Neler Yeni

Hoşgeldiniz İslami Forum Sayfası

Tüm özelliklerimize erişmek için şimdi bize katılın. Kaydolduktan ve oturum açtıktan sonra, konular oluşturabilir, mevcut konulara yanıtlar gönderebilir, diğer üyelerinize itibar kazandırabilir, kendi özel mesajınızı edinebilir ve çok daha fazlasını yapabilirsiniz. Ayrıca hızlı ve tamamen ücretsizdir, peki ne bekliyorsunuz?
Blue
Red
Green
Orange
Voilet
Slate
Dark

**İşte sahabeden bir misal: Ümm-i Ümare** (1 Kullanıcı)

Aşk-ı Hicab

Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
15 Şub 2009
Mesajlar
12,148
Tepki puanı
25
Puanları
38
Yaş
39
Yer Uhud…
Cihad meydanında bir kadın; Ümm-i Ümare. Kocası ve iki oğlu hemen yanı başında… Ok, kılıç ve kalkan kullanabilen Savaşçı mücahide bir kadın… Savaşın en şiddetli anı… Bir müşrik Peygamber Efendimizi öldürmek üzere hareket halinde. Ümmi Ümare büyük bir cesaretle saldırır bu müşrike ve atından düşürüp gebertir oracıkta… Yaralanır, umursamaz, kocasını oğullarını savaşa teşvik eder ve Resulullah’ın etrafında O’nu korumak için kenetlenirler. Oğlu yaralanır ve kendi elleriyle oğlunun yarasını sarar ve cihad meydanına gönderir. Bir ara Resulullah “İşte oğlunu yaralayan adam”der ve bir müşriki gösterir. Ümmi Ümâre kılıcıyla koşar ve o müşrikin bacağına vurup çökertir. Bu durum karşısında Resûlullah mübarek dişleri görünecek kadar gülümser. Yine Uhud; İbni Kamia adlı kâfir Resulullah’ı öldürmek için hücum edince, Ümm-i Ümare atının önüne geçer, atını durdurup İbni Kamia’ya saldırır, bu müşrikin üzerinde zırh olduğu için darbeleri pek tesir etmez ve Ümmi Ümare o müşrikin şiddetli bir hücumu ile boynundan ağır yaralanır. Ümm-i Ümare, bu savaşta oniki-onüç yerinden yaralanmıştır. Bunlardan en ağırı, İbni Kamia’nın, boynunda açtığı yaraydı.. Resulullah efendimiz onun için buyurmuştur ki: “- Uhud günü ne tarafıma baktıysam, hep Ümm-i Ümare, hep Ümm-i Ümare’yi gördüm.” Bir annedir o...
Katlandığı olaylar karşısında takındığı tavırla örnek bir annedir o. Peygamberimiz vefat etmiştir. Yalancı peygamberler cirit atmaktadır. Müseylemet-ül Kezzab bunlardan biridir. Ümm-i Ümare’nin oğlu Habib, Amman’dan Medine’ye gelirken bunlara esir düşer. Müseyleme, kendisinin peygamberliğini kabul etmesini ister. Habib onu tasdik etmeyince, tek tek uzuvları kesilerek şehit edilir. Ümm-i Ümare bunu duyunca kendisine Müseyleme’nin ölümünü göstermesi için Allahü Teâlâya duâ eder ve yaşı altmışın üzerinde olmasına rağmen, oğlu Abdullah’la beraber Yemame savaşına iştirak eder. Savaşın şiddetli bir anında, müslümanların dağılmaya başlamaları üzerine, kılıcını çekerek düşmana hücum eder. On iki yerinden yara alır, bir kolunu kaybeder ama Müseyleme’yi de yaralar, bir grup müslümanın önünden atla kaçmaya çalışan Müseylemet-ül Kezzab, Hz. Vahşi tarafından mızrakla vurularak öldürülür. Ümm-i Ümare Uhud’dan başka, Hudeybiye, Hayber Umret-ül kaza, Huneyn ve Yemame gazalarına da katıldı. Biat-i Rıdvan’da hazır bulunmakla şereflendiler.
 

Aşk-ı Hicab

Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
15 Şub 2009
Mesajlar
12,148
Tepki puanı
25
Puanları
38
Yaş
39
Ümmü Umâre radıyallahu anhâ Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimize Akabe’de ilk bey’at eden Medine’li iki hanım sahabîden biri...
 

ayşe-rana

Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
30 Tem 2008
Mesajlar
1,732
Tepki puanı
46
Puanları
48
Yaş
50
selamün aleyküm,
Ümmü Ümare çok etkilendiğim sahabelerdendir.
özellikle bir hanım olarak gösterdiği cesaret ve Resulullah aşkı.

