Neler Yeni

Hoşgeldiniz İslami Forum Sayfası

Tüm özelliklerimize erişmek için şimdi bize katılın. Kaydolduktan ve oturum açtıktan sonra, konular oluşturabilir, mevcut konulara yanıtlar gönderebilir, diğer üyelerinize itibar kazandırabilir, kendi özel mesajınızı edinebilir ve çok daha fazlasını yapabilirsiniz. Ayrıca hızlı ve tamamen ücretsizdir, peki ne bekliyorsunuz?
Blue
Red
Green
Orange
Voilet
Slate
Dark

İslam kemiyet değil keyfiyet/sayı değil sa'y dinidir (1 Kullanıcı)

نعىمة

Yasaklı Kullanıcı
Katılım
2 Ara 2007
Mesajlar
2,969
Tepki puanı
3
Puanları
0
Yaş
40
Geçmiş ulemanın “elfaz–ı küfür” adlı kitapları var. Bu eserlerde, insanı küfre götürebilecek bazı sözcüklerin altı çiziliyor ve iman ehline bu sözlerden sakınılması gerektiğinin ikazı yapılıyor.

Bu “küfür sözler”in bazen küçümseyip günlük hayatta kullandığımız basit cümleleri bile içine aldığını görmeniz mümkün.

Mesela bir kimse: “Ben falan yemeği, Hz. Muhammet (as) sevdiği için sevmiyorum” dese, bu söz o kişinin kâfir olması için yeterli bir söz.

Bugün ise biz öyle bir korkunç noktaya geldik ki; Cenab–ı Hak Kur’an’da açık bir ayetle bir inanış hakkında, o küfürdür diye kesin bir hüküm ortaya koyuyor. Mesela; “Kim ki, Hz. Muhammet’in (as) peygamber olduğuna iman etmezse, o kişi kafirdir” buyuruyor.

Bir “zat” ise Hz. Muhammet’in (as) peygamber olduğuna inanmayana “rahmet ve merhamet nazarıyla bakmak lazım” diye bir hüküm veriyor.

Allah ile “zat” arasında tercih durumuyla karşı karşıya kalan bazıları, Allah’ın ayetini bırakıp “zatın” görüşünü benimsiyor.

“Küfre rıza küfürdür” hükmünü bunun neresine monte etmemiz lazım.

Burada, “küfre rıza” yok, küfre “rahmet ve merhamet nazarıyla yaklaşmak” var.


bir soru :
“Bu konuda kimin haklı kimin haksız olduğunu görmek için, sizin taraftarınız ile karşı düşüncenin taraftarını mukayese etmek yeterlidir. Sizin gibi düşünen kaç kişi var ki?”

Hayatımda bu kadar saçma bir mantık görmedim!

İslam’ın ortaya koyduğu ölçülerde “kemiyet/sayı” hiçbir zaman ölçü olmamıştır.

İslam keyfiyet dinidir.

İslam ölçü dinidir.

Bu ölçüye bir kişi de inansa, bin kişi de inansa ölçü değişmiyor.

Hatta kimse inanmasa da…

Bu mantığa göre, dünyada Müslüman nüfusun dört katı olan Hıristiyan inancı haktır. O zaman da Müslüman olmak da yanlıştır.

Kendisine dört kişi iman etmiş nice peygamberler de batıl yolda imiş demek.

Kur’an’da bir çok ayette, “çoğunluğun” yanlışta olduğu ifade edilir.

Allah’a ilk karşı gelen İblis de: “Kullarından çoğunu yoldan saptıracağım” diyerek, çoğunluğun konumunu ortaya koyuyor.

Şu ayet azlık–çokluk konusunda bize çok güzel şeyler öğretir:

“De ki: Pis ve kötü ile temiz ve iyi bir değildir; pis ve kötünün çokluğu tuhafına gitse (yahut hoşuna gitse) de. Öyleyse ey akıl sahipleri! Allah’tan korkunuz ki, kurtuluşa eresiniz.” (Mâide; 5/100)

Müfessirlerin haklı olarak ifade ettikleri gibi; Bu ayet İslam’ın, kemiyetçi değil, keyfiyetçi olduğuna delalet etmektedir.

Bu ve benzeri ayetlere iman etmeyenin “misyoner” safında yer alması gayet normaldir.

Çünkü hem sayıları, hem de paraları çok.

Şu ayetle bitirelim:

“(Ey Resûlüm!) İnkarcıların (refah içinde) diyar diyar dolaşması sakın seni aldatmasın!” (Al–i İmran; 3/196)

Ayetin iniş sebebi:

Bazı müminler, müşrikleri geniş maddi imkanlar içinde görünce şöyle demişler: “Gördüğümüze bakılırsa Allah’ın düşmanları huzur içinde, biz ise sıkıntıdayız.”

