Blue
Red
Green
Orange
Voilet
Slate
Dark
  • Değerli Kullanıcılarımız,
    İslami Sayfa, yenilen altyapısı ve tasarımı ile sizlere çok daha iyi hizmet sunabilmek adına büyük bir değişim ve yenilenme içerisindedir.
    Bu süreç içerisinde sizlerden ayrı kalacağımız kısa aralıklar olabilir, ek olarak kullanıcılarımız sitemizde mevcut üyeliklerine giriş yapmak istediklerinde "Şifre Sıfırlama"bağlantısını kullanarak mevcut e postaları ile bu süreci kolayca tamamlayabilirler.

"Çelişki"

tur@n

New member
Katılım
19 Ağu 2021
Mesajlar
25
Tepki puanı
0
Puanları
1
"Çelişki", burada hangi anlamda kullanılıyor? Önce onu belirteyim:


"Aykırılık", "birbirine uymama", "birbirini tutmama", "çatışma"... Mantıktaki "tenakuz"dan daha geniş anlamda. (Mantık’taki anlamı için bkz. Seyyid Şerif Cürcanî, Ta'rifât, "Tenakuz", s. 68; Muhammed Ali Tehanevi, Keşşaftı Istılahati'l-Fünûn, 2/1313.) Usûlü'l-fıkh (islâm hukuku) uzmanlarının kullandıkları "tenakuz" ve "teâruz"la eş anlamda. (Bu anlamı için bkz. Tehanevi, aynı yer.) Nisa Suresinin 82. ayetinde geçen ve Diyanet'in resmi çevirisinde "aykırılık" diye dilimize çevrilen "ihtilâf" anlamında.


Bu çeviride ayetin tümünün anlamı şöyle:


"Kur'an'ı durup düşünmüyorlar mı? Eğer o, Allah'tan başkasından gelseydi, onda çok aykırılıklar bulurlardı." (Nisa: 82.)





Kur'an'da "aykırılık"lar


Şimdi bakalım, Kur'an'da "aykırılıklar" var mı; yok mu?


İslâm dünyasında işlenegelen "NESH" diye bir şey var. Kur'an'daki "nesh"den söz edilir. Bakara Suresinin 106. ayetinde de, Kur'an'ın "Tanrı"sınca "Biz, bir ayeti nesh ettiğimiz zaman..." diye başlanır, kimi ayetlerin "nesh" edildiği anlatılır.





"NESH" nedir?


Sözlük anlamıyla: "Bir şeyi bir başka şeyle gidermek"; örneğin, ','ışık" getirilince "karanlık" giderilir. "Güneş gelince gölgeyi giderir". Bakara Suresinin 106. ayetinde de bu anlamdadır. Çünkü "bir ayeti getirip, bir başka ayetin hükmünün giderildiği" anlatılmak istenir. (Bkz. Râgıb, el Müfredat, "N-S-H" maddesi.) Bir başka anlamı da, "bir şeyin bir başka şeye aktarılması, göçürülmesi"dir.


İslâm hukukundaki anlamı: "Daha sonraki bir hükümle, daha önce var olan bir hükmün (yürürlükten) kaldırılması (bunun, ayet ve hadisle sağlanması)". Ya da: "bir Şeriat hükmünün gelmesiyle, bir önceki Şeriat hükmünün sona ermesi"dir. İkinci tanım şöyle de dile getirilir: "Bir önceki Şeriat hükmünün TERSİNİ sonuçlandıracak biçimde, sonradan bir Şeriat hükmünün gelmesidir." (Bkz. Sadru'ş-Şerîa-Saduddin, Teftâzanî, e't-Tavdih-e't-Telvih, istanbul, 1310, 2/481-482; Dr. Muhammed Vefa, Ahkâmu'n-Nesh fi'ş-Şeriati'l-îslamiyye, Kahire, 1984, s.10-26; E. Râzî, el Mahsûl fi Usûli'l-Fıkıh, tahkik: Dr. Tâhâ Câbir, 1/433 ve öt.; e't-Tefsiru'l-Kebîr, 3/229 ve öt.; Gazali, 1/69 ve öt.; Hamdi Yazır, Hak Dini Kur'an Dili, İstanbul. 1960, 1/460.)