Allah razı olsun.
 

arzu74

Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
5 Ara 2009
Mesajlar
2,336
Tepki puanı
4
Puanları
0
Yaş
49
[sıze=4]yer uhud…
cihad meydanında bir kadın; ümm-i ümare. Kocası ve iki oğlu hemen yanı başında… ok, kılıç ve kalkan kullanabilen savaşçı mücahide bir kadın… savaşın en şiddetli anı… bir müşrik peygamber efendimizi öldürmek üzere hareket halinde. ümmi ümare büyük bir cesaretle saldırır bu müşrike ve atından düşürüp gebertir oracıkta… yaralanır, umursamaz, kocasını oğullarını savaşa teşvik eder ve resulullah’ın etrafında o’nu korumak için kenetlenirler. Oğlu yaralanır ve kendi elleriyle oğlunun yarasını sarar ve cihad meydanına gönderir. Bir ara resulullah “işte oğlunu yaralayan adam”der ve bir müşriki gösterir. ümmi ümâre kılıcıyla koşar ve o müşrikin bacağına vurup çökertir. Bu durum karşısında resûlullah mübarek dişleri görünecek kadar gülümser. Yine uhud; ibni kamia adlı kâfir resulullah’ı öldürmek için hücum edince, ümm-i ümare atının önüne geçer, atını durdurup ibni kamia’ya saldırır, bu müşrikin üzerinde zırh olduğu için darbeleri pek tesir etmez ve ümmi ümare o müşrikin şiddetli bir hücumu ile boynundan ağır yaralanır. ümm-i ümare, bu savaşta oniki-onüç yerinden yaralanmıştır. Bunlardan en ağırı, ibni kamia’nın, boynunda açtığı yaraydı.. Resulullah efendimiz onun için buyurmuştur ki: “- uhud günü ne tarafıma baktıysam, hep ümm-i ümare, hep ümm-i ümare’yi gördüm.” bir annedir o...
Katlandığı olaylar karşısında takındığı tavırla örnek bir annedir o. Peygamberimiz vefat etmiştir. Yalancı peygamberler cirit atmaktadır. Müseylemet-ül kezzab bunlardan biridir. ümm-i ümare’nin oğlu habib, amman’dan medine’ye gelirken bunlara esir düşer. Müseyleme, kendisinin peygamberliğini kabul etmesini ister. Habib onu tasdik etmeyince, tek tek uzuvları kesilerek şehit edilir. ümm-i ümare bunu duyunca kendisine müseyleme’nin ölümünü göstermesi için allahü teâlâya duâ eder ve yaşı altmışın üzerinde olmasına rağmen, oğlu abdullah’la beraber yemame savaşına iştirak eder. Savaşın şiddetli bir anında, müslümanların dağılmaya başlamaları üzerine, kılıcını çekerek düşmana hücum eder. On iki yerinden yara alır, bir kolunu kaybeder ama müseyleme’yi de yaralar, bir grup müslümanın önünden atla kaçmaya çalışan müseylemet-ül kezzab, hz. Vahşi tarafından mızrakla vurularak öldürülür. ümm-i ümare uhud’dan başka, hudeybiye, hayber umret-ül kaza, huneyn ve yemame gazalarına da katıldı. Biat-i rıdvan’da hazır bulunmakla şereflendiler.
[/sıze]​

emeğinize sağlık arkadaşım .hayırlı günler
 

Aşk-ı Hicab

Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
15 Şub 2009
Mesajlar
12,148
Tepki puanı
25
Puanları
38
Yaş
39
selamün aleyküm,
Ümmü Ümare çok etkilendiğim sahabelerdendir.
özellikle bir hanım olarak gösterdiği cesaret ve Resulullah aşkı.

Allah razı olsun.

Ve aleyküm selam.. Aminn.. Rabbim cümlemizden razı olsun..
Hayırlı bayramlar, hayırlı cumalar..B)
 

Aşk-ı Hicab

Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
15 Şub 2009
Mesajlar
12,148
Tepki puanı
25
Puanları
38
Yaş
39
Mücahide hanım sahabemiz Ümmü ÜMARE (r.anha)...
Rabbim onlardan razı olsun.. Yollarından ayırmasın..
 