İşte bu ayet bunun üzerine inmiştir.
 

نعىمة

Yasaklı Kullanıcı
Katılım
2 Ara 2007
Mesajlar
2,969
Tepki puanı
3
Puanları
0
Yaş
40
Kur’an’da içinde ‘ekser/çoğunluk’ tabirinin geçtiği ayetlerin neredeyse tamamı olumsuzluk ifade eder.

Genelde kafirlerin içinde bulunduğu kötü durumu anlatan bu ayetlerde Canab–ı Hak, Hz. Peygamberin (as) şahsında bütün Müslümanları; “çoğunluğa” hayran kalmamaları konusunda uyarmakta ve “hoşunuza gitse de çoğunlukta hayır yoktur” buyurmaktadır.

“De ki: Pis ve kötü ile temiz ve iyi bir değildir; pis ve kötünün çokluğu tuhafına gitse (yahut hoşuna gitse) de (bu böyledir). Öyleyse ey akıl sahipleri! Allah’tan korkunuz ki kurtuluşa eresiniz” (Maide, 5/100)

İslam alimlerinin yerinde ifadesiyle ayette geçen, ‘tayyib/iyi’den kasıt müminler, habîs/kötü ifadesinden ise kafir kastedilmiştir.

Az bile olsa mümin olanın, çok olan kafirden Allah katında daha muteber olduğunu, Allah’ın onları asla aynı değerde tutmayacağını ifade eden başka ayetler vardır.

Bu ayetlerde Cenab–ı Hak, kıyamet günü bu iki sınıfın arasını cennet ve cehennemle tefrik edeceğini haber veriyor.

“Yoksa biz, iman edip de iyi işler yapanları, yeryüzünde bozgunculuk yapanlar gibi mi tutacağız? Veya (Allah’tan) korkanları yoldan çıkanlar gibi mi sayacağız?” /Sâd, 38/28.

“Yoksa kötülük işleyenler ölümlerinde ve sağlıklarında kendilerini, inanıp iyi ameller işleyen kimseler ile bir mi tutacağımızı sandılar? Ne kötü hüküm veriyorlar!”(Casiye, 45/21).

Müfessirlerin ifadesiyle; ayette geçen “pisin/kafirin çok oluşu seni şaşırtsa da” ifadesi Peygamberin (as) şahsında tüm Müslümanlar içindir. Çünkü kafirlerin çok oluşu ve müminleri sayı olarak az oluşu Hz. Peygamberi (as)/Müslümanları şaşırtıyordu.

İslam tarihin hiçbir döneminde “çokluk” kavramı ile bir noktaya gelmemiştir. Müslümanlar ne zaman hak–batıl ölçüsünü bir kenara atıp da azlığı–çokluğu ölçü edinmişlerse mutlaka kaybetmişler.

En azından başarılı olamamışlardır.

Kur’an bu konuda da Müslümanları uyarıyor.

“Andolsun ki Allah, birçok yerde (savaş alanlarında) ve Huneyn savaşında size yardım etmişti. Hani çokluğunuz size kendinizi beğendirmiş, fakat sizi hezimete uğramaktan kurtaramamıştı. Yeryüzü bütün genişliğine rağmen size dar gelmişti, sonunda (bozularak) gerisin geri dönmüştünüz."

Sonra Allah, Resûl’ü ile müminler üzerine sekînetini (sükûnet ve huzur duygusu) indirdi, sizin görmediğiniz ordular (melekler) indirdi de kâfirlere azap etti. İşte bu, o kâfirlerin cezasıdır. Sonra Allah, bunun ardından yine dilediğinin tevbesini kabul eder. "Zira Allah bağışlayan, esirgeyendir” (Tevbe, 25–27).
“Huneyn birkez daha öğretti: Zafer Hak’tandır” (Rahemetn Li’l Alemîn, c. 2, s.231)

Mekke’nin fethinden sonra, 12 bin Müslüman’ın katılımıyla yapılmıştı bu savaş. Küfür ordusundan bu oranda bir “çoğunluk” İslam tarihinde pek fazla olmasa gerektir.

Hele de çoğunluğu oluşturanların içinde gayesi “Allah rızası olmayan” çoğunluk bir başka çoğunluk var ki...

Kur’an’da “ekser/çoğunluk” tabirinin geçtiği ayetlerden bazıları şöyledir.

“Yeryüzünde bulunanların çoğuna uyacak olursan, seni Allah’ın yolundan saptırırlar. Onlar zandan başka bir şeye tâbi olmaz, yalandan başka söz de söylemezler” (En’am, 6/116).

“...çoğu bilmezler” (A’raf, 7/178).

