Neler Yeni

Hoşgeldiniz İslami Forum Sayfası

Tüm özelliklerimize erişmek için şimdi bize katılın. Kaydolduktan ve oturum açtıktan sonra, konular oluşturabilir, mevcut konulara yanıtlar gönderebilir, diğer üyelerinize itibar kazandırabilir, kendi özel mesajınızı edinebilir ve çok daha fazlasını yapabilirsiniz. Ayrıca hızlı ve tamamen ücretsizdir, peki ne bekliyorsunuz?
Blue
Red
Green
Orange
Voilet
Slate
Dark

Nasıl Sevmem Seni Ya Resulallah? (1 Kullanıcı)

muhammed25

Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
7 Kas 2008
Mesajlar
881
Tepki puanı
0
Puanları
0
Yaş
29
Hiçbir insan senin sevildiğin kadar sevilmedi. Siyahı, beyazı, kadını, erkeği, büyüğü, küçüğü
ile bütün insanlar seni sevdi. Ve seni sevmeye kimse doyamadı. Sevenler hasretlerini bağırlarına
gömüp, seninle Havz’ının basında bulusmayı beklediler. Sana doymaya bir ömür yetmedi.
Görenlere de yetmedi, görmeyip duyduğu ile yetinenlere de.
Sen doğdun, en iyi çocuk oldun. Baba oldun, senden güzel baba gören olmadı. Sen yönetici
oldun, taslar bile çiçek açtı. Develer bile dile geldi. Çöl rahmet gördü. Sen söyledin, sağır
kulaklar bile duydu. Kendi çocuğunun katili olanlar bile senden merhamet öğrendi. Sen evlendin,
es oldun, kadınlığın yüzü güldü. Hayata ve
mutluluğa yeni bir anlam verdin. Sen hısım oldun,
hısımlığın sanki kapısıldı. Đnsanlık adeta ayaklarına
serildi. Sen komsu oldun, insanlara kendilerinden
daha yakın ve daha samimi davrandın. Sen iyi oldun
da iyiliğin anlamını öğrendik. Đyiliğin ve güzelliğin
adı oldun.
Bunun için seni iman edenlerin de sevdi, inkâr
edenlerin de. Sen ki düsmanlarının gözünde dahi
‘emîn’ oldun. Sen ev, bahçe vermedin bize; iki dünyayı
göğsümüze sardın. Senden mamur bir dünyayı
ve cennet olmus bir ahireti aldık.
Hadi, bizim sevgimiz hala ispat bekliyor. Senin
etrafında niceleri, ‘Sana anam-babam feda olsun.’
dediler ve feda ettiler. Nice sadık mü’minler gördün;
verdikleri sözlerde durup, senin önünde canlar
verdiler. Sen olunca isteyen, ne cana acıdılar ne
mala! Çocuklarını sana sundular.
Bu ne sevgiydi Ya Resulellah?
Hadi bizim sevgimiz hala ispat bekliyor? Ya Ebu
Bekir’inki? Ya Ömer’inki? Senin sevildiğin gibi
hiçbir mahlûk sevilmedi. O ne sevgidir ki sen yaratılmadan
asırlar öncesinden sevildin. Yaratıldın,
sevildin. Âlem değistirdin, yine sevildin. Asırlar
oldu, hala seviliyorsun. Sevgin artıyor da azalmıyor.
En serefli ve en parlak soyun çocuğusun. Đçin dısın
güzellik olsun diye Rabbin seni, en serefli soydan
yarattı.
Sen ki kim seni severse Allah’ı sevmis oluyor. Seni
seveni sen unutmuyorsun.
Rabbim!
Bize dünyada onu rüyamızda görmeyi,
Mahserde sefaatine ermeyi,
Cennette de gözlerimizle görüp, yakınında olmayı,
Bu emelimiz için hayatta iken gerekenleri yapmayı da bize müyesser kıl.

Onu Görenlerin
Aklı Uçacaktı
Ensardan biri günün birinde O’na gelip
dedi ki:
“Ya Resulellah!
Sen benim için canımdan, çocuğumdan,
ailemden ve malımdan daha
sevgilisin. Söyle gelip seni bir göremesem
ölürüm her halde!”
Bu zat böyle dedikten sonra ağlamaya
basladı. Peygamber aleyhisselam neden
ağladığını sordu. Dedi ki:
“Ya Resulellah!
Simdi sen öleceksin, peygamberlerle
beraber cennete gireceksin. Ben cennete
girsem bile seni nasıl bulurum
ki?”
Peygamber aleyhisselam ona bir cevap vermedi.
Sonra Nisa sûresinin 69. ayeti indi.
“Kim Allah'a ve Resûl'e itaat ederse
iste onlar, Allah'ın kendilerine lütuflarda
bulunduğu peygamberler,
sıddıklar, sehidler ve salih kisilerle
beraberdir. Bunlar ne güzel arkadastırlar!"