Nazar57

Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
14 Ağu 2008
Mesajlar
1,308
Tepki puanı
0
Puanları
0
Yaş
33
Maşallah cesareti çok güzelmiş.. Rabbim onların güzel vasıflarıyla donatsın biz biçareleride.
 

Aşk-ı Hicab

Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
15 Şub 2009
Mesajlar
12,148
Tepki puanı
25
Puanları
38
Yaş
39
Ümm-i Ümare radıyallahu anha Uhud’dan başka, Hudeybiye, Hayber Umret-ül kaza, Huneyn ve Yemame gazalarına da katıldı. Biat-i Rıdvan’da hazır bulunmakla şereflendiler.
 

Aşk-ı Hicab

Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
15 Şub 2009
Mesajlar
12,148
Tepki puanı
25
Puanları
38
Yaş
39
Yer Uhud…
Cihad meydanında bir kadın; Ümm-i Ümare. Kocası ve iki oğlu hemen yanı başında… Ok, kılıç ve kalkan kullanabilen Savaşçı mücahide bir kadın… Savaşın en şiddetli anı… Bir müşrik Peygamber Efendimizi öldürmek üzere hareket halinde. Ümmi Ümare büyük bir cesaretle saldırır bu müşrike ve atından düşürüp gebertir oracıkta… Yaralanır, umursamaz, kocasını oğullarını savaşa teşvik eder ve Resulullah’ın etrafında O’nu korumak için kenetlenirler. Oğlu yaralanır ve kendi elleriyle oğlunun yarasını sarar ve cihad meydanına gönderir. Bir ara Resulullah “İşte oğlunu yaralayan adam”der ve bir müşriki gösterir. Ümmi Ümâre kılıcıyla koşar ve o müşrikin bacağına vurup çökertir. Bu durum karşısında Resûlullah mübarek dişleri görünecek kadar gülümser. Yine Uhud; İbni Kamia adlı kâfir Resulullah’ı öldürmek için hücum edince, Ümm-i Ümare atının önüne geçer, atını durdurup İbni Kamia’ya saldırır, bu müşrikin üzerinde zırh olduğu için darbeleri pek tesir etmez ve Ümmi Ümare o müşrikin şiddetli bir hücumu ile boynundan ağır yaralanır. Ümm-i Ümare, bu savaşta oniki-onüç yerinden yaralanmıştır. Bunlardan en ağırı, İbni Kamia’nın, boynunda açtığı yaraydı.. Resulullah efendimiz onun için buyurmuştur ki: “- Uhud günü ne tarafıma baktıysam, hep Ümm-i Ümare, hep Ümm-i Ümare’yi gördüm.” Bir annedir o...
Katlandığı olaylar karşısında takındığı tavırla örnek bir annedir o. Peygamberimiz vefat etmiştir. Yalancı peygamberler cirit atmaktadır. Müseylemet-ül Kezzab bunlardan biridir. Ümm-i Ümare’nin oğlu Habib, Amman’dan Medine’ye gelirken bunlara esir düşer. Müseyleme, kendisinin peygamberliğini kabul etmesini ister. Habib onu tasdik etmeyince, tek tek uzuvları kesilerek şehit edilir. Ümm-i Ümare bunu duyunca kendisine Müseyleme’nin ölümünü göstermesi için Allahü Teâlâya duâ eder ve yaşı altmışın üzerinde olmasına rağmen, oğlu Abdullah’la beraber Yemame savaşına iştirak eder. Savaşın şiddetli bir anında, müslümanların dağılmaya başlamaları üzerine, kılıcını çekerek düşmana hücum eder. On iki yerinden yara alır, bir kolunu kaybeder ama Müseyleme’yi de yaralar, bir grup müslümanın önünden atla kaçmaya çalışan Müseylemet-ül Kezzab, Hz. Vahşi tarafından mızrakla vurularak öldürülür. Ümm-i Ümare Uhud’dan başka, Hudeybiye, Hayber Umret-ül kaza, Huneyn ve Yemame gazalarına da katıldı. Biat-i Rıdvan’da hazır bulunmakla şereflendiler.
 

hanzala44

Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
26 Eyl 2009
Mesajlar
268
Tepki puanı
0
Puanları
0
Yaş
32
HZ.ÜMM-İ ÜMARE NESİBE HATUN (r.anha)​

Ümm-i Ümare, Uhud gazasına, kocası Zeyd bin Asım, oğulları Habib ve Abdullah ile birlikte katılarak, secaat ve kahramanlıklar gösterdi. Gazilere su dağıtmak ve yaralarını sarmak vazifesiyle katıldığı savaşın en şiddetli bir anında, Resulullah efendimize saldıran bir müşriki atından aşağı düşürüp öldürdü.