Râzî, islâm dünyasında Ebu Müslim'in dışında herkesin, "Kur'an'da NESH bulunduğu" görüşünde birleştiğini yazar. (Bkz. E. Râzî, aynı yer.) Ebu Müslim (ölm. 934.) ise, "Kur'an'da NESH bulunmadığı" görüşündedir. Bulunmaması gerektiğini savunur, en başta da şu ayete dayanır:


- "Geçmişte ve gelecekte onu (Kur'an'ı) bâtıl kılacak yoktur. Hakim ve övülmeye lâyık olan Allah katından indirilmiştir." (Fussilet: 42. Çeviri, Diyânet'in.)


Ebu Müslim, Nisa Suresinin 82. ayetini de (yukarıda geçti) dayanak gösterir. (Bkz. Muhammed Ali Sâbûnî, Revayiul-Beyân, 1/101. Aynca bkz. Dr. Subhî e's-Salih, Mebâhis fi Ulûmi'l-Kur'an, Beyrut 1979, s.262.) Ve "hükümler arasındaki uyuşmazlıklar"ı gidermek için yorumlara çabalara girişir, yorumları son derece zorlamalı olduğu için kabul görmez. (Bkz. Yukandaki kaynaklar.)


Kısacası; İslam dünyasında benimsenen şu: "Kur'an'da NESH var."


Yani Kur'an'da aralarında "AYKIRILIK (tearuz)" olduğu için "geçerli (nâsıh)" ve "geçersiz (mensûh)" sayılan ayetler, hükümler bulunur.


Sonuç: Kur'an'da "ÇELİŞKİLER" var. "Nesh’in kabul edilmesi, zorunlu olarak bunun da kabul edilmesi demektir. Çünkü "çelişki"siz "NESH" olmaz. Bunda birleşiliyor. Oysa Nisa Suresinin yukarıda geçen 82. ayetinde, "Kur'an'da aykırılıklar bulunursa bunun; Kur'an'ın Tanrı'dan olmadığına kanıt olabileceği" belirtilmekte.





Kur'an'da ne kadar çelişki var?


Kur'an'daki "NESH" sayısı, kimilerinin saymasına göre hiç de az değil. "Mensûh âyet hükmü" sayısı: 249. (Bkz. lbnül-Bânzî, Nâsıhu'l-Kur'anı'1-Azîz ve Mensûhuhu, Beyrut, 1988, s.23.) Kur'an'daki "Çelişkiler", yalnızca "NESH" sayılan kesimde değildir. Başka da var.


Kur'an'daki çelişkiden bir örnek:


Soru: "Tanrı'nın yazgısı"nda, "söz"ünde, "DEĞİŞME", "DEĞİŞTİRME" olur mu?


Kimi âyetlere "Hayır, kesinlikle olmaz." der. Âyetler:


- "(Tanrı söylüyor) Benim katımda SÖZ DEĞİŞMEZ..." (Kâf 29)


- "... Tanrı'nın sözlerinde DEĞİŞME olmaz..." (Kehf 64)


Bu doğrultuda başka ayetler de var. (Bkz. Ahzab 62; Fâtır 43; Fetih 23; En'am 34, 115.)


Kimi ayetlere göreyse: "Evet, DEĞİŞME ve DEĞİŞTİRME vardır. Tanrı dilediğinde değişiklik yapar. Herşeyi yazıp çizdiği LEVH-I MAHFUZ'da yazar, bozar, yeniden yazar.".


Ayetler:


- "Biz bir ayeti başka bir ayetin yerine değiştirdiğimiz zaman..."(Nahl 100)


- "Herhangi bir ayeti 'nesh' eder ya da unutturursak..." (Bakara 106)


- "Tanrı dilediğini siler, dilediğine yer verir. Ana Kitab (Levh-i Mahfuz) O'nun yanındadır." (Ra'd 39)


Bu ayetlere, bundan önceki iki yazıda değinilmiş; yorumlar sunulmuştu.





TD, Din Bu 1, Sayfa 183-185
 

tur@n

New member
Katılım
19 Ağu 2021
Mesajlar
25
Tepki puanı
0
Puanları
1
Bundan önceki yazıda, İslam dünyasında benimsenen "Kur'an'daki nesh"den ve "nesh"in, "hükümler arasında çelişki" bulunduğu için söz konusu olduğundan söz edilmişti. Kur'an'daki çelişkilerin bir türü bu alanda. Örneklerinden:


İslâm başka dinleri kabul eder mi?