Senin Sahidin Kur’an
Sen âlemlere rahmet olarak gönderildin. Enbiya, 1074
Sana bağlanıp, yolunu yol bilmeyi Allah kendi sevgisinin önüne baraj gibi koydu. Seni sevip
saymadan ‘Allah’ı sevdim.’ demek hayal oldu. Âl-i Đmran,31
Allah seni yönlendirdi de yumusak ve çekici oldun. Etrafındakiler dağılmadı. Seni bir defa
gören yüzüne bakmaya doyamadı. Âl-i Đmran,129
Allah, seni göndermis olmayı mü’min kullarına bir lütuf olarak gösterdi. Đnsanların içinden
seçildin. Allah’ın ayetlerini okudun. Đnsanları arındırdın. Daha önce açık bir sapıklık içindeki
bir kitleye kitap ve hikmet öğrettin. Âl-i Đmran, 164
Sen öyle bir sebeb-i rahmetsin ki sen varken Allah azap
etmemeye söz verdi. Enfal,33
Sen öyle bir rahmet peygamberisin ki mü’minleri bunaltan
bir sey önce seni üzer. Mü’minlere pek düskünsün.
Raûf ve Rahimsin. Tevbe,128
Sen o mü’minlere canlarından daha yakınsın. Ahzab, 6
Allah ve melekleri sana salat ediyor. Ahzab, 56
Sen bir sahid, bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderildin.
Feth,9
Sen Makam-ı Mahmud’a kostun. Đsra, 79
Allah sana, bazı ayetlerini göstermek için seni, bir gece
Mescid-i Haram’dan, çevresi mübarek kılınmıs Mescid-i
Aksa’ya götürdü. Đsra,1
Sen Cennetin Anahtarısın
Sen cennetin kapısına gelip, açılmasını istediğinde,
‘Kim?’ diye sorulduğunda, ‘Muhammed’ dediğin zaman
‘Senden önce kimseye açmamakla emrolunmustum.’ denecek
olansın.
Sen Allah’ın habibisin. Hamd sancağı senindir. Đlk sefaat
edecek olan ve sefaati ilk kabul edilecek olansın. Cennete,
fakirlerle beraber ilk girecek olansın. Öncekilerin ve
sonrakilerin en üstünüsün. Sen bütün insanların efendisisin.
Herkes senin sancağının altındadır.
Seni Nasıl Sevmem ki?
Allah seni seviyor. Đsmini ismi ile yazdı. Seni sevmek Allah’a yaklastırıyor. Seni seveni Allah
yüceltiyor, sevmeyenini de alçaltıyor. Seni sevmek ve o sevginin içini doldurmak en büyük
ibadetlerden biridir. Seni seviyorum ve sevdiğim için de Allah’tan, bari rüyamda onu görseydim,
diye temennide bulunuyorum.
Seni seviyorum ki yarın Firdevs’te seninle beraber olayım. Sen bu dünyanın efendisi, ahiret
âleminin yegâne büyüğüsün. Seni sevmek güzel ahlâkı sevmektir. Seni sevince kulağa giren her sözün bir hidayet oluyor.
Sen bana dünyayı ve ahireti aynı anda veriyorsun.
Çünkü sen bizim için yoruldun. Bizim için katlanılması
zor sıkıntılara katlandın. Görevini eksiksiz yaptın.
Allah seninle karanlıkları dağıttı, nuru yaydı.
Seni nasıl sevmem ki hayatının her anında baska bir
güzellik var. Her sözünde baska bir tat var. Sen bulunmaz
bir örneksin. Sen sefaatçim, umudumsun. Sen
annelerin doğurduğu en büyük, en değerli insansın.
En hatasız, en berraksın.
Yasadın, o bize hayırdı. Öldün, o bizim için hayır
oldu. Seni andıkça hayır bulduk.
Senden Kur’an aldık.
Seni nasıl sevmem ki sen bir meshur, bir kahraman
değilsin. Sen Allah’ın nebisi, sen bütün zamanların ve
mekânların zirvesisin.
Seni nasıl sevmem ki o serefli ellerinden beni bir daha
susatmayacak olan sudan içmeyi diliyorum. O nur
kaynağı yüzüne bakmayı umuyorum. Seninle o üstün
cennetlerde beraber olmayı hayal ediyorum.
Bilirim ki
Sana bir defa salâvat getirsem
Allah’ın razı olacağı en güzel ibadetlerden birini
