme kabiliyeti sayesinde sadece kendi devrinde değil, oğlu ve torunu dönemlerinde de devlet işleri başarılı bir şekilde sürdürülmüştür.
.
II. Selim: Padişah İstanbul`dan ziyade Edirne`yi sever. Bu yüzden de yaptırdığı muhteşem cami, başkenti değil Edirne`yi süslemektedir. Saltanatının büyük kısmı Topkapı Sarayı`nda geçse de burada sadece Hünkar Hamamı`nı ve mutfakları yeniletmiştir. Mimar Sinan gibi dâhi mimara sarayda yeni köşkler yaptırmaktansa Selimiye gibi bir ihtişam abidesi diktirmeyi tercih eder.
.
I.Ahmed: Ayasofya`nın karşısına Osmanlı estetiğinin bir şaheseri olarak Sultan Ahmed Camii`ni yaptırmıştır.Temel atılırken padişahın da bizzat altın bir kazma ile çalışmaya katıldığı cami, müştemilâtı ile birlikte büyük bir külliye şeklinde inşa edilmiştir.
.
IV. Murad: Atlara çok düşkün olan Sultan IV. Murad, Has Ahur`a çok ehemmiyet vermiştir. Şair Nef`i`nin meşhur Kaside-i Rahşiyye`sinde anlattığı Sultan`ın atları, Dağlar Delisi, Ağa Alacası ve Tayyar bu ahırlarda yetiştirilmiştir. Sultan IV. Murad`ın vefatı üzerine eski bir Türk geleneği olarak Has Ahur`dan sultanın üç atı cenazenin önünde eyerleri ters bağlanmış olarak Topkapı Sarayı`ndan Sultanahmet Camii`ne kadar yürütülmüştür.
. Sultan İbrahim: Sultan İbrahim için deli lâkabını II. Meşrutiyet döneminin bazı tarihçileri ortaya atmıştır. Oysa padişah amcası Sultan I. Mustafa gibi değildir. Çocukluğunda yaşadığı sarsıntıların etkisinde kalıp ruhî bunalımlar yaşamış ve psikolojik rahatsızlıklar içinde kalmıştır. Kendisi de bu durumundan memnun değildir ve yazdığı hatlarında mizacının bozuk olduğundan, başının çok ağrıdığından, başına duman gibi bir şeyin çöktüğünden, baygınlık geçirdiğinden ve içinin daraldığından bahseder. Ruhî sıkıntılarına rağmen devlet işleriyle ilgilenmeye çalışır, divan toplantılarını takip eder, kararlarını inceler.
.
II. Mustafa: Osmanlı tarihinde ordunun başında sefere çıkan son Osmanlı padişahı olarak yer edinir. Tahta çıkışının üçüncü gününde Zevk, sefa ve rahatı kendimize haram eylemişizdir. diyen padişah Zenta yenilgisine kadar (1697) savaş fikrinde olmuştur.
.
Mahmud: 18. yüzyılda Osmanlı Devleti`ne en son parlak dönemini yaşatan Sultan I. Mahmud, izlediği başarılı dış politika ve yaptığı başarılı antlaşmalarla kendinden sonra gelecek padişahlara Doğu`da ve Batı`da yıllarca sürecek bir barış dönemi bıraktı. Sultan, cuma namazı dönüşü Topkapı Sarayı`nda atı üzerinde vefat etti. (13 Aralık 1754)
.
III. Osman:
Sultan III. Osman`ın tebdil kıyafetle gezmeleri meşhur olup bu gezilerinde kendini Edirneli Osman Ağa olarak tanıtır. Halkın içinde olması, onların ihtiyaçlarını yakından görmesini sağlar ve bu sıkıntıları karşılamaya çalışır.
.
III. Mustafa: 21 Ocak 1774 Cuma günü Ayasofya`da Cuma namazı için okunan ezan esnasında Sultan III. Mustafa vefat eder. Kaynaklarda samimî, iyi kalpli, merhametli, hayırsever ve cömert bir padişah olarak anlatılan Sultan III. Mustafa, dindar tabiatlıdır, sabah namazlarının çoğunu tebdil kıyafetle Ayasofya`da kıldığı rivayet edilir.
.
II. Mahmud: II. Mahmud önce amcası III. Selim`in tahttan indirilmesini, (1807) ardından ağabeyi IV. Mustafa`nın tahta çıkışını, III. Selim`in katlini, Alemdar Mustafa Paşa`nın ağabeyini tahttan indirme çabalarını ve kendi hayatına kastetmek isteyenleri gördü. Yaralı olarak kurtularak tahta çıktı. (28 Temmuz 1808) Darbelere ve karşı darbelere şahit olarak başlayan saltanatı, büyük mücadelelerle sürdü, Osmanlı tarihinde pek çok ilki gerçekleştirerek sona erdi
.
V. Murad: Tahta çıkışından beş gün sonra Sultan Abdülaziz`in Fer`iye Sarayı`ndaki odasında ölü bulunduğuna dair haberi kahvaltı sofrasında alan Sultan V. Murad şok geçirerek bayılmıştır. Aradan on bir gün geçtikten sonra eski padişahın kayınbiraderi Kolağası Çerkez Hasan Bey, eniştesinin ölümünden mesul gördüğü Hüseyin Avni Paşa`yı Meclis-i Vükelâ toplantısı esnasında baskın düzenleyerek öldürmüştür.
.
II. Abdülhamid: On bir yaşında annesini kaybetmesi ruhunda derin izler bıraktı. Babası Sultan Abdülmecid`in kendisinden ziyade ağabeyi V. Murad`a yakınlık göstermesi ile çocuk yaşta yalnızlıkla mücadele etmeyi öğrendi. Kimse padişah olacağına ihtimal vermediği için sarayda itibar görmedi. Ne kendisi saray hayatını sevdi ne de saraydakiler içine kapanık şehzadeyi.
.
Mehmed Reşad: Osmanlı tarihinin tahta en yaşlı çıkan padişahı oldu. Belki de kendine bıraksalar padişah olmayı değil bir köşede ibadetiyle meşgul olmayı tercih ederdi. Buhranlı yıllar, yaşlı ancak devlet tecrübesi olmaya padişahı daha da yordu. Meşrutî yönetim olduğu için icranın başı sadrazamdı. Padişahın idaredeki etkisi iyice azalmış, yönetim İttihat ve Terakki, sadrazam ve hükûmetin kontrolüne geçmişti.
.
Vahdeddin: Saltanat sırası Sultan Abdülaziz`in oğlu Yusuf İzzeddin Efendi`deydi. Onun anî ölümü üzerine (1 Şubat 1916) önce veliaht, ağabeyi Sultan Reşad`ın da vefatı üzerine de padişah oldu. Babasını altı aylıkken, annesini de dört yaşında iken kaybetti. Anasız babasız olmanın ruhî yapısındaki eksikliğini hissederek büyüdü. Kendinden on dokuz yaş büyük ağabeyi Sultan II. Abdülhamid tarafından himaye edildi. Ağabeyini baba gibi gördü... (Haber 7)
 

Griş Yapın veya Üye Olun

Yanıt için giriş yapmanız veya üye olmanız gerekir.
veya

Yeni hesap oluştur

Topluluğumuzda bir hesap oluşturun. Bu işlem çok kolay!
Üst Alt