“...çoğu iman etmez” (Hûd, 11/17).

“...çoğu şükretmez” (Yusûf, 12/21).

“...çoğunuz fasıksınız” (Maide, 5/59).

“...çoğunuz akılsızsınız” (Maide, 5/102).

“...çoğunluğu cahillerdir” (En’am, 6/111)

“...çoğu şükretmez” (A’râf, 7/17).

“...çoğunun dayanağı zandan ibarettir” (Yûnus, 10/36).

“...çoğu kâfirdir” (Nahl, 16/83).

“...çoğu mümin değildir” (Şuarâ, 26/67,103,121,139,158,174,140,).

“...çoğu yalancıdır” (Şuarâ, 26/223).

“...çoğu müşriktir” (Rûm, 30/42).

Aynı manaya gelen yüzlerce ayet vardır Kur’an’da.

Çoğunluğu bu sıfatlarla dile getiren Kur’an, bir de yasak koyuyor; “çoklukla övünmek”, “çokluk kuruntusuna kapılmak.”

“Çokluk kuruntusu sizi o derece oyaladı ki, nihayet kabirleri ziyaret ettiniz.

Hayır! Yakında bileceksiniz! Elbette yakında bileceksiniz!

Gerçek öyle değil! Kesin bilgi ile bilmiş olsaydınız, (orada) mutlaka cehennem ateşini görürdünüz. Sonra ahirette onu çıplak gözle göreceksiniz. Nihayet o gün (dünyada yararlandığınız) nimetlerden elbette ve elbette hesaba çekileceksiniz” (tekâsur, 102/1–8).

Peki “Çoğunluğun” zıddı olan azlık, ya da o meşhur ifadeyle "marjinallik”, bu konuda neler var Kur’an’da?

“Çoğunluk” için olanın tam zıdd–ı kamili ne ise o var.

Bununla birlikte, “marjinal grup” hakkında Kur’an’da geçen ayetlerin neredeyse tamamı, bir sebebe binaen inmiştir.

Yani ‘sebeb–i nuzül’ü vardır bu ayetlerin.

Bir genelleme yapmak gerekirse bu ayetlerin iniş sebebi şöyledir.

İslam’ın o ilk yıllarında bu dini kabul edenlerin sayısı bellidir ve neredeyse tamamı garip, fakir, kimsesiz insanlardır.

Mekke’de bulunan ekabir/çoğunluk bundan rahatsızlık duymaktadır.

Hz. Peygambere (as) teklif getirirler: “Etrafındaki bu fakir–fukarayı yanından uzaklaştırırsan gelir seninle dinin konusunda tartışırız ve hoşumuza giderse onu kabul ederiz.”

“Bir kişiye daha İslam’ı nasıl anlatırım acaba” derdinde olan Hz. Peygamber (as) bu teklife anında ret cevabını vermediği için bakın Allah O’na ne buyuruyor:

“Rablerinin rızasını isteyerek sabah akşam O’na yalvaranları kovma! Onların hesabından sana bir sorumluluk; senin hesabından da onlara herhangi bir sorumluluk yoktur ki bunları kovup da zalimlerden olasın!” (En’am, 6/52).

İniş sebebi: Kureyş büyükleri Resûlullah (s.a.)ın yanına geldikleri zaman fakir müminlerin yanlarında bulunmasını istemiyorlardı. Resûlullah da onların isteklerine uyarak bu müminleri yanından çıkarmak istedi. Bunun üzerine Cenab–ı Hak, Peygamberimizi bu âyetle uyardı.

Cenab–ı Hak bu “marjinal” gurubu bir de övüyor Kur’an’ında.

“Sabah akşam Rablerine, O’nun rızasını dileyerek dua edenlerle birlikte candan sebat et. Dünya hayatının süsünü isteyerek gözlerini onlardan çevirme. Kalbini bizi anmaktan gafil kıldığımız, kötü arzularına uymuş ve işi gücü aşırılık olan kimseye boyun eğme” (Kehf, 18/28).

İniş sebebi: Bazı Kureyş ileri gelenleri Hz. Peygamber’den Allah’a ve Resûl’üne candan bağlı, fakat maddi bakımdan fakir müminleri yanından kovmalarını istemişler, böyle yaptığı takdirde kendisi ile görüşüp konuşabileceklerini söylemişlerdi. İşte bu âyet, Beyzâvî’nin tefsirinde de belirtildiği gibi, üstünlük ve şerefin, bedeni ve maddi zinette değil, gönül ziynetinde, yani iman ve güzel yaşayışta olduğunu, dolayısıyla müşriklerin bu isteğine değer vermemek gerektiğini ifade etmektedir.

Son olarak bir hadis–i şerifle bitirelim.