Ok, kılıç ve kalkan kullanarak düşmana saldırırken kendisi de birkaç yerinden yaralandı. Yaralı hâliyle kocasını ve oğullarını savaşa teşvik etti. Düşman, Resulullah efendimize hangi istikametten saldırırsa, hemen kocası ve oğullarıyla oradan müdafaa ederlerdi.

Ümm-i Ümare der ki: “Gündüzün başlangıcında Uhud’a vardım. Halk ne yapıyor bir bakayım dedim. Yanımda bir kirba ve içinde su vardı. Resulullahın yanına kadar gittim. Kendisi, o sırada Eshabı arasında bulunuyordu. Bu zamanda müslümanlar savaş üstünlüğünü devam ettiriyorlardı.

Müslümanlar dağılmaya başlayınca, Resulullahın yanına vardım. Çarpışmaya koyuldum. Kılıçla, okla müşrikleri Resulullahtan uzaklaştırmaya çalıştım. Bu arada da yaralandım. Resulullahın yanında on kişi kalmamıştı. Ben, oğullarım ve kocam, Resulullahın önünde çarpışıyor, müşrikleri ondan uzaklaştırıyorduk.

Bir ara Resulullah efendimiz, benim yanımda kalkan bulunmadığını gördü. Yanında kalkan bulunanlardan birisine buyurdu ki:

- Ey kalkan sahibi, kalkanını çarpışana bırak!

O kimse kalkanını Resulullaha verdi. Ben de Resulullah efendimizden alıp, onunla korundum.

Bize ne yaptılarsa, müşrik süvarileri yaptılar. Atlı bir adam gelip, bana vurdu. Kalkanımla korundum. Ben de onun atının ayaklarına kılıç çaldım. At arkaüstü yıkılınca, Peygamber efendimiz oğlum Abdullah’a şöyle buyurdu:

- Ey Ümm-i Ümare’nin oğlu! Annene, annene yardım et!”

Ümm-i Ümare’nin oğlu Abdullah ibni Zeyd anlatır:

“Uhud günü sol kolumdan yaralanmıştım. Beni, hurma ağacı gibi upuzun bir adam vurmuştu. Resulullah efendimiz; “Yaranı sar” buyurdu. Anam yanıma geldi. Yaraları sarmak için yanında bulunan hazır bezlerle yaramı sardı.

Bu sırada Resulullah efendimiz bana bakıyordu. Annem, yaramı sardıktan sonra, bana dedi ki:

- Kalk yavrucuğum! Müşriklerle çarpış!

Resulullah efendimiz de buyurdular ki:

- Ey Ümm-i Ümare! Senin katlandığın, dayanabildiğin şeye, herkes katlanabilir, dayanabilir mi?

Beni yaralayan müşrik o sırada oradan geçiyordu. Resulullah efendimiz tekrar buyurdular ki:

- İşte, oğluna vuran adam!

Annem, hemen onun önüne geçip, bacağına vurup çökertti. Bunun üzerine, Resulullahın, mübarek dişleri görünecek kadar gülümsediğini gördüm. Sonra buyurdu ki:

- Allaha hamd olsun ki, seni düşmanına muzaffer kılıp, gözünü aydın etti. Öcünü almayı sana gözünle gösterdi.”

Peygamber efendimiz, Uhud savaşında Ümm-i Ümare’nin oğlu Abdullah’a buyurdu ki:

- Ey Ümm-i Ümare’nin oğlu!

Hz. Abdullah, “Buyur ya Resulallah” deyince, ona, taş atmasını buyurdu.

Hz. Abdullah, önünde gitmekte olan atlı müşrike bir taş attı. Taş, atın gözüne değince, at ürktü ve at da, atlı da yere yıkıldı. Hz. Abdullah taşa tutup, o müşriki yaraladı.

Ümm-i Ümare, Uhud’da oğlu yaralanınca, oğlunun yarasını ve diğer sahabilerin yaralarını sarıyor, susuz olanlara su dağıtıyordu. Daha sonra, eline bir kılıç alarak çarpışmaya başladı.

