Blue
Red
Green
Orange
Voilet
Slate
Dark
  • Değerli Kullanıcılarımız,
    İslami Sayfa, yenilen altyapısı ve tasarımı ile sizlere çok daha iyi hizmet sunabilmek adına büyük bir değişim ve yenilenme içerisindedir.
    Bu süreç içerisinde sizlerden ayrı kalacağımız kısa aralıklar olabilir, ek olarak kullanıcılarımız sitemizde mevcut üyeliklerine giriş yapmak istediklerinde "Şifre Sıfırlama"bağlantısını kullanarak mevcut e postaları ile bu süreci kolayca tamamlayabilirler.

Kadına Dayak

tur@n

New member
Katılım
19 Ağu 2021
Mesajlar
25
Tepki puanı
0
Puanları
1

Kadına Dayak


20090220-2.jpg
İslam'ı savunanlar hep şöyle derler:
- "İslam, insanlık dinidir, insan haklarına önem verir. Kadını da yüceltmiştir..."
Birçokları İslam'ın kendisini bilmedikleri, tanımadıkları halde, yapılan propagandalara ya da kendi kafasında oluşturduğu İslam'a göre konuşur, İslam'ın kendisine, içyüzüne bakıldığı zamansa gerçek ortaya çıkar.
İslam Şeriatı, "din" ayrımı yapar; kendinden başka bir dini tanımaz. (Örneğin bkz. Âl-i Imran: 19, 83, 85) "Irk" ayrımı yapar; Arap toplumuna seslenir (örneğin bkz. Meryem 97). Bu nedenle Kur'an'ın "Arapça" olarak gönderildiğini bildirir (örneğin Bkz. Yusuf 2; Ra'd 37; Tâhâ 113; Şûra 7; Nahl 103). "Oymak (kabile)" ayrımı yapar, hukukunda, "Peygamber"inin diliyle, "HALİFELİK" kurumunu yalnızca "Kureyş Kabilesi"ne verir (Örneğin bkz. Ahmed İbn Hanbel, 5/220-21). "Kent-yöre" ayrımı yapar; Kur'an ve "peygamber"in yalnızca "Mekke ve çevresi"ni uyarmaya yönelik olduğunu bildirir. (Bkz. En'an 92, Şûra 7) "Zengin-yoksul" ayrımı yapar; "nimet"leri "Tanrı'nın bölüştürdüğü"nü, işçinin, çalışanın yanında, bunları çalıştırsınlar diye her zaman "patron"un da bulunması gerektiğini, "Tanrı"nın kimi insanlara karşı "derecelerle üstün kıldığını" anlatıp aşılar (örneğin bkz. Zuhruf 32). Yani "zengin"den, "patron"dan yana ağırlığını koyar. Ganimetleri paylaştırırken de, "peygamber"i eliyle bunu yapmıştır. (Buhari'nin de yer verdiği ilgili hadisleri. Diyanet Yayınlarından Tecrîd'de görmek için, 1040, 1296, 1299-1303. no’lu hadislere bkz.) "Müellefetü'l-Kulûb" (gönülleri İslam'a kazandırılmak istenenler) adını verdiği kimselere, "Müslüman" olsunlar ya da bu dinde kalsınlar diye "ganimetten rüşvet verdiği gibi, zengin olmalarına bakılmaksızın, "zekat'tan da rüşvet vermiştir. (Bkz. Tevbe 60) "Efendi-Köle" ayrımı yapmıştır, insanların bir kesimini "alınan-satılan mal" durumuna sokmuştur (Kur'an da sayısız ayetiyle). Ve "cins" ayrımı yapmış, "erkeği kadına derece ile üstün kılmıştır." (Örneğin bkz. Bakara 228)
Bakara Suresi’ndeki "derece"yle anlatılmak istenenin ne olduğunu, Kur'an yorumcuları ve İslam hukukçuları açıklarlarken şu görüşleri savunmuşlardır:
Erkek kadından birçok yönden üstündür:
1- Erkeğin akılca üstünlüğü vardır.
2- Diyette (kurtulmalıkta) üstünlüğü vardır.
3- Miras konularında üstünlüğü vardır.
4- Erkek, "kadı (yargıç)", hükümdar olur, kadın olamaz. Erkek tanıklığa da daha elverişlidir.
5- Erkek, kadının üstüne evlenebilir. Dilerse kansının, karılarının üstüne cariye de alabilir. Kadın için kocasının üstüne evlenmek gibi bir hakkı yoktur.
6- Mirasta erkeğin payı daha çoktur.
7- Erkek kadını boşayabilir; kadın erkeği boşayamaz. Erkek karısını boşadıktan sonra da süresi içinde dönüş yapabilir, kadının bu yönde bir hakkı yoktur.
8- Erkeğin ganimetten payı, kadınınkinden çoktur..." İslam dünyasının ünlü ve en yetkili Kur'an yorumcularından Fahruddin Râzî böyle sayar. (Bkz. F. Râzî, e't-Tefsiru'l-Kebîr, 6/95) Öteki yorumcular da benzer “sıralamalar” yaparlar ve Bakara Suresinin, "erkeğin, kadından derece yönünden üstün olduğunu" anlatan 228. ayetini böyle yorumlarlar. (Bkz. Taberi, Camiu'l-Beyân, 2/275-276; Tefsiru İbn Kesîr, 1/271; Dr. Kâmil Musa, Derece, Beyrut, 1987, s. 15-26.)
Kur'an'ın "Tanrı'sı, "erkeği kadına üstün yaptığını" duyurmakla kalmıyor; erkeklerin karılarına nasıl davranmaları gerektiğini de bildiriyor:

Dünyanın en ilkel hukukunda bile bulunmayan hüküm
Nisa Suresinin 34. ayetinin, Diyanet çevirisindeki anlamı şöyle: "Allah'ın kimini kimine üstün kılmasından ötürü ve erkeklerin, mallarından sarf etmelerinden dolayı, erkekler, kadınlar üzerine hakimdirler, iyi kadınlar, gönülden boyun eğenler ve Allah'ın korunmasını emrettiğini, kocasının bulunmadığı zaman da koruyanlardır. Serkeşlik etmelerinde endişelendiğiniz kadınlara öğüt verin, yataklarında onları yalnız bırakın, nihayet DÖVÜN! Size itaat ediyorlarsa onların aleyhine yol aramayın. Doğrusu Allah Yüce'dir, Büyük'tür."
Çeviride geçen "serkeşlik", ayetteki "nuşûz"un karşılığıdır. "Serkeşlik", Türkçe Sözlük'te şu anlamdadır: "Kafa tutma, baş kaldırma."
Kur'an'ın "Tanrı"sı erkeklere şunu diyor:
- "Eğer karılarınızın size baş kaldırmalarından, kafa tutmalarından kaygılanıyorsanız, bu tutumu göstereceklerinden kuşkulanıyorsanız, şunu, şunu yapın, sonra da dövün onları."
"İslam'da kadını dövmenin bulunmadığını" savunanlar, ayetteki bu hükmü görmelidirler. Ayeti okuyup, "... ve sonunda karılarınızı dövün!" buyruğunu unutmamalıdırlar. Ve ayrıca "kadınlar"ın hangi "suçtan" dolayı dövülmelerinin buyrulduğunu da hak-hukuk ve adalet ilkeleri içinde değerlendirmelidirler.
Düşünün: "Kocaya baş kaldırma suçu"(!) daha işlenmemiş. Koca yalnızca bir "kaygı" ve "kuşku" içindedir. Yani, "karısının kendisine baş kaldıracağından kuşkulanıyor". İşte bu, ayetin hükmüne göre, "kadını cezalandırmak" için yeterli görülüyor. Dünyanın hangi hukuk sisteminde olursa olsun, "suç"la "ceza" ilişkisi önemlidir. "Suç"a göre, "ceza" verilir. "Suç" azsa, "ceza" da azdır. Ve "ceza", yalnızca "suç işlendikten sonra" verilir. En ilkel hukukta bile, işlenmedik bir suçtan dolayı ceza hükmü yoktur. Kur'an'daki bu ayetteyse son derece açık ve seçik olarak bu var.
"İnsan Hakları"na ilişkin "evrensel bildirim”lerin kabul edilip benimsendiği bir dünyada, İslam Şeriatı'nı savunma çabası içinde olanlar, bu ayet hükmü karşısında da bocalıyor ve durumu kurtarmaya çalışıyorlar. Kuşkusuz, bunu yaparken son derece gülünç durumlara da düşüyorlar, örneğin diyorlar ki:
- "Kur'an'da kadını dövme var, ama bu dövmenin bir koşulu da var: İncitmeden (eza vermeden) dövme." (Bkz. Dr. Kâmil Musa, Mesail fi'il-Hayati'l-Zevciyye, Beyrut, 1985, s. 126)
Ayette sözü edilen "koşul (şart)" yok. Ayrıca, "incitmeden dövme" nasıl olabilir? "Ceza" için başvurulması istenen "dövme", ceza verilen kimseyi "hiç incitmeyecekse", bir anlamı kalır mı?
"Kadının incitilmeden dövülebileceğini" savunanlar, ayetteki "dövme"nin gerekçesini anlatırken, bunun bir "ilaç" olduğunu da savunurlar. "Kadını yola getirmenin bir ilacının da DÖVME olduğunu" yazarlar. (Bkz. Muhammed Ali e's-Sabuni, Revayiu'l-Beyan Tefsiru Âyati'l-Ahkâm, 1/474-475.)
Ve düşünün, Şeriat savunucuları, ilkellerdekinden daha ilkel olan hukuklarıyla uygar dünyanın karşısına çıkıp "biz de varız" diyebiliyorlar. Kur’an’da, kocaya, daha suç işlememiş olan kadını göstererek: "döv, onu dayakla yola getir!" denip dururken bile...