Hz. Peygambe (as) şöyle buyurur:

“Din gaip başlamıştır, aynı şekilde garip olarak Allah’a dönecektir. O din gaiplerine müjdeler olsun ki onlar insanları ifsat edip bozduğunu ıslah edip düzeltirler.”

Ne mutlu o garip marjinallere.

www.yenimesaj.com.tr
 

نعىمة

Yasaklı Kullanıcı
Katılım
2 Ara 2007
Mesajlar
2,969
Tepki puanı
3
Puanları
0
Yaş
40
Allahümme salli ala seyyidina muhammedin ve ala ali seyyidina muhammed.
 

نعىمة

Yasaklı Kullanıcı
Katılım
2 Ara 2007
Mesajlar
2,969
Tepki puanı
3
Puanları
0
Yaş
40
Kur’an’da “ekser/çoğunluk” tabirinin geçtiği ayetlerden bazıları şöyledir.

“Yeryüzünde bulunanların çoğuna uyacak olursan, seni Allah’ın yolundan saptırırlar. Onlar zandan başka bir şeye tâbi olmaz, yalandan başka söz de söylemezler” (En’am, 6/116).

“...çoğu bilmezler” (A’raf, 7/178).

“...çoğu iman etmez” (Hûd, 11/17).

“...çoğu şükretmez” (Yusûf, 12/21).

“...çoğunuz fasıksınız” (Maide, 5/59).

“...çoğunuz akılsızsınız” (Maide, 5/102).

“...çoğunluğu cahillerdir” (En’am, 6/111)

“...çoğu şükretmez” (A’râf, 7/17).

“...çoğunun dayanağı zandan ibarettir” (Yûnus, 10/36).

“...çoğu kâfirdir” (Nahl, 16/83).

“...çoğu mümin değildir” (Şuarâ, 26/67,103,121,139,158,174,140,).

“...çoğu yalancıdır” (Şuarâ, 26/223).

“...çoğu müşriktir” (Rûm, 30/42).

Aynı manaya gelen yüzlerce ayet vardır Kur’an’da.

Çoğunluğu bu sıfatlarla dile getiren Kur’an, bir de yasak koyuyor; “çoklukla övünmek”, “çokluk kuruntusuna kapılmak.”

“Çokluk kuruntusu sizi o derece oyaladı ki, nihayet kabirleri ziyaret ettiniz.

Hayır! Yakında bileceksiniz! Elbette yakında bileceksiniz!

Gerçek öyle değil! Kesin bilgi ile bilmiş olsaydınız, (orada) mutlaka cehennem ateşini görürdünüz. Sonra ahirette onu çıplak gözle göreceksiniz. Nihayet o gün (dünyada yararlandığınız) nimetlerden elbette ve elbette hesaba çekileceksiniz” (tekâsur, 102/1–8).


“Çoğunluk” için olanın tam zıdd–ı kamili ne ise o var.
 

نعىمة

Yasaklı Kullanıcı
Katılım
2 Ara 2007
Mesajlar
2,969
Tepki puanı
3
Puanları
0
Yaş
40
Bugün ise biz öyle bir korkunç noktaya geldik ki; Cenab–ı Hak Kur’an’da açık bir ayetle bir inanış hakkında, o küfürdür diye kesin bir hüküm ortaya koyuyor. Mesela; “Kim ki, Hz. Muhammet’in (as) peygamber olduğuna iman etmezse, o kişi kafirdir” buyuruyor.

Bir “zat” ise Hz. Muhammet’in (as) peygamber olduğuna inanmayana “rahmet ve merhamet nazarıyla bakmak lazım” diye bir hüküm veriyor.

Allah ile “zat” arasında tercih durumuyla karşı karşıya kalan bazıları, Allah’ın ayetini bırakıp “zatın” görüşünü benimsiyor.

“Küfre rıza küfürdür” hükmünü bunun neresine monte etmemiz lazım.

Burada, “küfre rıza” yok, küfre “rahmet ve merhamet nazarıyla yaklaşmak” var.


bir soru :
“Bu konuda kimin haklı kimin haksız olduğunu görmek için, sizin taraftarınız ile karşı düşüncenin taraftarını mukayese etmek yeterlidir. Sizin gibi düşünen kaç kişi var ki?”

Hayatımda bu kadar saçma bir mantık görmedim!

İslam’ın ortaya koyduğu ölçülerde “kemiyet/sayı” hiçbir zaman ölçü olmamıştır.

İslam keyfiyet dinidir.

İslam ölçü dinidir.

Bu ölçüye bir kişi de inansa, bin kişi de inansa ölçü değişmiyor.

Hatta kimse inanmasa da…evet hatta kimse inanmasa da...
 

Bu konuyu görüntüleyen kişiler

Üst Alt