İbni Kamia kâfiri, Resulullahı öldürmeye yemin etmişti. Resulullahı gördü. Resulullaha hücum edince, Ümm-i Ümare atının önüne geçti. Atını durdurup İbni Kamia’ya saldırdı. O müşrikin üzerinde zırh olduğu için darbeleri pek tesir etmedi. Zırh olmasaydı, o da öldürülen diğer müşriklerin yanına gidecekti.

Sonunda o müşrikin şiddetli bir hücumu ile boynundan ağır yaralandı. Resulullah efendimiz onun için buyurmuştur ki:

- Uhud günü ne tarafıma baktıysam, hep Ümm-i Ümare, hep Ümm-i Ümare’yi gördüm.

Nesibe Hatun, bu savaşta oniki-onüç yerinden yaralanmıştı. Bunlardan en ağırı, İbni Kamia’nın, boynunda açtığı yaraydı. Resulullah efendimiz, oğlu Abdullah’a bu yarayı sarmasını emrettiler. Sonra buyurdular ki:

- Ev halkınızı Allahü teâlâ mübarek kılsın. Senin annenin makamı filan ve filanların makamından hayırlıdır. Allahü teâlâ sizin ev halkınıza rahmet etsin!

Bir sene tedavi gördükten sonra bu yara iyileşti.

Müseylemet-ül Kezzab, yalancı peygamberlik iddiasıyla ortaya çıkınca, Ümm-i Ümare’nin oğlu Habib, Amman’dan Medine’ye gelirken esir düştü. Müseyleme, kendisinin peygamberliğini kabul etmesini istedi. Habib onu tasdik etmeyince, tek tek uzuvları kesilerek şehit edildi.

Bunu işiten Ümm-i Ümare Müseyleme’nin ölümünü göstermesi için Allahü teâlâya duâ etti. Yaşı altmışın üzerinde olmasına rağmen, oğlu Abdullah’la beraber Yemame savaşına iştirak etti. Savaşın şiddetli bir anında, müslümanların dağılmaya başlamaları üzerine, kılıcını çekerek düşmana hücum etti. Oniki yerinden yara aldı. Müseyleme’yi de yaraladı.

Ümm-i Ümare’nin oğlu Abdullah’ın da bulunduğu, bir grup müslümanın önünden atla kaçmaya çalışan Müseylemet-ül Kezzab, Hz. Vahşi tarafından mızrakla vurularak öldürüldü.

Ümm-i Ümare bu savaşta kolunun birini kaybetti. İslâm ordusunun kumandanı Halid bin Velid, kendisiyle yakından alâkadar oldu. Yaralarını sardırdı. Böylece Müseyleme’nin ölüşünü görmüş oldu.

Bir gün Nesibe Hatun, Peygamberimize dedi ki:

- Ya Resulallah, Allahü teâlâya duâ et de cennette sana komşu olalım. Peygamber efendimiz de, “Allahım! Bunları, cennette bana komşu ve arkadaş et” diye duâ etti. Bunun üzerine Ümm-i Ümare dedi ki:

- Bu bana kâfidir. Artık dünyada ne musibet gelirse gelsin, hiç ehemmiyeti yok.

Birgün Resulullah efendimiz Ümm-i Ümare’nin evine teşrif ettiler. Ümm-i Ümare de yemek ikram etti. Resulullah efendimiz "Sen de ye" buyurdular. O da oruçlu olduğunu arz etti. Bunun üzerine Resulullah efendimiz buyurdu ki:

- Bir oruçlunun yanında yemek yenildiği zaman, sofra kalkıncaya kadar, melekler oruçluya duâ ederler.

Hz. Ebu Bekir de hilafeti zamanında, kendisini evinde ziyaret eder, hâlini, hatırını sorardı. Hz. Ömer zamanında, bir savaşta elde edilen ganimetler içinde kıymetli kumaşlar da vardı. Bunların en kıymetlisi olan altın sırmalı bir elbise, Hz. Ömer’e isabet etti.

Herkes gelinine veya hanımı Hz. Ali’nin kızı Ümm-i Gülsüm’e verecek diye beklerken, Hz. Ömer, “Bu elbiseye Ümm-i Ümare herkesten daha layıktır” buyurdu ve arkasından ilave etti:

- Resulullah efendimizin, “Savaşta ne tarafa baktımsa, hep Ümm-i Ümare, hep Ümm-i Ümare’yi gördüm” buyurduğunu işittim.