TD, Din Bu 1, Sayfa 249-252
 

tur@n

New member
Katılım
19 Ağu 2021
Mesajlar
25
Tepki puanı
0
Puanları
1

-"Allah dayak cezasını bahşederek kadını onurlandırmıştır"
-"Kadının terbiye edilmeye ihtiyacı vardır" Sebep? :"kocasıyla yatmayı reddederse" demiştir, şıh efendi!. Yani, kadın her daim afedersiniz sex istemek zorundadır. Mazereti(şimdi istememek, hastalık(adet müstesna) v.b.) yoktur. Bir erkeğe has "tarla"(2/223) olarak vazifesi, her dahim tohumlanmak veya sürülmektir kuran' ayetlerincede!

Kadınlar erkeksiz veya kocasından izinsiz sokakğa dım bile atamaz. Taliban denilen yapı kafasından din uydurmuyor(her ne kadar birazcık daha katılaştırsada) yani. bkz: genel kabul görür ulema fetvaları.


İslamın kadına biçtiği rol çok açıktır.

Devam edelim,

"Eğer bir kimsenin bir başkasına secde etmesini emretseydim, kadına, kocasına secde etmesini emrederdim ve eğer bir erkek karısına kırmızı bir dağdan siyah bir dağa ve siyah bir dağdan kırmızı bir dağa taş taşımayı emretseydi, uygun olan, kadının bu emri yerine getirmesidir. " (Kütüb-i Sitte, 652)

Yukarıda ki açık hadisde açıkça görüldüğü üzere, erkek 2. en üst yetkili "tanrı" dır desek. Teşbihte hata da etmemiş oluruz. İkiside insan cinsi olmasına rağmen, erkek kadın ayrımcılığından öte kutsaldır. İstediği an bahane ederek karısını döver. Buna mani olacak bir durum, otorite bulamazsınız. Ayet dövebilirsin diyor mu? diyor. Kadın istediği kadar gitsin şikayet etsin. Erkek deseki; kadınlık görevini yapmadığı gerekçesi ile dövdüm. Hiç bir fıkık, kadı şeriat ülkesinde onu suçlayamaz. Aksine belki kadının daha ağır cezalara çarptırımına bile iş gider. De gider. Siz bakmayın sözde de olsa laik sosyal hukuk devleti anayasalı ülkemizdeki kadınların anayasaya ve gerçek inançlarına rağmen kamuda orda burada türbanlı kadınların özgürlüğüne. Bunun ne gerçek dinde(fıkıhta, nede gerçek bir laik devlette) yeri vardır. Böyle bir şey gerçekten yoktur. Dünyada tek örneğidir.


Bu gerçekler ise, şu herkesce bilinen:
"Nakleden Muaviye b. Cahime’dir. Anlattığına göre, İbn Cahime (ra) bir gün Hz. Peygamber’e (sas) geldi ve: “Ey Allah’ın Resulü, ben gazveye (cihad) katılmak istiyorum, bu konuda sizinle istişare etmeye geldim” dedi. Resûlullah (sas): “Annen var mı? (hayatta mı?)” diye sordu. “Evet” deyince, “Öyleyse ondan ayrılma, zira cennet onun ayağının altındadır” buyurdu." (Nesai, Cihad, 25)

Cennet anaların ayakları altındadır. Söylemi ile erkeğin eşinin islamdaki rolü, çocuğun ebeveyni olarak bir annenin rolü ile örtülmekte, kamufle edilmektedir. Aklınızla alay edilmektedir.

İkisi çok farklı konulardır. İkisi ap ayrı meselelerdir. Elma, armut meyvadırlar. Ama ikisi farklı birimdirler. Aynı paydada işlem göremezler.

Babaya, anaya nasıl davranılacağı öğütlemeleri ile,
Kadın erkek hakları(ayrımcılık, eeşitsizliği) çok ama çoook ayrı meselelerdir. Hatta biri fıkhi mesele, diğeri ise tavsiyedir.


Ayrıca, "“Türkiye’nin, Taliban’ın inancıyla alakalı ters bir yanı yok. Daha iyi anlaşabileceğimize ihtimal veriyorum” diyerek, ülke en üst yetkili mercisiden din bu; gerçeği tescillenmiştir(itirafla).




Böyle belki milyonlarca örnek tartışmaya kapalı gerçek görüntü bulabilirsiniz. Olayı gözlerinizle kendiniz değerlendirebilirsiniz.

Videosunu bulamadım. Herkesce malum, sosyal medyada dolaşan sadece ve sadece peçe takmadı diye infaz edilen yaşlı kadını duymuşsunuzdur. İnanmayanlar google' dan aratıp mideleri kaldırırsa görüntüye ulaşabilirler!.

Not: Ilımlı islam(bidattır) diye adlandırılan günümüz yumuşatılmış, eğip bükülmüş sözde dincilerce icad olunmuş görüşler gerçeği(orjinali) kesinlikle yansıtmamaktadır. Kuran ve hadilserle vede Osmanlının yüzyıllarca kabul ettiği ve uyguladığı fıkıhla, salt islamla çelişmektedir; ılımlu islam(cılar).

Saygılar,
 
Son düzenleme:

Griş Yapın veya Üye Olun

Yanıt için giriş yapmanız veya üye olmanız gerekir.
veya

Yeni hesap oluştur

Topluluğumuzda bir hesap oluşturun. Bu işlem çok kolay!
Üst Alt