yapmıs olurum. Meleklerle, aynı isi yapmıs, onlara
benzemis olurum.
Allah’tan on rahmet görürüm. On derece elde ederim.
On hatam silinir. Rabbim beni affeder. Sefaatine aday
olurum. Mahserde sana yakın olurum. Ölmeden cennet
mustusu görürüm. Unuttuğumu hatırlarım. Fakirlikten
kurtulurum.
Üzerimdeki büyük hakkının, çok cılız da olsa bir nebze karsılığını vermis olurum. Allah beni
geçici dertlere boğulmaktan kurtarır. Allah benden razı olur.
Havzından içer, ebediyen bir daha susuzluk çekmem. Kalbimden nifak gider, pası silinir.
Rabbim beni atesten azad eder.
Bilirim ki
Seni rüyada görmek bile yeter!
Bilirim ki ya Resulellah, ben gündüz gece, bıkıp usanmadan ‘sallallahu aleyhi ve sellem’ diyip
dursam bir berrak nur gecesinde seni rüyamda görür, o gün ruhum kanatlanır. O gecenin
gündüzünde ben yeniden doğarım. Bunun için de ihlâsla Rabbime yalvarır dururum. Abdestli uyur, uyku esnasında sünnete dikkat
ederim. Bu niyetle sadakalar veririm. Siretini ve semailini okur dururum. Yıllar geçse bu
hasretimden bıkmam usanmam, beklerim.
Senin Önünde Kendimle Muhasebem
Getirdiğin en büyük emanetin Kur’an’la benim alakam nasıl? Onu
okuyor, onunla amel edip, uğrunda çalısma yapıyor muyum?
Kur’an’a hizmetim var mı?
Sünnetinle alakam nasıl? Onu yasıyor, yayıyor muyum?
Senin siretini bir hayat örneği olarak öğrenip, hazmetmeye çalısıyor
muyum? Yoksa seni tarihteki meshurlardan biri gibi mi görüyorum?
Sana salavat getirmekle zevk alıyor muyum? Salavattaki inceliği
kavrayabildim mi? Salavat getirirken gözyasımın aktığı oldu mu
hiç? Salavatı yazarken veya söylerken kısaltmaya cüret ettim mi
hiç?
Adına hürmetim nasıl? Adının anılması, toparlanmam için yetiyor
mu?
Sünnetlerinden bir sünneti uygulayamamak veya bir hadisini bilmemis
olmak beni eziyor mu?
Ehl-i beytine tazimim var mı?
Bulunduğun Medine’yi nasıl görüyorum?
Hanımlarını annelerim, ashabını büyüklerim olarak görüp sevebiliyor
muyum?
Senin, ehl-i beytinin isimlerini çocuklarımızda kullanıyor muyum?
Seni hala rüyamda görememis olmaktan üzülüyor muyum?
Seni Böyle Bildim
Yetim doğdun, yetimleri unutmadın. Düskünler senin himayende
huzur buldular. Bedeviler sende medeniyet gördü. Kalabalıklara karsı nezaketinle erittin yürekleri.
Hiç affedilmez seyleri affettin. Umudu tükenmisler senin bağrında çiçek açtı.
Bir defasında senden bir seyler istemek için etrafına toplanan bedeviler seni sıkıstırmıslardı.
Đstediler, istediler, verecek bir seyin kalmayınca geri çekildin onlardan. Seni bir ağaca doğru
sıkıstırdılar. Üzerindeki cübbeni bile çıkarıp aldılar sonunda. Onlara kızıp darılmadın da dedin
ki: “Yahu insanlar! Su cübbemi verin bana. Beni yaradan Rabbime yemin ederim ki
Tühame vadisindeki ağaç sayısı kadar koyunum olsa hepsini size dağıtırdım. Cimri,
korkak ve yalancı olmadığımı görürdünüz.”
Seni böyle bildim.
Bir defasında da Abdullah bin Ömer sana gelen bir adamın sorusuna verdiğin cevabı bize anlattı.
“Adam sana, hizmetçiyi kaç kere affetsem uygun olur?” diye sormustu. Sen sustun. Adam
tekrar sordu. Yine sustun. Üçüncü defa sorunca, nasıl da âlemlere rahmet gönderildiğini anlatan
bir cevap vermistin. O adama: “Günde yetmis defa da olsa affedin.” demistin.