Bunları söyledikten sonra elbiseyi Ümm-i Ümare’ye gönderdi.

Ümm-i Ümare Uhud’dan başka, Hudeybiye, Hayber Umret-ül kaza, Huneyn ve Yemame gazalarına da katıldı. Biat-i Rıdvan’da hazır bulunmakla şereflendiler. Oğulları Habib ve Abdullah da, Peygamber efendimizin bütün gazalarına iştirak ettiler.

Ümm-i Ümare, ensarın Hazrec kabilesinden olup, Medine’nin ileri gelen ailelerindendir. Mazin bin Neccar’in evladındandır. Annesi, Rebab binti Abdullah’tır. Tahminen miladî 573 yılında doğdu. İkinci Akabe biatında bulunarak, zevciyle birlikte müslüman olmakla şereflendi.

Akabe’de, kocası Zeyd biat ettikten sonra, Peygamberimize gelerek dedi ki:

- Ya Resulallah! Ümm-i Ümare ve Ümm-i Müney adlı iki kadın da bizimle birlikte biat için gelmişlerdir.

Bunun üzerine Resulullah efendimiz, “Hangi şartlarda sizden biat aldımsa, onlardan da aynı şartlarda biat aldım. Ellerini tutup müsafeha zarureti yoktur" buyurdular ve kadınların elini tutmadılar.

Ümm-i Ümare’nin ilk kocası ensardan Zeyd bin Asım’dır. Zeyd’den Abdullah ve Habib isminde iki oğlu vardı. Her iki oğlu da Bedir savaşına katıldı. Diğer gazaların hepsine birlikte iştirak ettiler.

Hz. Zeyd’in vefatından sonra Ümm-i Ümare, Guzeyye İbni Amr’la evlendi. Bu zattan da oğlu Temim ve kızı Havle dünyaya geldi. Ümm-i Ümare’nin ne zaman vefat ettiği bilinmemektedir. Ancak Medine’de vefat etmiş, Bakî kabristanına defnedilmiştir.

Ümm-i Ümare’den, Abbad ibni Temim, Hâris ibni Abdullah ibni Kâb, İkrime ve Leyla hadis rivayet etmişlerdir.
 

mürmüdük

Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
7 Tem 2009
Mesajlar
6,952
Tepki puanı
1
Puanları
0
Yaş
53
Web Sitesi
anadoluhaber.blogcu.com
bedir.jpg

Yer Uhud…

Cihad meydanında bir kadın; Ümm-i Ümare. Kocası ve iki oğlu hemen yanı başında… Ok, kılıç ve kalkan kullanabilen Savaşçı mücahide bir kadın… Savaşın en şiddetli anı… Bir müşrik Peygamber Efendimizi öldürmek üzere hareket halinde. Ümmi Ümare büyük bir cesaretle saldırır bu müşrike ve atından düşürüp gebertir oracıkta… Yaralanır, umursamaz, kocasını oğullarını savaşa teşvik eder ve Resulullah’ın etrafında O’nu korumak için kenetlenirler. Oğlu yaralanır ve kendi elleriyle oğlunun yarasını sarar ve cihad meydanına gönderir. Bir ara Resulullah “İşte oğlunu yaralayan adam”der ve bir müşriki gösterir. Ümmi Ümâre kılıcıyla koşar ve o müşrikin bacağına vurup çökertir. Bu durum karşısında Resûlullah mübarek dişleri görünecek kadar gülümser. Yine Uhud; İbni Kamia adlı kâfir Resulullah’ı öldürmek için hücum edince, Ümm-i Ümare atının önüne geçer, atını durdurup İbni Kamia’ya saldırır, bu müşrikin üzerinde zırh olduğu için darbeleri pek tesir etmez ve Ümmi Ümare o müşrikin şiddetli bir hücumu ile boynundan ağır yaralanır. Ümm-i Ümare, bu savaşta oniki-onüç yerinden yaralanmıştır. Bunlardan en ağırı, İbni Kamia’nın, boynunda açtığı yaraydı.. Resulullah efendimiz onun için buyurmuştur ki: “- Uhud günü ne tarafıma baktıysam, hep Ümm-i Ümare, hep Ümm-i Ümare’yi gördüm.” Bir annedir o...
 

Bu konuyu görüntüleyen kişiler

Üst Alt