Bir kesim ayetlere göre, İslam, başka dinleri de tanır. Dahası "putatapar" (müşrik) denenlerin "din"lerini bile "DİN" olarak tanımakta:


- "Sizin DÎNÎNİZ size, benim dinim bana." (Kâfırûn 6)


"Putataparlar"a böyle denmesi istenir. "Sizin putataparlığınız size, benim Tektanrı inancım bana..." diye yorumlanıyor (bkz. Râzî, Taberi ve öteki tefsirler.) ama, burada önemli olan "SÎZÎN DÎNÎNİZ SÎZE" denmesidir. Yani "putatapar" denenlere bunun söylenmesidir üstelik.


- "Şüphesiz, inananlar, Yahudi olanlar, Hıristiyanlar ve Sabiilerden Allah'a ve ahiret gününe inanıp yararlı iş yapanların ecirleri (sevap olarak karşılıkları), Rablerinin katındadır. Onlar için artık korku yoktur." (Bakara: 62. Çeviri, Diyanet'in.)


Ne denli başka tür yorumlayanlar bulunsa da bu ayete göre: "inananlar" yani "Müslümanlar" dışında "Yahudiler", "Hıristiyanlar" ve "Sabiiler", yalnızca "Tanrı"ya, “ahiret”e inanmaları, bir de "yararlı iş (dinsel nitelikte) yapmaları" koşuluyla "korkudan kurtulacaklar", yani "cennete girebilirler. Demek ki, bu ayette Yahudilik, Hristiyanlık ve (tümünün asıl kaynağı olan) Sabiilik (gök cisimlerine tapım. Bununla birlikte dinde, "TEK TANRI" denen "ASIL TANRI" inancı var. Geniş bilgi için bkz. Eren Kutsuz, Turan Dursun, Güneş Kültü.) dinleri resmen tanınıyor. Bu dinler tanındığı için, bu ayet "mensuh" yani "yürürlükten kaldırılmış" sayılır. Belirtildiğine göre, bu ayeti yürürlükten kaldıran (nâsih), Âl-i Îmrân Suresinin, anlamı aşağıda gelecek olan 85. ayetidir. (Bkz. Îbnu'l-Banzî, Nâsıhu'l-Kur'anı'l-Aziz ve Mensûhuhu, Beyrut, 1988, s.24-25.)


Ama başka kesim ayetlere göre: "Tanrı katında İslam'dan başka DÎN yoktur.":


- "Kim, İslamiyet'ten başka bir dine yönelirse, onunki kabul edilmeyecektir. O, âhirette de kaybedenlerdendir." (Âl-i İmrân 85. Çeviri, Diyanet'in).


- "Allah katında DÎN, şüphesiz İslamiyet'tir..." (Âl-i Îmrân 19, Çev. Diya.)


- "Allah'ın dininden başka din mi arzu ediyorlar? Oysa göklerde ve yerde kim varsa, ister istemez O'na teslim olmuştur. O'na dönecektir." (Âl-i îmran 83, Çev. Diya.)


Demek ki, "Tanrı'nın Dini" olarak "İslâm" gösteriliyor ve bu dinden başka dinin "istenemeyeceği" bindiriliyor açıkça.





İslam'da "hoşgörü" var mı?


Bir kesim ayetlere bakılırsa, "İslam'da hoşgörü var" demek gerekiyor. Anlamlan yukarıda sunulan, Kâfinin Suresinin 6. ayetiyle Bakara Suresinin 62. ayeti de bunlardan. Şu ayetler de:


- "Öğüt ver, çünkü sen, yalnızca bir öğütçüsün; onların üzerinde bir ZORBA değilsin." (Gâşiye: 22-23.)


Bu anlam ve doğrultuda başka ayetler de var. (Bkz. Âl-i Îmran 20; Mâide 92, 99; Ra'd 40; Nahl 35, 82; Nûr 54; Ankebût 18; Fâtır 23; Yasin 17; Tegâbün: 12.)