Beraberlik Garantisi
Enes radıyallahu anhın rivayet
ettiğine göre bir adam
Resûlullah sallallahu aleyhi
ve selleme kıyamet hakkında
sorup: “Kıyamet ne zamandır?”
dedi. Resûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem:
— Onun için ne hazırladın,
diye sordu. Adam:
— Hiçbir sey! Ancak ben
Allah’ı ve Peygamberini seviyorum,
dedi. Bunun üzerine
Peygamber
aleyhisselam dedi ki:
—Sen sevdiğinle berabersin.”

Düsünmek İçin
Dört
Büyük
Kelime
‘Allah Muhammed’e salat ve selam etsin’
demek olan salavatta geçen dört kelime ALLAH,
MUHAMMED, SALAT, SELAM’ın
anlamlarına bakıldığında, sadece bir salavat
getirmekle yetinilmediği, büyük bir deryaya
dalındığı görülecektir.
ALLAH : Đlahımız, mabudumuz,
mahbubumuz…
MUHAMMED : Çok övülen, övülecek
vasıfları çok olan, çok tesekkür edilen,
yüceltilmis, üstün tutulmus…
SALAT : Rahmet, dua, mağfiret,
arındırma, yüceltme, bereketlendirme,
övgü, hamd, ibadet…
SELAM : Allah’ın isimlerinden
biri, afetlerden emin olmak, teslimiyet,
selam, övgü, barıs, rıza, itaat, rahatlık, itiraf,
iyilik, ihlas…

O, Muhammed
Mustafa
Resûlullah
Nebiyyullah’tır.
Adının hakkı:
SALLALLAHU
ALEYHĐ VE
SELLEM’dir.
Hz. Peygamber,
Resûlullah (S.A.V)
Peygamber (a.s)
Denemez, yazılamaz
onun için.

Ben seni böyle tanıdım.
Hanımın, annemiz Aise radıyallahu anha seni anlatırken: “Resûlullah sallallahu aleyhi ve
sellem asla, bir hizmetçi veya kadın dövmemistir.” demisti. Bir defasında da bir hizmetçiyi
dövmüsler o da ağlayarak sana gelmisti. Sen de: “Bunu azad edip, gönderin.” diyerek onları
cezalandırmıstın. Biri, bir hizmetçiyi azarlayacak olsa hemen müdahele ederdin: “Bırakın
onu! Olması mümkün olsa, olurdu iste.” derdin.
Seni ben böyle tanıdım.
Zavallıların o kadar yakınındaydın ki onların dövülmeleri, aç bırakılmaları bir yana, hizmetçilere
beddua edilmesini bile yasaklamıstın.
Bir defasında, aklından biraz zoru olan bir kadın seninle konusmak istemisti. Senin yanındakilerden
sıkıldığını anlayınca kadına: “Hangi sokağa gitmek istiyorsan oraya geleyim de konus.”
demistin. Kadın seni tuttu, en ücra sokağa götürüp, derdini anlattı. Erinmedin, üsenmedin
de onun derdini dinledin. O gün, Enes bile sana sasırmıstı.
Seni ben böyle tanıdım.
Uhud’a giderken, bir münafığın bahçesinden geçiyordun. Bahçe sahibi kör bir insandı. Senin
geldiğini anlayınca, bağırıp çağırmaya, sana hakaret etmeye baslamıstı. Avucunu toprakla
doldurmus sana dönerek diyordu ki: “Su avucumdaki toprak, baskasına da değmeyecek olsa
onu yüzüne atardım.” Yanındaki sahabiler, adamı cezalandırmaya kalktılar. Sen ona da merhamet
göstermistin de söyle demistin: “Bırakın onu. Onun kalbi de kör, gözü de.”
Seni böyle tanıdım.
Hani o, Mekke’nin putlardan kurtulduğu gün, büyük fetih günü vardı ya! Artık
fetih gelmis; Bilal, ezildiği yerlerde ‘Allahuekber’ diye sesini yükseltmisti.
O gün, Ebu Bekir radıyallahu anh, babasının evine gitmis ve hâlâ Müslüman
olmamıs olan babasını alıp senin yanına gelmisti.
Bir de baktın ki bembeyaz saçlarıyla yaslı bir dede önünde duruyor. Müslüman
olmadığı halde ona acıdın da Ebu Bekir’e dönüp:
“Dedeyi evinde bekletseydin de ben gitsem ona, uygun olmaz mıydı?” Ebu
Bekir ise:
“Ya Resulellah! Onun senin ayağına gelmesi, senin ona gitmenden daha uygundur.”
demisti.
O gün sen o dedeyi önünde oturttun. ikram ettin. Sonra elinle göğsünü sıvazladıktan
sonra bir kere: “Müslüman ol!” dedin. Senin bu essiz nezaketine dayanamayıp,
asırlık sirk bataklığından çıktı ve Müslüman oldu.
Seni böyle tanıdım. Böyle iman ettim.
alıntı
 

gülsengül

Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
27 Eyl 2008
Mesajlar
5,817
Tepki puanı
0
Puanları
0
Yaş
42
Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala ali seyyidina Muhammed.

 

Bu konuyu görüntüleyen kişiler

Üst Alt