- "Dinde ZORLAMA yoktur." (Bakara 256)


İslâm'ın propagandasını yapan ve "hoşgörü dini" olduğunu savunanlar, bu ayetleri, özellikle de Kâfırûn Suresinin 6. ayetini ve bu son ayeti sık sık kullanırlar, oysa İslam hukukunda bu ayetler "mensuh (hükmü yürürlükten kaldırılmış)" ayetlerdendir. Bunlar, "Kılıç Âyeti" (Âyetü's-Seyf) diye adlandırılan ayetle (Tevbe:5.) "öldürüşme Âyeti" (Ayetü'l-Kıtâl) diye adlandırılan ayetle (Tevbe: 29) ve "cihad ayetleriyle" yürürlükten kaldırılmış" sayılmışlardır. "Kılıç Âyeti"yle yürürlükten kaldırılan ayet hükmü sayısı: 114. "Öldürüşme (kıtal) Ayeti"yle yürürlükten kaldırılan âyet hükmü sayısı: 8. (Bkz. Îbnul-Banzî, aynı kitap, s.22.) İslam dünyasında, İslam hukukundaki uygulamalar da buna göre olagelmiştir.


Şöyle ya da böyle "hoşgörü" yansıtan ayetlerden başka kesim ayetlere bakıldığında tam ters bir doğrultuyla karşılaşılır, İslam'ın katı bir "HOŞGÖRMEZLİĞİ" görülür bu ayetlerde. "Yürürlükte sayılanlar da -belirtildiği gibi- bunlardır:


- "Hürmetli aylar çıkınca, puta tapanları, bulduğunuz yerde öldürün. Onları yakalayıp hapsedin. Her gözetleme yerinde onları bekleyin. Eğer tevbe eder, namaz kılar ve zekât verirlerse peşlerini bırakın. Doğrusu Allah bağışlar ve merhamet eder." (Tevbe 5., Çeviri Diyanet'in.)


- "Onları, nerede bulursanız orada öldürün..." (Bakara 191; Nisa 89, 91)





Nisa Süresindeki "öldürün!" "münâfık"lar içindir


- "Ey Peygamber! Kâfirlerle ve münafıklarla savaş. Ve onlara katı-sert davran! Varacakları yer, cehennemdir. Orası ne kötü bir varış yeridir." (Bu ayet, iki ayrı surede aynen yer almıştır: Tevbe 73; Tahrim 9)


Aynı doğrultuda pek çok ayet var. (Bir kesimi için bkz. Mâide 35; Tevbe 41, 79; Hacc 78; Furkan 52.)


- "Kitap verilenlerden Allah'a, âhiret gününe inanmayan, Allah'ın ve Peygamberinin haram kıldığını haram saymayan, HAK DİNİ din edinmeyenlerle; boyunlarını büküp kendi elleriyle CİZYE verene kadar savaşın! "(Tevbe 29., Çeviri, Diyanet'in.)


İslam'da geçerli olan birşey var: "Mümaşat". Anlamı: "Birlikte yürüme". İslam, "güçleninceye dek barış içinde birlikte yürüme"yi ilke edinmiştir. Biraz "hoşgörü" yansıtan ayetler, "mümâşât dönemleri"nin ürünüdür. "Mümâşât" ilkesi, Muhammed'in "savaş hiledir" sözünden kaynağını alır daha çok. (Bu söz için bkz. Buhari, e's-Sahih, Kitabu'l-Cihâd/156; Müslim, e's-Sahih, Kitabu'l-Cihad/18, hadis no: 1740.)


İslâm, tüm insanlar Müslüman olana dek, yeryüzünü bir SAVAŞ ALANI sayar. "Barış" ve "hoşgörü" de, eğer gerekiyorsa da, "savaş"ın gereği olan "hile" içindir.


Kur'an'da "evlenme"', "boşanma", "miras" ve öteki konularda da gerek "nesh" sayılan türden, gerek başka türden "çelişkiler" var.


TD, Din Bu 1, Sayfa 186-189
 

Griş Yapın veya Üye Olun

Yanıt için giriş yapmanız veya üye olmanız gerekir.
veya

Yeni hesap oluştur

Topluluğumuzda bir hesap oluşturun. Bu işlem çok kolay!
Üst Alt